AVEG-KON’dan ırkçılığa, savaşa ve göçmen karşıtı politikalara karşı ortak mücadele çağrısı
AVEG-KON, Köln’de gerçekleştirdiği Temsilciler Kurulu toplantısı ve Örgütlenme Çalıştayı’nda, Avrupa’da yükselen ırkçılığa, savaş politikalarına ve göçmenlere yönelik saldırılara karşı ortak mücadelenin büyütülmesi ve örgütsel çalışmaların güçlendirilmesi kararı aldı.
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON), 10-11 Ekim 2026 tarihlerinde Almanya’nın Köln kentinde dönemsel Temsilciler Kurulu toplantısını ve 10. Kongre kararı doğrultusunda Örgütlenme Çalıştayı’nı gerçekleştirdi.
İki gün süren toplantılara Almanya, Fransa, İsviçre, İngiltere, Avusturya, Belçika ve Hollanda’dan federasyon ve dernek yönetim kurulu üyeleri ile delegeler katıldı.
Toplantılarda Avrupa’daki güncel politik gelişmeler, emperyalist savaş ve saldırganlık politikaları, ırkçılık ve faşizmin yükselişi, göçmenlere yönelik hak gaspları, Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmeler, kadın özgürlük mücadelesi ve konfederasyonun örgütlenme sorunları ele alındı.
Yayımlanan sonuç bildirgesinde, politik mücadelenin güçlendirilmesi ve örgütsel çalışmaların geliştirilmesi amacıyla alınan kararlar kamuoyuyla paylaşıldı.
Temsilciler Kurulu dört temel gündemi değerlendirdi
AVEG-KON Temsilciler Kurulu, 10. Kongre sonrasındaki dönemin politik mücadele görevleriyle ilişkilenme düzeyini, önümüzdeki dönemin mücadele görevlerini, politik kampanyaların örgütlenmesini ve kadın özgürlük mücadelesiyle ilişkilenme düzeyini değerlendirdi.
Toplantının önemli gündemlerinden birini, “Avrupa’da ırkçı-faşist hareketin yükselişi ve göçmenlere yönelik saldırı ve politikalara karşı mücadele” başlıklı politik kampanyanın hazırlanması oluşturdu.
Temsilciler Kurulu, yürütülen tartışmalar sonucunda emperyalist savaş politikalarına karşı mücadelenin yükseltilmesi, yerli ve göçmen emekçilerin ortak hareketinin geliştirilmesi ve Avrupa ülkelerinde birleşik mücadele platformlarının güçlendirilmesi yönünde kararlar aldı.
Emperyalist savaş politikalarına karşı mücadele büyütülecek
Sonuç bildirgesinde, emperyalist saldırganlığın giderek arttığı, emperyalist güçler arasındaki çelişki ve çatışmaların derinleştiği ve üçüncü bir emperyalist paylaşım savaşı tehlikesinin büyüdüğü değerlendirmesi yapıldı.
Bu koşullarda ezilen halkların isyan ve direnişlerini sahiplenmenin, işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesini büyütmenin ve enternasyonal dayanışmayı güçlendirmenin temel görevler arasında bulunduğu belirtildi.
Bildiride, ABD öncülüğündeki NATO güçlerinin İran’a yönelik saldırılarını sürdürdüğü, Venezuela’da Maduro’nun alıkonulmasıyla ortaya çıkan yöntemlere başvurulduğu, Küba’ya yönelik ekonomik ambargonun yoğunlaştırıldığı ve saldırı tehditlerinin arttığı savunuldu.
İsrail devletinin Filistin halkı başta olmak üzere Lübnan ve İran halklarına yönelik saldırılarına da dikkat çekilen bildirgede, Batılı emperyalist devletlerin bu politikalara destek verdiği vurgulandı.
Batılı devletlerin demokrasi söylemleriyle yürüttükleri politikalar arasında büyük bir çelişki bulunduğu ifade edilerek ekonomik ambargolar, artan silahlanma bütçeleri, ırkçılığın ve faşizmin meşrulaştırılması ve zorunlu askerlik uygulamaları savaş hazırlıklarının parçaları olarak değerlendirildi.
