Makaleler

Published on Mayıs 14th, 2026

0

Ezilenlerin devrimcileşmesi kurtaracaktır | Aziz Tunç


Mayıs ayında yaşanan katliamlar, direnişler ve devrimci mücadele deneyimleri üzerinden ezilenlerin örgütlü mücadelesinin tarihsel önemi vurgulanıyor; savaşlar, sömürü ve baskıya karşı çözümün devrimcileşmekten geçtiği ifade ediliyor.

Mayıs ayı hem Türkiye devrimci hareketi hem de Kürt özgürlük mücadelesi açısından şehitler ayı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca dünya halklarının özgürlük mücadelesi için de önemli bir aydır. Gerçi devrim, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinde bütün aylarda, yılın bütün günlerinde devrimcilerin kanı dökülmüştür. Özellikle 1960’ların sonlarından bu yana devrimcilerin, yurtseverlerin katledilmediği bir gün kalmadı. Bugün yaşayan her yetişkin insanın hatırasında bu katliamlara dair en az birkaç anı bulunmaktadır. Mayıs ayında yaşananlara bakıldığında, yürek sızısıyla bu gerçekler görülmektedir.

1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’nda, devletin resmî güçleri tarafından ve bütün dünyanın gözleri önünde işçiler ve emekçiler katledildi. Önceden planladıkları gibi bir otelin üst katına çıkarak 500 bin işçinin üzerine ölüm kustular.

O gün halkların gencecik evlatlarını katleden katiller, belki de bugün aramızda ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Hiçbir şey yapmamışlar, insanları katletmemişler, panzerlerle emekçileri ezmemişler gibi.

Aynı katiller, 6 Mayıs 1972’de üç devrimciyi; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı idam ederek katlettiler. Korkularının esiri olan canilerin, Ali Elverdilerin, Baki Tuğların acelesi vardı. Hızlıca idamları gerçekleştirdiler. Devrimcilerin göğe yükselen sloganları gecenin karanlığını çınlattı. Katiller ellerini ovuşturmuşlardır.

Tarih 9 Mayıs 1945. Halkların düşmanı faşist Hitler, milyonlarca insanın hayatına mal olan savaşı kaybetmiş ve intihar etmiştir. İnsanlığın kazandığı bu tarihi zafer, umut ve direnç kaynağı olarak hafızalara kazınmıştır.

13 Mayıs 2014’te Soma madenlerinde çalışan 301 işçi, uygunsuz çalışma koşullarının sonucu olarak, yani patronlar üç kuruş daha fazla kazansın diye katledildi. İşçiler, ölümcül koşullarda çalışmaya razı değillerdi, ama açlık da daha az ölümcül değildi. Her zorluğa dayandılar. Ama kan emiciler, işçilerin ölümünü önemsememiş, gerekli tedbirleri almamışlardı. Bir beş, üç on değil, 301 insan katledildi. Ve bunlar soyut sayılar değil; sevdikleri olan, sevilen insanlardı. Binlerce insan kan ağladı.

Bir başka yılın, 1974 yılının 13 Mayıs’ında Kürt halkının sesini duyurmak isteyen Kürt halkının kahraman evlatlarından Kürdistan’ın Gelini Leyla Kasım, dört arkadaşıyla birlikte idam edildi. Şehit Leyla Kasım, idama giderken yüzüğünü ablasına, kestiği bir tutam saçını annesine hatıra olarak göndermiş ve “Ey Reqîp” marşını söyleyerek celladını karşılamıştır.

1972 yılının 18 Mayıs’ında Diyarbakır’da işkencede İbrahim Kaypakkaya katledildi. İbrahim Kaypakkaya, bu devletin kirli, kanlı, sömürücü, sömürgeci ve soykırımcı kimliğini deşifre etmiştir. İbrahim Kaypakkaya da diğer bütün devrimcilerin yaptığı gibi, devrimi uzaklarda bir hayal olmaktan çıkarmış, günün görevi olarak ele almış ve yola koyulmuştu. Katiller, Denizlere ve Mahirlere yaptıkları katliamın bir başka biçimini, sır vermediği için İbrahim’e uyguladılar ve İbrahim’i katlettiler.

