Makaleler

Published on Eylül 30th, 2026

0

Eylül’e düşen zaman | Hilmi Toy


Nisan yağmurlarıyla ıslandı Eylül.

Gök gürledi, şimşekler çaktı. Yeryüzüne gülen güneş, apaydınlık günlere duyduğumuz özlemi bir anlığına da olsa dindirdi. Nisan deyip geçmeden, kapısını aralayan Eylül’e geldik.

Eylül işte…

Kimi zaman bir umut kapısı, kimi zaman inancın anahtarı, kimi zaman da direnmenin kendisi. Belki de bu yüzden bütün zamanların sevgilisi. Her şeye rağmen.

Fakat Eylül’ün yükü ağır. Sorumluluğun zirvesinde taşıdığı bir yük var. Zamanları savruk, yağmuru sereserpe, rüzgârı hazan. Dalları sancılı, bedeni yorgun, denizi dalgalı. Garbî rüzgârı çimenlerin üzerine düşerken, insana yalnızca sonbaharı değil, geçmişi de hatırlatıyor.

Biz Nisan’la kattık ömrümüze Eylül’ü.

Bu yüzden Eylül bizim için yalnızca takvimdeki dokuzuncu ay değil. Bir hesaplaşma, bir yenilenme ve yeniden yola koyulma zamanı.

Eylül yerinde durmuyor. Dokuz doğuruyor, dokuz doğurtuyor. Onuncu köyün yolunu arıyor. Ne var ki dokuzda dokuz, bir türlü On olmuyor. Çünkü bazı yolların sonu rakamlarla değil, dirençle ölçülüyor.

Engebeli yollara vuruyor kendini. Sarp kayalara, yüce dağlara, dalgalı denizlere… Bazen tökezliyor, bazen sağa sola savruluyor. Yorulup mecalsiz kaldığı, sararıp solduğu da oluyor.

Ama yürümekten vazgeçmiyor.

Bütün zamanları sırtında taşıyarak yürüyor. Alnı şafaklara değen günleriyle, geride bıraktığı acıları ve geleceğe taşıdığı umutlarıyla…

Tarih de böyle yazılıyor zaten. Bazen büyük başlıklarla, bazen küçük bir notla, bazen de sararan bir yaprak gibi tarihin defterine düşen bir cümleyle.

Biz Eylül’de doğduk.

Belki de bu nedenle Eylül’e her gelişimizde yalnızca yeni bir mevsime değil, kendi geçmişimize de bakıyoruz. Umutsuz zamanları ölümledik. Acıların, kayıpların ve yenilgilerin içinden geçerken umudu yeniden kurmaya çalıştık.

Çünkü biliyoruz: Umut yoksa yolun anlamı da eksiliyor.

Şimdi zamanda kıpkızıl bir çizginin üzerindeyiz. Hız gerekiyor. Ama yalnızca hız değil; o hıza yoldaşlık edecek bir irade, bir inanç ve direnç de gerekiyor.

Eylül tam da burada anlam kazanıyor.

Eylül’de duymak gerekiyor. Görmek, bilmek ve konuşmak…

Çünkü bazı zamanlar sessizce geçip gitmiyor. Bazı günler yalnızca yaşanmıyor; tanıklık gerektiriyor. Bazı mevsimler ise takvim yaprağından çıkıp insanın hafızasına yerleşiyor.

Eylül de onlardan biri.

Biliriz, günler mevsimliktir umutlar asla! 

Her şeye rağmen umudu diri tutmanın, inancı korumanın ve yeniden yola çıkmanın mevsimi.

Ad olanlar var Eylül’e, bir de adını verenler.

Kapısı açık.

Anahtarı elimizde.

Ve yol hâlâ önümüzde.


Hilmi Toy – 30.09.2026

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