AVEG-KON, bütün bu gelişmeler karşısında emperyalist savaş karşıtı hareketin içerisinde güncel taleplerle yer alacağını açıkladı.
Konfederasyonun örgütlü bulunduğu ülkelerde savaş karşıtı platformların kurulması, mevcut platformların aktif hale getirilmesi ve emperyalist saldırganlığa karşı ortak eylemlerin geliştirilmesi için çalışmalar yürütüleceği belirtildi.
Avrupa’da ırkçılığa ve göçmen karşıtı politikalara karşı kampanya
Temsilciler Kurulu, Avrupa ülkelerinde işçi ve emekçilere, kadınlara, gençlere ve göçmenlere yönelik ekonomik, sosyal ve politik saldırıların giderek ağırlaştığını değerlendirdi.
Bildirgede, bu saldırılar karşısında farklı ülkelerde gelişen grevlerin, protestoların, sokak gösterilerinin, iş yeri işgallerinin ve direnişlerin toplumsal hoşnutsuzluğun göstergesi olduğu ifade edildi.
Fransa’da liseli öğrencilerin boykot ve blokaj eylemleri, kamu emekçilerinin ve işçilerin grev çağrıları, Almanya’da ırkçı-faşist Almanya için Alternatif’in (AfD) eyalet seçimlerindeki yükselişine ve göçmen karşıtı politikalarına karşı gerçekleştirilen antifaşist gösteriler bu mücadelelerin örnekleri arasında gösterildi.
İsviçre’de göçmen ve mültecilere yönelik geri gönderme uygulamalarına karşı gelişen mücadelelere ve İspanya’da konut hakkı için yürütülen eylemlere de dikkat çekildi.
AVEG-KON, Avrupa’da artan ırkçılık, silahlanma ve militarizasyonun yanı sıra sosyal hak gasplarının, mülteci ve göçmen düşmanlığının, Interpol üzerinden yürütülen arama ve tutuklamaların, geri iade politikalarının ve mültecilik yasalarındaki kısıtlamaların emekçilere yönelik saldırıların önemli parçaları haline geldiğini belirtti.
Bu politikalara karşı yerli ve göçmen emekçilerin ortak mücadelesinin sınıf kardeşliği ve halkların dayanışması temelinde geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Temsilciler Kurulu, bu değerlendirmeler doğrultusunda “Avrupa’da ırkçı-faşist hareketin yükselişi ve göçmenlere yönelik saldırı ve politikalara karşı mücadele” başlıklı politik kampanyanın örgütlenmesini kararlaştırdı.
Kampanyanın konfederasyonun örgütlü bulunduğu bütün ülkelerde yürütülmesi, her ülkenin güncel mücadele talepleriyle birleştirilmesi ve yerel politik gelişmeleri de kapsayacak biçimde ele alınması kararlaştırıldı.
Hayat pahalılığına ve sosyal hak gasplarına karşı dayanışma
Bildiride, temel tüketim maddelerine yapılan yüksek zamların, artan kiraların, gaz ve elektrik faturalarının işçi ve emekçilerin yaşam koşullarını ağırlaştırdığı belirtildi.
Kötüleşen yaşam koşullarına karşı gelişen grevlerin, protestoların ve direnişlerin giderek yaygınlaştığına işaret edildi.
AVEG-KON, bu mücadelelerin gelişmesi ve güçlendirilmesi için örgütlü bulunduğu alanlarda dayanışma faaliyetleri yürüteceğini açıkladı.
Konfederasyon, ekonomik ve sosyal sorunların sorumluluğunu göçmenlere yükleyerek onları günah keçisi ilan eden politikalara karşı halkların kardeşliği ve ortak mücadelesi anlayışını yükselteceğini bildirdi.
Kürt halkının kolektif haklarının anayasal güvenceye alınması istendi
Temsilciler Kurulu’nda Türkiye ve Kürdistan’daki politik gelişmeler de kapsamlı biçimde ele alındı.
Sonuç bildirgesinde, Türkiye’de Kürt halkına, farklı ulusal ve inançsal topluluklara, işçi ve emekçilere, kadınlara ve gençlere yönelik baskıların “çözüm süreci” atmosferinde devam ettiği belirtildi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üzerindeki baskılar örnek gösterilerek, devletin devrimci ve demokratik güçleri etkisizleştirmeye çalıştığı savunuldu.
