Makaleler

Published on Mayıs 26th, 2026

0

“Davacı CHP’li, davalı CHP’li, itirafçı CHP’li… | Hasan Aygün


CHP’deki taht kavgası yüzünden halk bir kez daha geriliyor.

Oysa bize gereken şey bu değil. Zaten yeterince zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Halkın açlık, yoksulluk, geçim ve barınma derdi var. Gençlerin geleceksizlik sorunu var. İşçinin emeği sömürülüyor, köylünün toprağı talan ediliyor, doğa sermayeye peşkeş çekiliyor. Ama bütün bunların yerine yine koltuk savaşları ve parti içi hesaplaşmalar gündem yapılıyor.

Bugün CHP içinde yaşanan kaosun temel nedeni demokrasi ya da halk çıkarı değildir. Sorunun özü, devlet içinde ve CHP üzerinden şekillenen güç ve çıkar kavgasıdır. Kurultay sürecinde yaşananlara bakıldığında da ortada tamamen demokratik bir yarış olduğu söylenemez. Kılıçdaroğlu’na karşı Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu çizgisi desteklenirken delegeler üzerinden yürüyen pazarlıklar, hizipleşmeler ve güç hesapları açık biçimde görüldü. Bugün dava açan da CHP’li, şikayet eden de CHP’li, ayrışan da yine CHP’lidir. Çünkü kavga halk için değil; parti ve devlet imkanları üzerinde söz sahibi olma kavgasıdır.

Bu nedenle taraflardan birini “ilerici”, diğerini ise “gerici” gibi göstermek büyük bir yanılgıdır. Bugün Özgür Özel tarafını destekleyen bazı sözde sosyalist çevreler, sırf mevcut iktidara karşı duruyor diye o çevrenin daha demokrat olduğuna inanıyor. Oysa çevrelerine bakıldığında eski MHP çizgisinden gelen ulusalcı, devletçi ve çıkarcı isimlerin yoğunluğu ortadadır. Aynı şekilde Kılıçdaroğlu çevresine bakıldığında da sistem içinde devre dışı kalmış eski ulusalcı odakların yeniden kendilerini var etmeye çalıştıkları görülmektedir. Yani iki tarafın da özünde halka gerçek anlamda demokratik ve emekçi bir düzen sunma niyeti yoktur.

Asıl sorun da burada başlamaktadır. Halkın gerçek öfkesi ve mücadele potansiyeli bu iç çekişmeler içerisinde eritiliyor, düzen siyasetinin sınırlarına hapsediliyor. Oysa yapılması gereken; AKP-MHP faşist rejimine karşı toplu, örgütlü ve her alanda mücadeleyi yükseltmektir. İşçinin, emekçinin, gençlerin, kadınların ve ezilen halkların taleplerini merkeze alan bağımsız bir halk hareketi olmadan bu düzen değişmeyecektir.

Bugün böyle bir hattın CHP içinden çıkması ise mümkün görünmemektedir. Çünkü hangi kanada bakılırsa bakılsın, hepsi farklı uluslararası güç odaklarıyla ilişki kurarak iktidar alanı açmaya çalışmaktadır. Bir tarafın ABD eksenli, diğer tarafın Avrupa merkezli destek arayışında olması gerçeği değiştirmiyor. Emperyalizmin farklı merkezlerinden medet uman hiçbir siyasi çizgi halkın gerçek kurtuluşunu sağlayamaz.

İki aydır CHP yönetimi sürekli yürüyüşler düzenliyor. Ama bu yürüyüşlerin merkezinde halkın gerçek sorunları değil, Ekrem İmamoğlu ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden yürüyen bir siyaset bulunmaktadır. Peki bir gün maden işçilerinin direnişinde en önde olduklarını gördük mü? Öğrencilerin barınma sorununa gerçek bir çözüm ürettiklerini gördük mü? Akbelen’de, Kazdağları’nda doğa talanına karşı halkın mücadelesini büyüttüklerini gördük mü? Türkiye’nin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sermayeye peşkeş çekilirken buna karşı gerçek bir halk hareketi örgütlediklerini gördük mü? Hayır.

Çünkü mesele halkın sorunlarını çözmek değil; Erdoğan karşıtlığı üzerinden düzen içi yeni bir iktidar alanı açmaktır. Oysa Türkiye’deki baskıcı düzen sadece bir kişinin değil, yıllardır halkı ezen devlet aklının ve sermaye düzeninin ürünüdür. Dün vardı, bugün de devam etmektedir.

Bana bazı dostlar “Sen hangi taraftasın?” diye soruyor. Açık konuşayım; ben iki tarafın da içinde değilim. Ne Özgür Özelciyim ne de Kılıçdaroğlucu. Çünkü bugün yaşanan şey halk adına verilen bir mücadele değil, düzen içi bir iktidar savaşıdır. Dün kurultay sürecinde yaşanan güç ilişkileriyle bir taraf yönetimi aldı, bugün ise diğer taraf ortaya çıkan krizi fırsata çevirerek yeniden partiyi dizayn etmeye çalışıyor. Ama özünde değişen bir şey yoktur.

Bu yüzden Alevilerin, sosyalistlerin ve devrimci demokratların görevi; düzen içi klik savaşlarında taraf olmak değil, halkın bağımsız örgütlü mücadelesini büyütmektir. Gerçek çözüm; düzen partilerinin arkasında saf tutmakta değil, halkın kendi öz gücünü yaratmasındadır.”


26.05.2026 / Hasan Aygün

Tags: , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