Yine 18 Mayıs 1977’de Antep’te PKK’li Haki Karer katledildi.

18 Mayıs 1982’de yine Diyarbakır Zindanı’nda Kürt halkının değerli evlatları, destansı bir direnişin sonucunda şehit oldular.

Görüldüğü gibi Mayıs ayı, Türkiye, Kürdistan, bölge ve dünya halkları için bir direniş ve mücadele ayı olmuştur. Şu anda da Ortadoğu, yaratılan savaşlarla kan revan içindedir. Başta Kürdistan olmak üzere Irak, Suriye, Ukrayna, Filistin ve İran çeşitli saldırılarla yıpratılmaktadır.

Üstelik bütün bunları yapanlar bir avuç tacizci, insanlık düşmanı katildir. Bunlar daha çok sömürsünler, semirsinler diye dünya ve bölge kan revan içindedir.

İşte tam da bu nedenle ve tam da bugün, halkların devrimcileşmesine ve devrimcilere ihtiyaç vardır. İşçilerin, emekçilerin, yoksulların, aç gezenlerin, evsizlerin, ezilen halkların, ezilen toplumların, kadınların, çocukların, gençlerin ve bilumum hakları gasp edilenlerin ayağa kalkmasına, devrimci olmasına ve devrimcilerle kucaklaşmasına ihtiyaç vardır. Bu nedenle dünyanın bütün ezilenleri ve devrimcileri, ilericileri, aydınları rollerini oynamak için sahaya inmelidirler. Örgütlenerek “Ne yapmalı, nasıl yapmalı?” sorusunun cevabını aramalı ve mutlaka en doğru cevabı bulmalıdırlar.

Tabii ki bütün ezilenler ile devrimciler, birlikte bu çirkefliği ortadan kaldırmak için birbirlerinin sesine, sözüne kulak vermeli ve gerekeni yapmaya koyulmalıdırlar. Bu ses, bu söz, dünyanın gerçek sahipleri olan ezilen çoğunluğun çığlığıdır. Bu çığlık boşlukta yankılanmayacak, bunca kötülük ilelebet devam ettirilemeyecektir. Bu düzenin alt edileceğini bilmek bir kehanet değil, mutlaka gerçekleşecek olan yegâne çözüm yoludur.

Devrimci güçlerin yenilgileri, mevcut koşullardaki yetersizlikleri, düzenin sahiplerine umut olmasın. Herkes bilsin ki dünyanın sonuç alma yeteneğine, gücüne ve enerjisine sahip olan politik güçler, ezilenlerin politik güçleridir. En fedakâr, en kararlı, en dürüst ve en önemlisi en haklı olanlar da onlardır. O nedenle devrimcilerden kaçmak, onlardan uzak durmak yapılabilecek en büyük yanlışlıktır. Tam tersine bugün, onlarla birlikte olmanın, onlarla birleşmenin günüdür.

Unutmayalım, savaşlar devrimci koşullar yaratmıştır ve ya devrimlerle savaşlar önlenmiştir ya da savaşlardan devrimler yaratılmıştır.

İnsanlığın kurtuluşunu sağlayacak olan o güzel insanlar, kayıplara karışmadılar. Direnerek varlıklarını sürdürmektedirler. Onların yeniden geleceğinden korkan egemenler, yeni kuşakların devrimcileşmesini önlemek için her türlü hileye, oyuna ve tuzağa başvurmaktadırlar. Yeni manipülasyonları da “Z kuşağı” çarpıtmasıdır. “Z kuşağı aşağı, Z kuşağı yukarı” türünde tevatürler üreterek dönemin gençliğini devrimcileşmekten uzak tutmak istemektedirler. Ezilenlerin gençliği bu tuzaklara düşmeyecektir. Onlar, toplumun büyük kısmının yoksulluğu üzerinde dünyaya hâkim olan haramilerin saltanatını alt edecek olanlardır.


Aziz Tunç – 14.05.2026

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