Grevdeki işçilere, direnişteki kadınlara ve temel hakları için sokağa çıkan gençlere yönelik saldırıların sürdüğü vurgulandı.
Türkiye’de ekonomik krizle birlikte derinleşen yönetim krizinin Saray rejimini sarstığı belirtilen bildirgede, burjuva muhalefetin de mevcut egemenlik ilişkilerini devam ettirecek yeni arayışlara yöneldiği değerlendirmesi yapıldı.
İşçi sınıfının ve ezilenlerin günlük direnişlerinin seçimlere endekslenerek pasifleştirilmeye çalışıldığı ifade edildi.
Kürt sorunu konusunda ise yüz yılı aşkın süredir devam eden inkâr politikalarının, Kürt diline yönelik yasakların, katliamların ve ırkçı baskıların sonuçlarının ortadan kaldırılmadığı belirtildi.
İktidarın Kürt halkının kolektif kimliğini ve haklarını tanıyacak anayasal ve yasal düzenlemeler yapmaya yanaşmadığı, “Kürtçe eğitim dili olamaz” yaklaşımını sürdürdüğü vurgulandı.
AVEG-KON, Kürt halkının kolektif demokratik haklarının tanınmasını ve anayasal güvenceye alınmasını güncel politik mücadelenin somut görevlerinden biri olarak değerlendirdi.
Kürt halkının ulusal demokratik haklarının, başta konfederasyon olmak üzere Avrupa’daki göçmen örgütlerinin birleşik politik çalışmalarının temel gündemlerinden biri olması gerektiği belirtildi.
Konfederasyon, Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmelere yönelik çalışmalarını sürdüreceğini, devletin baskı ve saldırılarını sokak eylemleriyle teşhir etmeye devam edeceğini açıkladı.
İşçi ve emekçilerin grev ve direnişleriyle enternasyonal dayanışmanın güçlendirilmesi, birleşik platformların harekete geçirilmesi ve Avrupalı devletlerin Türkiye’deki rejime sağladığı siyasi, askeri ve ekonomik desteğin Avrupa halkları nezdinde mücadele konusu yapılması kararlaştırıldı.
Kadın özgürlük mücadelesinde örgütsel eksiklikler eleştirildi
Temsilciler Kurulu’nun bir diğer gündemini kadın özgürlük mücadelesi (KÖM) kapsamında yürütülen çalışmalar oluşturdu.
Bildirgede, Avrupa’nın birçok ülkesinde kadınların erkek egemenliğine ve şiddete karşı sokaklara çıktığı, farklı ülkelerde kendi özgün talepleri etrafında mücadelelerini sürdürdüğü belirtildi.
AVEG-KON’un iki ayda bir gerçekleştirdiği toplantılarda ve güncel politik çalışmalarında kadın özgürlük mücadelesinin gündemlerini ele aldığı, bu alanda çeşitli eylem ve etkinlik kararları aldığı ifade edildi.
Toplumsal erkeklikle yüzleşme, devletlerin kadın bedeni üzerindeki politikaları, kürtaj yasakları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü çalışmaları bu faaliyetler arasında sıralandı.
LGBTİ+ mücadelesiyle dayanışmanın geliştirilmesi ve kurumlarda kadınların kendi çalışmalarını yürütebilecekleri kadın odalarının açılması yönündeki kararlar da hatırlatıldı.
Ancak federasyon ve dernek yönetim kurullarının alınan bu kararları hayata geçirmekte yetersiz kaldığına dikkat çekildi.
Kadın özgürlük mücadelesiyle ilişkilenmede ortaya çıkan zayıflıkların konsey toplantılarında gündeme getirilmesine rağmen yeterli sonuç alınamadığı belirtildi.
Bildiride, erkek egemen yaklaşımların ve pratik sınırlılıkların aşılması gerektiği vurgulandı. Temsilciler Kurulu’nun bu eksiklikleri eleştirel biçimde değerlendirdiği ve kolektif bir iradenin geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaştığı aktarıldı.
