AABF Genel Kurulundaki polis tartışmasına Özlem Mirwald’dan yanıt: “Polisi ben çağırmadım”
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) seçimsiz genel kurulunda yaşananlara ilişkin açıklama yapan Özlem Kılıç Mirwald, polisi kendisinin çağırdığı yönündeki iddiaları reddetti. Mirwald, polis salona geldikten sonra görevlilerin yanına giderek uğradığını belirttiği fiziksel saldırıyı anlattığını söyledi.
Disiplin Kurulu Maddesini Protesto Ettiler
Mirwald, Merkez Disiplin Kurulu’nun feshedilmesine ilişkin dokuzuncu gündem maddesinin kaldırılmasını istediklerini belirtti. Bu talebin dikkate alınmaması üzerine oturma eylemi yaptıklarını ve düdük çalarak yönetimi protesto ettiklerini aktardı.
Genel kurulda bir kadın konuşmacının sözünün Divan tarafından kesilmesine ve kendisine yönelik aşağılayıcı ifadeler kullanıldığını söylediği olaya da itiraz ettiklerini ifade etti.
“Polis Geldikten Sonra Yanlarına Gittim”
Mirwald, polis salona gelmeden yaklaşık yarım saat önce bir kadının fiziksel saldırısına uğradığını öne sürdü. Bir güvenlik görevlisinin araya girdiğini, protestoya katılan başka bir kadının da saldırıya uğradığını belirtti.
Polisleri görünce yanlarına kendisinin gittiğini anlatan Mirwald, uğradığını söylediği saldırıyla ilgili şikâyetini iletmek istediğini ifade etti. Polislerin kendisinin ardından diğer kadını ve yönetimden bir kişiyi dinlediğini aktardı.
İddiaları Yayanlara İspat Çağrısı
Mirwald, AABF Genel Sekreteri’nin kendisine polisi çağırıp çağırmadığını sorduğunu ve “Ben çağırmadım” yanıtını verdiğini söyledi.
Hakkındaki iddiaları ve ağır ithamları reddeden Mirwald, bunları dile getirenlerden iddialarını kanıtlamalarını istedi. İtibarını zedelediğini düşündüğü açıklamalara karşı hukuki haklarını kullanacağını belirterek genel kurulda yaptığı protestonun arkasında olduğunu vurguladı.
(welgmedya.com)
Özlem Mirwald’ın facebook safyasından dün yaptığı açıklama şöyle:
KAMUOYUNA AÇIKLAMAMDIR
Dün gerçekleştirilen AABF seçimsiz Genel Kurulu’nda yaşananlarla ilgili kamuoyunda gerçeğe aykırı bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.
Bu nedenle bazı gerçekleri açık ve net biçimde ortaya koymak zorundayım.
Genel Kurul sırasında tüzüğe aykırı uygulamalara, bir kadın arkadaşımızın konuşmasının Divan tarafından bölünmesine ve kendisine yönelik kullanılan aşağılayıcı ifadelere karşı demokratik protesto hakkımızı kullandık.
Disiplin Kurulu’nun feshedilmesine ilişkin 9. gündem maddesinin gündemden kaldırılması talebimizin dikkate alınmaması üzerine oturma eylemi yaptık ve düdük çalarak yönetimin tutumunu protesto ettik.
Polisi ben çağırmadım!
Bu konuda en ufak bir tereddüdüm yok. Çünkü yaşananların tamamı benim gözümün önünde gerçekleşti.
Üstelik polis salona geldiğinde, yaklaşık yarım saat önce bir kadının fiziksel saldırısına uğramıştım. Olayın büyümemesinin tek nedeni, araya giren güvenlik görevlisinin müdahale etmesiydi. Aynı eylem sırasında başka bir kadın arkadaşımız da bir başka kadın tarafından saldırıya uğradı.
Polisleri görünce onların yanına ben kendim gittim ve açıkça:
“Madem geldiniz, size uğradığım saldırıyla ilgili şikayetimi ifade edeyim.”
dedim.
Bunun üzerine polis memuru benimle dışarıda daha rahat konuşabileceğimizi söyledi ve ben de dışarı çıktım.
