Eva ve Ahmet’in avukatlarından açıklama: ‘Ahmet Polad derhal serbest bırakılmalıdır’
Gazeteci arkadaşımız Eva Maria Michelmann’ın serbest bırakılmasının ardından açıklama yapan avukatları, Eva’nın daha sonra uygun bir zaman gereken açıklamaları yapacağını belirtti. Yürütülen dayanışma kampanyasının sonucu olarak Eva’nın serbest bırakıldığının altını çizen avukatlar, kampanyanın devam etmesinin önemli olduğunun altını çizdi, “Ahmet Polad derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.
Gazeteci arkadaşlarımız Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’ın Almanya’daki avukatları, Eva’nın 19 Haziran’da Almanya’ya ulaşmasının ardından yazılı bir açıklama yaptı.
Eva’nın 152 günün ardından serbest bırakılmasının sürdürülen dayanışmanın bir başarısı olduğuna dikkat çeken avukatlar, Ahmet Polad’ın da derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti.
Avukatlar, Eva’nın Almanya’ya ulaşmasıyla ilgili şu bilgileri verdi: “19 Haziran 2026 sabahı Eva Maria Michelmann, Şam’daki cezaevinden ayrılabildi. Alman Büyükelçiliği’nden bir temsilci eşliğinde Amman’a uçtu; burada ailesi ve arkadaşları tarafından karşılandı ve aynı gün Berlin’e geçti.
Koşullar göz önüne alındığında sağlık durumu iyidir. Ancak bu temkinli ifade, tutukluluğun fiziksel ve psikolojik etkilerinin hafife alındığı anlamına gelmemelidir.”
EVA UYGUN BİR ZAMANDA AÇIKLAMA YAPACAK
Eva’nın uygun bir zamanda kaçırılışı, gözaltı koşulları ve Suriye geçiş hükümeti tarafından uluslararası hukuka aykırı biçimde alıkonulması hakkında bizzat açıklama yapacağını belirten avukatlar, “Onun serbest bırakılması bu davayı sona erdirmemektedir. Dayanışma sonuç verdi. Siyasi hesaplaşma ise hâlâ eksik” dedi.
Avukatlar, Eva ve Ahmet için yürütülen kampanyanın sonuç verdiğini, sorumluların Eva’yı serbest bırakmaya zorladığını belirtti ve ekledi: “Basında yer alan haberlere göre, Eva’nın tutuklanmasından kısa bir süre sonra Alman dış istihbarat servisi BND çalışanlarının kendisini ziyaret ettiği belirtilse de bu durum onun serbest bırakılmasını sağlamamıştır. Ancak gazetecilerin, arkadaşların, aile üyelerinin, hukuk bürolarının ve Kuzey ve Doğu Suriye/Rojava’daki kaynakların araştırmaları sayesinde, 23 Nisan 2026’da Alman Büyükelçiliği’nden bir temsilci Eva’yı Şam’daki bir cezaevinde ziyaret edebilmiştir.
Buna rağmen beş haftadan uzun bir süre boyunca düzenli konsolosluk desteği ve serbest erişim sağlanmamıştır.
29 Mayıs 2026’daki basın toplantısı ve uluslararası medya ilgisi kamuoyu baskısını önemli ölçüde artırmıştır. 2 Haziran’dan itibaren ek ziyaretlere ve aileyle telefon görüşmelerine izin verilmiştir.”
‘ALMAN HÜKÜMETİNE SERT ELEŞTİRİLERİMİZ VAR’
Suriye hükümeti, Eva’yı serbest bırakmayı ve Almanya’ya dönmesine izin vermeyi kabul ettikten sonra, bu süreci tehlikeye atmamak için kamuoyuna açıklama yapmaktan kaçındıklarını belirten avukatlar, Almanya Dışişleri Bakanlığı ile Şam ve Beyrut’taki Alman büyükelçiliklerinin çalışanlarına teşekkür etti.
Ancak avukatlar, konunun siyasi olarak ele alınma biçiminden dolayı Alman hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı’na sert eleştirileri olduğunu belirtti: “Alman hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı’nın, el-Şaraa rejimini rahatsız etmemek ve Şam ile siyasi, ekonomik ve geri gönderme politikalarına ilişkin ilişkilerini tehlikeye atmamak için güçlü siyasi müdahalelerden kaçındığı şüphesi ortaya çıkmaktadır.”