Ayrıca Şubat 2027’de Paris’te gerçekleştirilecek Dünya Kadın Konferansı’nın Avrupa Konferansı hazırlıkları da ele alındı.
Fransa’da faaliyet yürüten ACTIT derneğinin konferans çalışmalarına ilişkin pratik görevlerini üstlenerek hazırlık sürecine katkı sunacağı belirtildi.
Örgütlenme Çalıştayı’nda kurumsal sorunlar tartışıldı
Temsilciler Kurulu toplantısının ardından gerçekleştirilen Örgütlenme Çalıştayı’nda, AVEG-KON’a bağlı federasyon ve derneklerin örgütlenme düzeyi, kurumsal işleyişi ve politik mücadeledeki rolü değerlendirildi.
Çalıştayda, kurumlaşma ve örgütlenme sorunları ile çözüm önerileri, politik mücadelede ajitasyon ve propaganda araçlarının kullanımı ve bu araçların geliştirilmesi başlıkları ele alındı.
“Örgütlenme Sorunlarımız ve Çözüm Önerileri” başlıklı sunum çerçevesinde gerçekleştirilen tartışmalarda, mevcut örgütlenme düzeyinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Yerel kurum temsilcileri, yürüttükleri sosyal, siyasal ve eğitsel çalışmalar hakkında sunumlar yaptı.
Sunumların ardından göçmenlerin yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları sorunlar, sosyal, siyasal ve kültürel gelişimlerinde kurumların rolü ve kurumsal faaliyetlerin içerik bakımından güçlendirilmesi konuları tartışıldı.
AVEG-KON, kurumların kuruluş ve varoluş amaçlarından uzaklaşmamasının, politik gelişmelere müdahalede bulunmasının, mevcut kitleyle ilişkilerini canlı tutmasının ve yeni kesimlere ulaşmasının önemine dikkat çekti.
Göçmenler için “ikinci adres” olma iddiasının güçlendirilmesi gerektiği belirtilerek dernek yönetim kurullarının ve komisyonların kurumsal çalışmaları geliştirecek bir vizyonla hareket etmesi istendi.
Yönetimlerin bu faaliyetlere emek ve enerji katacak biçimde örgütlenmesi, dönemsel üye kazanma çalışmalarının planlı, etkin ve içeriğine uygun şekilde yürütülmesi gerektiği ifade edildi.
Merkezi kararların yerellerde hayata geçirilmesi istendi
Örgütlenme Çalıştayı’nda merkezi kararların uygulanması ile yerel federasyon ve derneklerin bu kararlarla ilişkilenme düzeyi önemli bir tartışma konusu oldu.
Politik mücadele görevlerinin yerine getirilmesinde konfederasyon merkezi ile yerel örgütler arasında işlevsel bir ilişkinin korunması gerektiği vurgulandı.
Ortak politik reflekslerin geliştirilmesi, eş zamanlı eylemlerle siyasi etkinin artırılması, merkezi çağrılara uyulması ve alınan kararların hayata geçirilmesinin hayati önemde olduğu belirtildi.
Ancak konfederasyona bağlı kurumların bu konudaki durumunun eşitsiz olduğu ve bazı alanlarda kararların yeterince uygulanamadığı ifade edildi.
Bildiride, bu eksikliklerin yalnızca örgütsel güç ve olanakların yetersizliğiyle açıklanamayacağına dikkat çekildi.
Bazı politik gelişmeler karşısında sınırlı sayıda insanla gerçekleştirilecek eylemlerin bile önemli bir siyasi etki yaratabileceği belirtildi.
Bu kapsamda “Eva ve Ahmed’e özgürlük” kampanyası örnek gösterildi. Sınırlı sayıda eylemciyle gerçekleştirilen çalışmaların da politik hareketlilik ve etki yaratabileceği ifade edildi.
Dernek yönetimlerinde kolektif çalışma güçlendirilecek
Çalıştayda, konfederasyona bağlı kurumların gerçek anlamda birer çekim merkezi haline gelmesinin görünür ve sürekli çalışmalar yürütülmesine bağlı olduğu vurgulandı.