Dışarıda polis memurları önce benden içeride yaşananlarla ilgili bilgi aldı. Ardından saldırıya uğrayan diğer kadın arkadaşımızı dinlediler. Daha sonra yönetimden bir kadın arkadaşımızdan da olaylarla ilgili bilgi aldılar. Sonrasında organizatörle görüşeceklerini söylediler ve yönetimden bir kişiyle de görüştüler.
Bütün bunlar yaşanırken Genel Sekreter, polisin duyacağı şekilde bana Almanca olarak:
“Sen mi çağırdın?”
diye sordu.
Ben de yine polisin duyacağı şekilde Almanca olarak açıkça:
“Ben çağırmadım.”
dedim.
Şimdi ise kamuoyuna benim polisi çağırdığım, hatta bunun üzerinden bana ve arkadaşlarıma “hain” ve “alçak” gibi ağır ithamlarda bulunulduğu ve bu iddiaların yayılmaya devam ettiği tarafıma ulaşmaktadır.
Buradan açıkça söylüyorum:
Polisi benim çağırdığımı iddia edenler bunu ispat etmek zorundadır!
Etrafınızda hukukçu olduğunu söyleyen birçok insan var.
O halde çok basit:
İspat edin!
Polisi ben çağırmış olsaydım, bunu saklamak için hiçbir nedenim olmazdı.
“Evet, polisi ben çağırdım.” derdim.
Ama çağırmadım.
Tam tersine, polis salona geldikten sonra, yaklaşık yarım saat önce saldırıya uğramış bir kadın olarak karşıma çıkan kolluk görevlilerine yaşadığım olayı anlatma hakkımı kullandım.
Bunu çarpıtıp bana karşı bir örgütsel veya siyasi araç haline getirmeye çalışmak gerçeği değiştirmez.
Ben dün Genel Kurul’da yaptığım her şeyin arkasındayım.
Divan’da hakaret ederek konuşan kişinin Divan’dan çıkarılmasını istedim.
9. gündem maddesinin gündemden kaldırılmasını istedim.
Tüzüğün uygulanmasını istedim.
Yanlış olduğunu düşündüğüm uygulamalara itiraz ettim ve etmeye de devam edeceğim.
Benim mücadelem kişilerle değil, hukuk, tüzük, demokrasi ve örgüt iradesi üzerinedir.
Bana yönelik gerçek dışı iddialarla kamuoyu oluşturulmasına ve şahsımın itibarsızlaştırılmasına bundan sonra sessiz kalmayacağım.
Hakkımda “polisi çağırdı”, “hain”, “alçak” gibi ifadeler kullanan, bu iddiaları yayan veya yayılmasına aracılık eden herkes hakkında hukuki haklarımı kullanacağım.
Bu açıklamayı tehdit etmek için değil, açık bir hukuki uyarı yapmak ve gerçeği kamuoyu önünde kayıt altına almak için yapıyorum.
Kim ne söylediyse arkasında dursun.
Kim ne iddia ediyorsa ispat etsin.
Ben korkmuyorum.
Vicdanım rahat.
Çünkü dün de bugün de ne yaptığımı ve neden yaptığımı çok iyi biliyorum.
Beni susturmak için hakkımda gerçek dışı iddialar üretmek, benim sözümü değil, bu iddiaları ortaya atanların tutumunu tartışılır hale getirir.
Ben buradayım.
Söylediklerimin ve yaptığım her demokratik hamlenin arkasındayım.
Çünkü ben dün de bugün de yanlış gördüğüm şeyleri düzeltmeye çalıştım. Yanlış gördüğüm hiçbir uygulamanın karşısında susmadım, susmayacağım.
Beni susturmak için hakkımda ne söylerseniz söyleyin, geri adım atmayacağım.
Dün nasıl dimdik durduysam, bugün de aynı yerdeyim. Söylediklerimin ve yaptığım her şeyin arkasındayım.
Saygılarımla
Özlem Mirwald

























































