Bern’de LGBTİ+’lara yönelik saldırılar protesto edildi
Faşist Türk devletinin LGBTİ+’lara dönük başlattığı saldırılar, saldırıları protesto eden sosyalistlere ve muhalif güçlere dönük gözaltı terörü İsviçre’nin Bern şehrinde protesto edildi.
Atılım-İsviçre
Bern’de LGBTİ+’lara yönelik saldırılar protesto edildi.
ADGB-İsviçre bileşenlerinden SYKP, İGİF, KUTÜSCH, CDK-S Bern, İDHF, İHDD, İTİF, ATİK İsviçre’nin çağrısı ile eyleme çok sayıda devrimci ve Şahmaran Kolektifi katıldı. Çağrıcılar adına Almanca ve Türkçe açıklamalar yapıldı.
Ayrıca Şahmaran Kollektifi adına yapılan açıklamada gelişmeler aktarıldı ve Bern’de İsviçre Federal Parlamentosu önünde LGBTİ+ örgütlerinin yapacağı protesto eylemine katılım çağrısında bulunuldu.
Çağrıcılar adına yapılan ortak açıklamada şunlar kaydedildi:
“Türkiye’de faşist baskılara karşı sesimizi yükseltiyoruz
“Türkiye’de AKP-MHP iktidarı, sosyalistlere, LGBTİ+’lara, Kürtlere, kadınlara,
demokratlara ve diğer tüm muhalif kesimlere yönelik baskı, gözaltı, tutuklama ve
şiddeti giderek artırıyor. Bu saldırılar münferit operasyonlar değildir. İktidar,
toplumsal muhalefeti bastırarak otoriter ve faşist yönetim biçimini kalıcılaştırmaya
çalışıyor.
“Son günlerde LGBTİ+’lara yönelik operasyonlar bunun en açık örneklerinden biridir.
‘Genel ahlak’ ve “müstehcenlik” gerekçeleriyle yürütülen operasyonlar 15 ile yayıldı;
162 kişi hakkında adli işlem başlatıldı, 9 LGBTİ+ derneği ve 13 işletme soruşturma
kapsamına alındı. Şimdiye kadar en az 31 kişi tutuklandı. Çok sayıda LGBTİ+
derneğinin, aktivistin ve dayanışma örgütünün internet sitesi ve sosyal medya
hesabına erişim engeli getirildi. Operasyonları protesto eden dayanışma eylemlerine
de polis müdahale etti; İstanbul ve Ankara’daki eylemlerde en az 126 kişi gözaltına
alındı.
“Bu saldırıların amacı yalnızca LGBTİ+ hareketini susturmak değildir. AKP-MHP
iktidarı, toplumu milliyetçi, muhafazakâr ve cinsiyetçi değerler etrafında yeniden
biçimlendirmeye çalışıyor.
“Aile, ahlak ve toplumsal düzen, söylemleri, farklı yaşam biçimlerini, özgürlükleri ve örgütlenme hakkını baskı altına almanın araçlarına dönüştürülüyor.
“LGBTİ+’lara yönelik saldırılar devam ederken sosyalistlere yönelik yeni bir polis
operasyonu başlatıldı. Çok sayıda sosyalistin evine baskın düzenlendi; aralarında SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz’in de bulunduğu ESP, Partizan, SMF ve Kaldıraç üye ve yöneticileri gözaltına alındı.
“Haftalardır Kürtlerin evleri de baskınlara hedef oluyor. HPG’nin yaşamını yitiren
üyeleri için düzenlenen taziyelere katılmak gerekçe gösterilerek insanlar gözaltına
alınıyor ve tutuklanıyor.
“Aynı dönemde CHP’den Yeni Parti’ye uzanan muhalefet hattındaki belediye
başkanları ve belediye meclis üyelerine yönelik tutuklamalar ve belediyelere yönelik
müdahaleler de devam ediyor.
“Bütün bunlar, Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne ilişkin yeni bir siyasal aşamanın
tartışıldığı bir dönemde yaşanıyor. Meclis’te Kürt sorununun çözümü açısından ilk
adım olarak değerlendirilen yasal düzenlemelerin gündeme geldiği bir ortamda,
iktidarın aynı anda muhalefeti zayıflatmaya ve toplumsal güçlerin örgütlü kapasitesini
kırmaya yönelmesi ciddi bir çelişkidir.
“Belli ki AKP-MHP iktidarı bu süreci, demokratikleşme ve barış yönünde ilerletmek
yerine, kendi iktidarını ve muhalefet üzerindeki baskısını güçlendirmek için
kullanmak istiyor. Oysa barış ile demokrasi birbirinden ayrılamaz. Kürt sorununun
demokratik çözümü, toplumsal muhalefetin susturulmasıyla; barış, LGBTİ+’ların,
kadınların, sosyalistlerin ve demokratların özgürlüklerinin bastırılmasıyla kurulamaz.
Bizler İsviçre’de yaşayan insanlar olarak Türkiye’de yaşananları yalnızca başka bir
ülkedeki gelişmeler olarak görmüyoruz. Avrupa’da yükselen aşırı sağ, ırkçılık,
militarizm, savaş politikaları ve otoriterleşme ile Türkiye’deki gelişmeler arasında
ortak eğilimler görüyoruz. İnsan hakları, demokrasi, barış ve özgürlükler sınırlar
içinde korunabilecek değerler değildir.
“Bu nedenle bugün Bern’de sesimizi yükseltiyoruz.
Türkiye’de faşizme, homofobiye, cinsiyetçiliğe, savaşa ve sömürüye karşı mücadele
edenlerle dayanışma içindeyiz. Demokrasi ve barış mücadelesinin ancak toplumsal
özgürlüklerin, eşitliğin ve halkların birlikte yaşam iradesinin güçlendirilmesiyle
kazanılabileceğine inanıyoruz.
“Faşizme, homofobiye, savaşa ve sömürüye karşı omuz omuza! Yaşasın enternasyonal dayanışma! Yaşasın halkların, emekçilerin ve ezilenlerin ortak mücadelesi!
Barışın, demokrasinin, insan haklarının, emeğin ve özgürlüklerin egemen olduğu bir
dünya kurulana kadar mücadelemiz devam edecek.”
























