Bu hedef doğrultusunda bütün kurumsal yapıların yönetimlerinin işlevsel hale getirilmesi gerektiği belirtildi.
Çalışmaların planlanmasından karar alma süreçlerine kadar bütün yönetim kurulu üyelerinin aktif katılımının sağlanmasının önemine işaret edildi.
Kurumsal işleyişin bütün mekanizmalarında kolektivizmin geliştirilmesi gerektiği ifade edilerek yönetim kurullarının düzenli toplanması, toplantı gündemlerinin önceden belirlenmesi ve gerekli hazırlıkların yapılması istendi.
Dernekler bünyesinde oluşturulan komisyonların ve periyodik üye toplantılarının düzenli işlemesinin kolektif çalışmanın temel koşullarından biri olduğu belirtildi.
Üye toplantılarının kuruma aidiyet duygusunu ve sahiplenmeyi güçlendirdiği, üyelerin görev ve sorumluluk üstlenmesine olanak sağladığı vurgulandı.
Eşbaşkanların ve yönetim kurullarının, komisyonları işletebildikleri ve bu komisyonlarla eşgüdümlü çalışabildikleri ölçüde başarılı olabilecekleri kaydedildi.
Her işe bizzat yetişmeye çalışan, görev dağılımı yapamayan, komisyonları denetleyerek etkinleştiremeyen bir yönetim kurulunun başarılı sayılamayacağı ifade edildi.
Yaşanılan ülkelerin sınıf mücadelesine katılım artırılacak
Çalıştayda, kurumların politik gelişmeler karşısında hızlı ve etkili tutum almasının kitlelere ulaşmada belirleyici olduğu belirtildi.
Geçmişte hızlı politik reflekslerle kitlelerin harekete geçirildiği başarılı örneklerin analiz edilerek yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı.
AVEG-KON, örgütlü bulunduğu Avrupa ülkelerindeki sınıf mücadelesine katılım ve bu mücadelelerde göçmen emekçilerin taleplerini dile getirme konusunda belirli daralmalar yaşandığını kabul etti.
Bildirgede, toplumsal mücadelelerin birbirleriyle iç içe geçtiği günümüz koşullarında yaşanılan ülkelerin politik gündemlerine ilgisiz kalmanın doğru olmadığı belirtildi.
Türkiye ve Kürdistan’daki mücadelelerle daha fazla ilişkilenmenin, yaşanılan ülkelerdeki mücadelelere katılmamanın gerekçesi yapılamayacağı vurgulandı.
Apolitik bir tutumla yaşanılan ülkelerin “yabancısı” olarak kalmanın konfederasyonun siyasi görevlerine katkı sunmayacağı ifade edildi.
Bu yaklaşım bildirgede, “İşçi ve emekçiler, kadınlar ve gençler savaşa, sömürüye ve şiddete karşı ayakta ve sokakta ise biz de aynı taleplerle sokakta olacağız” sözleriyle dile getirildi.
Yerel çalışmalar planlı ve hedefli yürütülecek
Örgütlenme Çalıştayı’nda yerel kurumlardan başlayarak daha güçlü bir örgütsel hareketlilik yaratılması gerektiği ifade edildi.
Bunun için federasyon ve derneklerin belirli dönemleri kapsayan çalışma planları hazırlaması kararlaştırıldı.
Planlamaların genel hedeflerle sınırlı kalmaması, somut ve ölçülebilir çalışmalar üzerinden yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Kitle çalışması ve üyelerle bağların geliştirilmesi bakımından her ay hangi kentte veya semtte kaç ev ziyareti gerçekleştirileceğinin, kaç sosyal ve siyasal etkinlik düzenleneceğinin önceden belirlenmesi önerildi.
Belirlenen görevlerin yönetimler ve üyeler arasında paylaştırılması, çalışmaların kolektif biçimde örgütlenmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
AVEG-KON, toplam örgütsel çalışmaların güçlü bir enerji ortaya çıkarabilmesinin yerel alanlardan geliştirilecek müdahalelerle mümkün olacağını belirtti.
Sosyal medya ve propaganda araçları daha etkin kullanılacak
Çalıştayda konfederasyona bağlı kurumların görünürlüğünün artırılması ve sosyal medya olanaklarının daha etkili değerlendirilmesi de ele alındı.
