CHP’ye saldırılar ve CHP içi çatışmalar | Aziz Tunç
CHP, mevcut Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğünü yıkabilecek en güçlü alternatif olduğu için muktedirlerin hedefi olmuştur. Bu nedenle CHP’ye yönelik saldırılar kesintisiz devam etmektedir. Görünen o ki Erdoğan, CHP’yi bir daha belini doğrultamayacak şekilde ezmek istemektedir.
CHP’nin bu zorba devleti kurduğu ve halklara büyük zulümler yaptığı tartışılmazdır. Ancak mevcut CHP’nin, demokratik duyarlılığı gelişmiş geniş bir kitle tarafından desteklendiği de bir gerçekliktir. Bu durum, CHP’yi sorunlu da olsa demokrasi mücadelesi açısından önemli kılmaktadır. CHP içindeki çatışmalar da bu nedenle ilgi çekici olmaktadır.
CHP içindeki çatışmaların başlangıcı, yakın geçmişte yaşananlar hatırlandığında görülecektir. Söz konusu 2019 yerel seçimlerinde CHP, Kürtler tarafından desteklenmiş ve seçimleri kazanması sağlanmıştır.
CHP’nin bu şekilde büyümesi, iktidarını kaybetmek istemeyen Erdoğan’ı ciddi biçimde rahatsız etmiş ve CHP’ye yönelik saldırıların gerekçesi yapılmıştır.
Bu gerekçeyle başlatılan saldırıların devam ettiği koşullarda CHP, 2023 yılında 38. Kongresi’ni yapmıştır. Yapılan kongrede K. Kılıçdaroğlu kaybetmiş, Ö. Özel grubu kazanmıştır. K. Kılıçdaroğlu bu durumu içine sindirememiş ve “sırtından hançerlendiğini” iddia ve ilan etmiştir.
Bu arada Özgür Özel, 2024 seçimlerinde Kent Uzlaşısı adıyla yine Kürtlerle iş birliği yaparak, ayrıca Erdoğan diktatörlüğüne karşı gelişen tepkileri etrafında toplayarak kitle desteğini artırmış ve CHP’nin büyümesine katkı sağlamıştır. Kılıçdaroğlu ise bu iddiasına dayanarak parti genel başkanlığını yeniden ele geçirmek için harekete geçmiş ve yeni bir saldırı cephesi açmıştır. Kılıçdaroğlu, normal bir kongreyle parti yönetimine gelemeyeceğini bildiği için başka yollar aramıştır.
Bu durum, Erdoğan ile K. Kılıçdaroğlu’nun ortak düşman olarak gördükleri CHP’ye karşı ittifak yapmalarının zeminini oluşturmuştur. Elbette bu ittifak için bir protokol yapılmamış olabilir. Ancak ortak amaç doğrultusunda birbirlerini destekledikleri ve birlikte hareket ettikleri açıktır.
Böylece Erdoğan, devletin imkânlarıyla CHP’ye yönelik saldırıları çeşitlendirerek ve yaygınlaştırarak sürdürürken, aynı zamanda kendisine bağladığı yargı eliyle CHP Genel Başkanlığının Kılıçdaroğlu’na teslim edilmesini sağlamıştır.
Bu saldırılarda Kılıçdaroğlu daha hevesli olmuştur. Çünkü Erdoğan, iktidarını sürdürmek için başka yöntemler geliştirme imkânına sahiptir. Ancak Kılıçdaroğlu’nun intikam alabileceği tek yer CHP’dir.
CHP üzerinde sürdürülen bu kavganın üç tarafı bulunmaktadır. Birincisi ve sürecin asıl yürütücüsü, devleti elinde tutan Cumhur İttifakı’dır. Çünkü devletin yargısı, polisi ve diğer imkânları olmadan bu saldırılar yürütülemez ve sonuç alınamazdı. İkinci taraf, devleti yönetenlerin hesaplarına hararetle ve şevkle hizmet eden Kılıçdaroğlu ve ekibidir. Üçüncü grup ise Özel-İmamoğlu ekibidir.
Aralıksız devam eden saldırılarda önemli bir noktaya gelinmiştir. Mevcut durumda CHP ikiye bölünmüş bulunmaktadır. Özgür Özel ekibi yeni bir parti kurmaya hazırlanırken, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını gasp ettiği eski CHP oy kaybetmektedir.
