“Ya aşk” mı? | Temel Demirer
“Başımda, gözlerimde, iliklerimde sevda.
// Hiçbir şey benzemiyor aşka.”[1]
Mesele Halil Cibran’ın, “Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım,” diye betimlediği sorunsal ise, üzerine kafa yormaktan imtina edilmemesi gereken ehemmiyete haizdir.
Tam da bundan ötürü Diyojen’in, “İşsiz insanların işidir aşk”; Knut Hamsun’un, “Aşk akılıyı aptal yapar”; Paul Valéry’in, “Aşk, birlikte aptallaşmaktır”; Jean-Jacques Rousseau’nun, “Aşk insanı aptallaştırır”; Marcel Proust’un, “Aşk, karşılıklı bir işkencedir; Alexis Carrel’in, “Ancak zekânın durduğu yerde aşk yürüyebilir,” saptamalarına “Hayır” diyenlerdenim. Çünkü indimde “Sevda Devrimcidir, Aşk ise Devrim”![2]
Sevda deyince; suyun kayadan, sevginin de zorbalıktan güçlü ve yenilmez olduğunu unutmayın.
Attila İlhan’ın, “İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı,” dizelerindeki üzere o, koşulsuz bilinçli bir ısrardır; sevdanın kanıtı da, onu yaşamak ve bedelini göze almak; onunla tamamlanmak/ tanımlanmaktır.
Yani hesapsız kitapsız yaşama gerekli değeri içtenlikle vermektir; onun için gücünden vazgeçen güçlülüktür.
* * * * *
“Ya aşk” mı?
Ona dair “Aşkı hep arayan bulmaz. Bazen de aşk arar seni,” notunu düşer Yaşar Kemal…
Azalmayıp, çoğalandır aşk ve kalbinin sesini duyan tüm insanlara ait olandır.
Søren Kierkegaard’ın, “Hiçbir vakit aşkın ilk zamanları kadar güzel değildir. O öyle bir zamandır ki her buluşma, her bakış insanı mutlu edecek bir şeyler getirir”;[3] Henri Beyle Stendhal’ın, “Aşk mutluluğunu ne küçük şeylerde bulur!,”[4] notunu düştüğü aşk, devrimcidir.
“Bir devrimcinin sahip olduğu en önemli özellik aşktır,” diyen Ernesto Che Guevara’dan öğreneceğimiz çok şey var.
Örneğin onunla röportajında gazeteci Lisa Howard, “Bir devrimcinin sahip olduğu en önemli özellik nedir?” diye sorar. O, “Aşk” diye yanıtlar.
Howard şaşırır ve sorusunu tekrar etmekten kendini alamaz: “Aşk” mı?
Che’nin ikinci yanıtı, “İnsanlık aşkı, doğruluk ve adalet aşkı. Bunları taşımıyorsa benliğinde, gerçek bir devrimci değildir o,” olur.
O, aşkı bireyselleşmenin dar kalıplarından çıkarır ve içeriği itibariyle toplumsallaştırıp, “Sevgili dediğin güzelliğiyle seni kendine aşık eden değil, sana kendin olabilme şansını verendir,” derken de aynı gerçekliği ifade eder.
* * * * *
Özetle aşk kendini bilme, özgürleşme hâlidir. Bir tutumdur, bir kişilik yapısıdır.
Karl Marx, “Aşk insanı yeniden insan yapıyor,” diyerek, kapitalizme itirazla ve yeniden insanlaşmayla aşkın ilintisini kurup ekler: “Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir. Bir tutumdur. Kişinin yalnız bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır. Kişi yalnız bir tek kimseyi seviyor, başka her şeye karşı ilgisiz kalıyorsa sevgisi sevgi değil, genişletilmiş bencilliktir.”[5]
Evet, “Bir şeyi yapmak için onu çok sevmelisiniz. Bir şeyi sevmek için ona delicesine inanmalısınız,” uyarısıyla Che Guevara’nin altını çizdiği tam da budur.
Şüphesiz: Aşkı, kavgayı bilmeyen insan(lar)dan hayır gelmez! Çünkü sevdasız kavga, kavgasız da sevda ol(a)maz.
O hâlde “olağan” denilen yabancılaşmaya meydan okuyan aşkı heba etmeyelim; yeterince zor bulunuyor çünkü…
Aşk… O, ateş yakan, kocaman yangınlar çıkar(t)an bir kıvılcımdır; emek ve umut veren dayanışmadır.
Aşk çekinmenin olmadığı yerde vardır, göze alan cüretle müsemmadır. Ölçütleri para, sosyal konum, mevki değildir. Olsa olsa fırtınalara karşı durma cüretidir.