ALMAN DEVLETİNE ÖNEMLİ SORULAR SORULDU
Avukatlar, Alman devletinden şu sorulara yanıt vermesini istedi:
“Hangi Alman kurumları, aktif eylemleri ya da görev ihmalleri yoluyla tutukluluğun gizlenmesine katkıda bulundu?
Hangi kurum ne zaman tutuklamadan, gözaltı yerinden ve işkence iddialarından haberdardı?
Hangi koruyucu önlemler alınabilirdi ve neden alınmadı?”
20 Haziran’da yayımlanan Suriye Dışişleri Bakanlığı açıklamasının da sorumluları aklamadığına dikkat çeken avukatlar, şunları belirtti:
“Somut bir suçlama bulunmamaktadır.
Herhangi bir iddianame yer almamaktadır.
Dosya numarası verilmemektedir.
Yetkili mahkeme belirtilmemektedir.
Doğrulanabilir hiçbir kanıt sunulmamaktadır.
Eva ile birlikte gözaltına alındığı iddia edilen ‘üst düzey PKK üyesinin’ kim olduğu dahi belirtilmemiştir.”
‘AHMET POLAD BİR GAZETECİDİR’
Gazeteci arkadaşlarımız Eva Maria ve Ahmet’in özerk yönetimin koruması altında gazeteci olarak Rakka’da yasal biçimde bulunduklarını hatırlatan avukatlar, Ahmet Polad ile ilgili şunları belirtti:
“Gerçek adı Mehmet Nizam Aslan olan Ahmet Polad, Kürt gazeteci ve Türkiye vatandaşıdır.
2016 yılından bu yana ETHA haber ajansı ve Özgür TV için muhabir, yazar, sunucu ve program yapımcısı olarak çalışmıştır. Kurdistana Azad’da yayınlar yapmış ve Kuzey ve Doğu Suriye Özgür Medya Birliği’nin (YRA) üyesi olmuştur.
Kaçırılmasından kısa süre önce Rakka’daki kuşatma altındaki gençlik merkezinden son sesli mesajını göndermiştir: Bizi kuşatıyorlar. Alt kata indiler bile. Zaman kazanmaya çalışıyoruz.’
Suriye hükümeti şimdi Ahmet Polad’ı, adını dahi anmadan, sonradan ‘üst düzey PKK üyesi’ ilan etmektedir ve bunu destekleyen hiçbir kanıt sunmamaktadır. Gerçekte Ahmet Polad bir gazetecidir.”
‘YAŞAMI AÇISINDAN CİDDİ BİR RİSK BULUNDUĞU GÖZ ARDI EDİLEMEZ’
Avukatlar, Ahmet Polad’ın işkence gördüğünü, ağır yaralandığına dair bilgiler olduğuna dikkat çekti, “Ailesi, avukatları, bağımsız doktorlar ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi kendisine erişim sağlayana kadar, yaşamı açısından ciddi bir risk bulunduğu göz ardı edilemez” dedi.
“Aile ve avukatlarına göre, Türkiye’deki Erdoğan yönetimi ile Suriye geçiş hükümeti arasındaki yakın iş birliği nedeniyle Ahmet’in Türkiye’ye iade edilme riski bulunmaktadır” diyen avukatlar, böyle bir iade, yeni bir tutukluluk ve işkence riski doğurabileceğinden kesinlikle engellenmesini istedi.
Avukatlar şu taleplerde bulundu:
“Ahmet Polad’ın derhâl ve koşulsuz olarak serbest bırakılması.
Tutulduğu yerin, sağlık durumunun ve hukuki statüsünün derhâl açıklanması.
Ailesi, bağımsız avukatlar, doktorlar ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne engelsiz erişim sağlanması.
Türkiye’ye veya başka bir üçüncü ülkeye iade edilmeyeceğine dair bağlayıcı güvence verilmesi.
Gözaltı, nakil, sorgu ve tedaviye ilişkin tüm belgelerin korunması.”
‘BU BASKI ŞİMDİ SONA ERMEMELİDİR’
Eva ve Ahmet’in uluslararası hukuka göre de kayıt dışı bir şekilde alıkonulmasının suç olduğuna dikkat çeken avukatlar son olarak şunları belirtti: “Dayanışma işe yarıyor. Ancak bu baskı şimdi sona ermemelidir. Bu çaba Ahmet Polad’ın özgürlüğüne ve diğer tüm kaçırılan kişilerin korunmasına yöneltilmelidir.”
Foto: Arşiv
























