Gelinen noktada esas sorun şudur: Bu iki gruptan hangisi halklardan ve demokrasiden yana davranabilir? Bu gruplar bundan sonra ne yapabilir ve ne olursa halkların çıkarına olur? Öncelikle belirtmek gerekir ki Kılıçdaroğlu, politik hayatının hiçbir aşamasında demokrasiden, Kürtlerden, Alevilerden ve ezilenlerden yana olmamıştır. Kişisel kaprislerinin ve hırslarının esiri olacak kadar zaaf içinde olan, bugün Erdoğan’ın yönlendirdiği, yarın başkalarının yönlendirebileceği, iradesi zayıf bir kişiliktir. Daha ilginç olanı ise Kılıçdaroğlu’nun demokrasiye, halkların gücüne ve iradesine, uluslararası demokrasi mücadelesine inanmamasıdır. Seçim dönemlerinde kitlelerin, alışkanlıklarının esiri olarak CHP’ye oy vereceğini sanmaktadır.
Böylesine apolitik olan Kılıçdaroğlu’ndan halkların lehine hiçbir şey beklenmemesi gerektiği çok açıktır. Dolayısıyla o grubu, efendisi Erdoğan ve destekçisi Perinçek’le baş başa bırakmak gerekmektedir.
Buna karşın, kitlelerin haklı tepkilerini etrafında toplayan, nispeten demokratik değerlere daha yakın duran ve gittikçe güçlenen Özgür Özel ekibinin de temel politikalarının sorunlu olduğunu söylemek gerekir. Öte yandan izlediği tutarsız ve kararsız politikalar, halka güvenmek yerine burjuva politikalarıyla sorunların üstesinden gelmeyi düşünmesi ve CHP’nin klasik politikalarına sarılması, Özel grubuna güvenilmesini zorlaştırmaktadır. Ayrıca bu grubun hem Kılıçdaroğlu’nun günahlarına ortak olması hem de sosyopolitik konumu, tutarlı bir demokrasi mücadelesi yürütmesine engeldir.
Ayrıca bu iki grubun niçin birbiriyle çatıştığını anlamaya çalışmak, grupların niteliğinin de anlaşılmasını sağlayacaktır. Adı geçen iki grup arasındaki çatışma, politik boyutları olsa bile politik program farklılıklarından doğan bir çatışma değildir.
Üstelik bu gruplar birbirlerine karşıt oldukları için çatışmıyor, birbirleriyle daha avantajlı koşullarda uzlaşmak için kavga ediyorlar. Öyle olduğu içindir ki bu çatışmadan doğması istenen sonuç, her iki ekibin de klasik CHP çizgisinde birlikte hareket etmesidir. Karşılıklı küçük nüans ayarlarıyla bu grupların eski “dostluklarına” dönmeleri son derece mümkündür. Bundan önce defalarca olduğu gibi CHP bugün bölünür, yarın gruplar yeniden birleşerek eski yollarına devam eder. Çünkü taraflardan biri olan Kılıçdaroğlu zaten devletin aparatı durumundadır. Özel ise devlet tarafından onaylanmak için uğraşmaktadır.
Sonuç
Hâlbuki bu oyunun parçası olmadan oyunu bozmak mümkündür. Bunun için Özel-İmamoğlu grubu, ikircikli tutumundan vazgeçerek gerçek demokrasi güçleriyle birlikte mücadele etmenin yollarını aramalıdır.
Yakın dönem deneyimi bunun nasıl olacağını göstermektedir. Demokratik Kürt siyaseti, yaratıcı bir biçimde geliştirdiği Kent Uzlaşısı yöntemiyle destek sunarak CHP’nin kazanmasını sağlamıştır. Böylece CHP’nin üzerindeki ölü toprağı atılmış ve çıkış yolu gösterilmiştir.
Bugün gerekli esnekliği içeren politik bir programla demokrasi cephesi oluşturulabilir. CHP’li kitlelerin beklentilerinin gerçekleşmesi için de cumhuriyetin demokratikleştirilmesi gerekmektedir. Bunun için CHP’de köklü bir politik hesaplaşmanın yapılması zorunludur.
Bu nedenle Özgür Özel ekibi, CHP’de demokrasi için mücadele edenler varsa ve onları harekete geçirmek istiyorsa, ister ayrı bir parti kursun ister kurmasın, gerçekten demokratik bir tutum geliştirmek için bu tecrübeyi hesaba katmak zorundadır.
Bu gerçeklikten bakıldığında mevcut durum doğru değerlendirilerek demokrasi mücadelesinde önemli bir sıçrama yaratılabilir. Böyle bir sonuç bütün ezilenlere kazandıracaktır.
Aziz Tunç – 19.07.2026























