Sosyal medya kullanımında mevcut eksikliklerin devam ettiği belirtilerek farklı platformlarda daha profesyonel çalışmalar yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Her kurumun sosyal medya çalışmaları için sorumlu kişiler veya komisyonlar oluşturması önerildi.
Bildiride, politik tanıtımın ve toplumsal etki yaratmanın temel araçlarının eylem ve etkinlikler olduğu, ancak bu faaliyetlerin geniş kesimlere ulaştırılmasında sosyal medyanın önemli bir rol oynadığı ifade edildi.
Görsel afişlerin, çağrıların, bildirilerin ve diğer propaganda araçlarının daha yaygın biçimde kullanılması gerektiği belirtildi.
Bazen tek bir bildirinin bile çok sayıda insana ulaşarak önemli bir siyasi etki yaratabileceği hatırlatıldı.
AVEG-KON, politik çalışmalarda ajitasyon ve propaganda araçlarının daha etkin kullanılmasını örgütsel gelişmenin önemli görevlerinden biri olarak değerlendirdi.
Göçmenler için yeni kurumlar ve buluşma alanları oluşturulacak
Örgütlenme Çalıştayı’nda, göçmen emekçilerin bir araya gelebilecekleri yeni kurumların açılması perspektifinin korunması gerektiği belirtildi.
Konfederasyonun çalışmalarının bulunduğu kentlerde yeni kurumların oluşturulmasının, farklı göçmen kesimlerine ulaşma bakımından önemli olanaklar yaratacağı vurgulandı.
Kurumların yalnızca politik çalışmaların yürütüldüğü mekânlar değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel faaliyetlerin merkezi olması gerektiği ifade edildi.
Göçmen emekçiler için birer buluşma adresi olmayı hedefleyen kurumların gündelik yaşamın sorunlarına çözüm üretmesi, sosyal ilişkileri güçlendirmesi ve yeni insanları örgütlü çalışmalara katması gerektiği belirtildi.
Sosyal ve kültürel faaliyetlerdeki yetersizlikler aşılacak
Çalıştayda sosyal ve kültürel çalışmaların örgütlenmesinde önemli sınırlılıklar bulunduğu kabul edildi.
Buna karşılık, bu faaliyetleri düzenli biçimde gerçekleştiren ve çeşitlendiren kurumların gelişme kaydettiğine dikkat çekildi.
Kadınlara ve gençlere yönelik sosyal ve kültürel etkinliklerin çoğaltılması ve istikrarlı biçimde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Kadınların ve LGBTİ+’ların kurumsal faaliyetlere kendi talepleri, renkleri ve özgün çalışmalarıyla katılabilecekleri alanların yaratılmasının kadın özgürlük mücadelesinin öncelikli görevlerinden biri olduğu belirtildi.
Göçmen emekçilerin yaşadıkları ülkelerde karşılaştıkları dil engelleri ve sosyal sorunlar da çalıştayda ele alındı.
Dil bariyeri nedeniyle ortaya çıkan güçlüklerin çözümünü de kapsayan sosyal danışmanlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın devam ettiği ifade edildi.
Bu alanda komisyonların oluşturulması veya gerekli koşulların bulunduğu kurumlarda çalışan istihdam edilmesi gibi yöntemlerle somut adımlar atılması gerektiği belirtildi.
AVEG-KON, göçmenlerin gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunlara doğrudan müdahale edebilen kurumların toplumsal bağlarını güçlendireceğini değerlendirdi.
Gençlik çalışmaları yaygınlaştırılacak, yönetimler gençleştirilecek
Örgütlenme Çalıştayı’nda gençlik hareketinin artan kitleselliği ve biriktirdiği politik potansiyel de değerlendirildi.
Gençlik çalışmalarının geliştiği bu dönemde konfederasyona bağlı kurumlara duyulan ihtiyacın daha da arttığı belirtildi.
Kurumların yalnızca gündelik çalışmaların örgütlendiği merkezler değil, gençlerin bir araya gelebilecekleri buluşma alanları olarak da önemli olanaklar sunduğu ifade edildi.