İş bu nedenle Bertrand Russell, “Aşktan korkmak, yaşamdan korkmak demektir ve yaşamdan korkanlar şimdiden üç kez ölmüşlerdir”; Krzysztof Kieslowski, “İnsanlığın ortak değerleri zannedildiği gibi din, dil, ırk, bayrak gibi kavramlar değil, acı, keder, sevinç, aşk gibi kavramlardır”; Simone de Beauvoir, “Aşkın sadece seni seviyorum demekten fazla bir şey olduğunu, gerçeği söylemeye çalışmanın da aşk olduğunu hissedebiliyor musun?”; Albert Camus, “Hiçbir şey vermeyenin hiçbir şeyi yoktur. En büyük felâket sevilmemek değil, sevmemektir,” derlerken ekler V. İ. Lenin:
“Kapital iktidarda kaldıkça, değil yalnız toprak, değil yalnız insan emeği, değil yalnız insan kişiliği, değil yalnız vicdan, değil yalnız aşk, değil yalnız bilim, her şey, her şey kaçınılmaz olarak alınıp satılacaktır
“Gerçek aşk, özgür bir erkek ile özgür bir kadın arasındaki ilişkidir.”
6 Mayıs 2026 15:01:14, Muğla.
N O T L A R
[*] Ümüş Eylül Kültür Sanat Dergisi, Yıl:16, No:61, Ekim Kasım Aralık 2026…
[1] Turgut Uyar.
[2] Bkz: i) Temel Demirer, “Sevda Devrimcidir, Aşk ise Devrim”, Güney Dergisi, No:115, Ocak Şubat Mart 2026… ii) Temel Demirer, “Cürretle Hayatı Kucaklar Sevda”, Ümüş Eylül Hapishane Dergisi, Yıl:11, No:43, Nisan-Mayıs-Haziran 2022… iii) Temel Demirer, “Aşkı -Devrimle- Kurtarın…”, Temel Demirer, “Aşkı -Devrimle- Kurtarın…”, Güney Dergisi, No:64, Nisan 2013… Üç Nokta Dergisi, Yıl:9, No:16, 2015… iv) Temel Demirer, “Aşk -İnsan(lık)a Dair- Her Şeydir!”, Temel Demirer, “Aşk -İnsan(lık)a Dair- Her Şeydir!”, Ümüş Eylül Dergisi, Yıl:7, No:26, Ocak, Şubat-Mart 2018… v) Temel Demirer, “Yine ve Hâlâ Aşk”, Gelecek Dergisi (Kıbrıs), No:78, Mart 2013… vi) Temel Demirer, “Aşkın Tanım(lar)ı”, Kaldıraç Dergisi, No: 246, Ocak 2022… vii) Temel Demirer, “Aşkın ‘Ne’liği”, Esmer Dergisi, No:77, Mart-Nisan 2013… viii) Temel Demirer, “İnsanî Mecburiyet(imiz)dir Aşk”, İnsancıl Dergisi, Yıl:31, No:379, Şubat 2022… ix) Temel Demirer, “İlle de, Israrla; Aşk Yeniden…”, Kaldıraç Dergisi, No:268, Kasım 2023… x) Temel Demirer, “Aşk, İlle de Aşk”, Temel Demirer, “Aşk, İlle de Aşk”, Kaldıraç Dergisi, No:268, Kasım 2023… xi) Temel Demirer, “Aşk (ve Sanat) İçin Ölmeli: Aşk (ve Sanat) İşte O Zaman Aşk (ve Sanat)”, Kaldıraç Dergisi, No:115, Kasım 2010… xii) Temel Demirer, “Aşk, Travma, Toplumsal İnşa veya Devrim, Kapitalizm, Sosyalizm”, İnsancıl Dergisi, Yıl:26, No:311, Haziran 2016… xiii) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Aşka ve Hayata Dair Tutkulu Dizeler”, Kaldıraç Dergisi, No:262, Mayıs 2023… xiv) Temel Demirer, “Aşkın ve Sanatın Hayatı (Yani Gezi/ Kızılay/ Gündoğdu Vd’leri)”, Patika Dergisi, No:83, Ekim-Kasım-Aralık 2013… xv) Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Mahpustan Aşka Dair Dizeler”, İnsancıl Dergisi, Yıl:35, No:421, Ağustos 2025… xvi) Temel Demirer, “Sanat ve Tiyatro ya da Aşk ve Hayat”, İnsancıl Dergisi, Yıl:33, No: 397, Ağustos 2023… xvii) Temel Demirer, “Sanat: Hayat, İnsan ve Devrim”, Patika Dergisi, No:75, Ekim-Kasım-Aralık 2011… xviii) Temel Demirer, “İnsanı İnsanlaştıran Değerler: Aşk, Sanat, Başkaldırı, Mücadele”, Güney Dergisi, No:86, Ekim-Kasım-Aralık 2018… xix) Temel Demirer, “Aşk ve Sanat”, Esmer Dergisi, No:53/7, Temmuz-Ağustos 2009… Yeni Kapı Dergisi, Temmuz 2009…
[3] Søren Kierkegaard, Kendinizi Sevmeyi Unutmayın, Aforizmalar, çev: Emre Murat Bozer, Aylak Adam Yay., 2016, s.85.
[4] Henri Beyle Stendhal, Parma Manastırı, çev: Samih Tiryakioğlu, Can Yay., 2000.
[5] Karl Marx, 1844 El Yazmaları: Ekonomi Politik ve Felsefe, çev: Kenan Somer, Sol Yay., 1993.

























































