Kürdistan

Published on Temmuz 27th, 2026

0

Mannheim’da 14 Temmuz Direniş Şehitleri anıldı: Direniş ruhuna ve barış sürecine sahip çıkacağız”

Kürdistan Şehit ve Kayıp Aileleri Derneği (KOMAW), Mannheim Kadın Meclisi ve Mannheim Bölge Halk Meclisi’nin ortak organizasyonuyla, 14 Temmuz 1982 Diyarbakır Cezaevi Büyük Ölüm Orucu Direnişi’nde yaşamını yitiren Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek, Mannheim’da düzenlenen anlamlı bir programla anıldı.

Enver Enli / Mannheim

26 Temmuz Pazar günü gerçekleştirilen etkinliğe şehit aileleri, kurum temsilcileri, siyasi çevrelerden konuklar ve Mannheim’da yaşayan çok sayıda Kürdistanlı ile dostları katıldı. Programın sunumunu Cano Yıldız yaptı.

Anma, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Salondaki sessizlik, yıllardır taşınan acının, özlemin ve direnişin ortak hafızasına dönüştü.

Saygı duruşunun ardından KOMAW adına konuşan Ali Batman, 14 Temmuz 1982  Ölüm Orucu Direnişi’nin Kürt halkının özgürlük mücadelesindeki tarihsel yerini anlattı. Diyarbakır Cezaevi’nde ilk direniş kıvılcımının Mezlum Doğan’ın “Direnmek yaşamaktır” şiarıyla yakıldığını belirten Batman, bu direnişin daha sonra Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek’in ölüm orucuyla büyüyerek bir halkın hafızasına kazındığını ifade etti.

Batman, 55 gün süren ölüm orucunun ardından dört direnişçinin yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, onların bıraktığı mirasın bugün de özgürlük mücadelesine ışık tuttuğunu söyledi. Konuşmasının devamında barış ve demokratik toplum sürecine de değinen Batman, bu sürecin başarıya ulaşmasının toplumun sahiplenmesiyle mümkün olacağını belirterek özellikle şehit ailelerinin tarihsel sorumluluğuna dikkat çekti.

Programda daha sonra, 16 Mayıs’ta yaşamını yitiren Kawa Şengalî’nin ailesi adına teyzesi söz aldı. Duygusal anların yaşandığı konuşmada, şehit ailelerinin mücadeleyi aynı kararlılıkla sürdüreceği vurgulanarak, “Şehitlerimizin yolunda yürümeye devam edeceğiz. Onlarla gurur duyuyoruz. Başımız her zaman diktir ve dik kalacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

Yaklaşık otuz yıl Türkiye cezaevlerinde kalan Mamoste Osman Kapan ise konuşmasında 14 Temmuz Direnişi’nin yalnızca bir cezaevi direnişi olmadığını, halkın iradesini teslim almaya çalışan anlayışa karşı yakılan özgürlük meşalesi olduğunu söyledi. 12 Eylül askeri darbesinin baskı politikalarına rağmen direnişin büyüyerek devam ettiğini belirten Kapan, 14 Temmuz ruhunun 15 Ağustos Atılımı ile yeni bir aşamaya ulaştığını ifade ederek herkesi mücadeleye, barış sürecine ve demokratik toplum çalışmalarına sahip çıkmaya çağırdı.

Konuşmaların ardından 14 Temmuz Direniş Şehitleri’nin yaşamını ve mücadelelerini konu alan belgesel gösterildi. Gösterim boyunca salonda duygusal anlar yaşanırken katılımcılar sık sık “Şehîd Namirin”, “Biji Serok Apo” ve “Jin, Jiyan, Azadî” sloganları attı.

Programın sonunda 5 Eylül 2026 tarihinde Dortmund’da gerçekleştirilecek 34. Uluslararası Kürt Kültür Festivali için katılım çağrısı yapıldı. Festivalin ulusal birlik, kültürel dayanışma ve ortak mücadele açısından taşıdığı öneme dikkat çekilerek, Avrupa’da yaşayan tüm Kürdistanlılar festivale davet edildi.

Mannheim’daki anma programı, yalnızca 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi’ni ve onun öncü kadrolarını anmakla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda direniş geleneğinin, toplumsal hafızanın ve barış umudunun yeni kuşaklara aktarılmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.

Etkinlik, “Şehîd Namirin”, “Biji Serok Apo” ve “Jin, Jiyan, Azadî” sloganlarıyla sona erdi.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