Gençlerin kurum çalışmalarına aktif biçimde katılması, örgütlenme faaliyetlerinde deneyim kazanması ve sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgulandı.
Bu çerçevede kurum yönetimlerinin gençleştirilmesinin de örgütsel hareketlilik yaratacağı belirtildi.
Kadın ve gençlik etkinliklerinin düzenli aralıklarla gerçekleştirilmesinin, hedeflenen kitlelerle kalıcı ilişkiler kurulması bakımından olumlu sonuçlar yaratacağı ifade edildi.
AVEG-KON, gençlerin yalnızca etkinliklere katılan kişiler olarak değil, kurumsal faaliyetlerin planlanması ve yürütülmesinde sorumluluk alan özneler olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Göçmen emekçilerin yaşamına dokunmayan örgütlenme anlayışı eleştirildi
Sonuç bildirgesinin örgütlenmeye ilişkin değerlendirmelerinde, göçmen işçilerin ve ezilen kesimlerin gündelik yaşamından kopuk bir siyasi çalışma tarzının başarısızlığa mahkûm olduğu vurgulandı.
Göçmen emekçilerin toplumsal hayat içerisindeki sorunlarına, acılarına ve özlemlerine doğrudan temas etmeyen, günlük ilişki ve örgütlenme olanaklarını değerlendirmeyen çalışmaların kuruluş amaçlarından uzaklaşma tehlikesi taşıdığı belirtildi.
Örgütleyici ilişkilerin ikinci plana itilmesinin siyasi çalışmayı verimsizlik döngüsüne sürükleyeceği ifade edildi.
Bu nedenle kurumsal çalışmaların dönemsel siyasal ve örgütsel gelişim stratejilerine bağlı, planlı ve hedefli biçimde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
Toplantıların yalnızca genel değerlendirmelerle sınırlı kalmaması, her aşamada somut örgütlenme görevlerinin belirlenmesi ve bu görevlerin uygulanmasının denetlenmesi gerektiği belirtildi.
Örgütsel pratiğin yerinde ve zamanında değerlendirilmesi, sorunların gecikmeden ele alınması ve çalışmaların sonuçlarının denetlenmesi için işlevsel mekanizmalar oluşturulmasının önemine dikkat çekildi.
AVEG-KON, kurumsallaşma görevlerinde başarı düzeyinin yükseltilmesinin temel koşullarını; planlı çalışma, kolektif yönetim, somut hedefler, görev paylaşımı ve etkin denetim mekanizmalarının oluşturulması olarak sıraladı.
Ortak mücadele ve güçlü örgütlenme vurgusu
İki günlük toplantıların sonuç bildirgesinde, Avrupa’daki politik gelişmelere daha etkin müdahale edilmesi, ırkçı-faşist hareketlerin yükselişine ve göçmen karşıtı politikalara karşı ortak mücadele yürütülmesi, savaş karşıtı hareketin güçlendirilmesi ve yerli-göçmen emekçilerin dayanışmasının büyütülmesi temel hedefler olarak öne çıktı.
AVEG-KON, Türkiye ve Kürdistan’daki baskı politikalarına karşı çalışmalarını sürdürme, Kürt halkının kolektif demokratik haklarının tanınması için mücadele etme ve Avrupa devletlerinin Türkiye’deki rejime sağladığı desteği teşhir etme kararlılığını da yineledi.
Örgütsel alanda ise federasyon ve derneklerin işlevselliğinin artırılması, yönetim kurullarının kolektif çalışmasının güçlendirilmesi, kadın ve gençlik faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, sosyal ve kültürel çalışmaların çeşitlendirilmesi, yeni kurumların açılması ve göçmenlerle gündelik ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
Sonuç bildirgesinde, konfederasyonun politik ve örgütsel hedeflerine ulaşmasının; merkezi kararların yerel alanlarda hayata geçirilmesine, somut çalışma planlarının oluşturulmasına, örgütlenme görevlerinin kolektif biçimde üstlenilmesine ve çalışmaların düzenli denetlenmesine bağlı olduğu ifade edildi.

























































