..." /> Anlaşmada Kürt halkının ve ezilenlerin anlamlı bir kazanımı yok | Atılım Gazetesi̇

Makaleler

Published on Ağustos 8th, 2026

0

Anlaşmada Kürt halkının ve ezilenlerin anlamlı bir kazanımı yok | Atılım Gazetesi̇



Politik yaşamı kısa ve uzun vadede derinden etkileyecek olan “anlaşma metni”nde, Kürt ulusal varlığı ve ulusal demokratik hakları konusunda herhangi kabul yok. Yasa tasarısı, lafzıyla da ruhuyla da, PKK’nin, gerillanın tasfiyesi hedefinin gerçekleştirilme koşullarından ve kurallarından ibaret. Faşist inkarcı sömürgeciliğin herhangi bir suçuna tek bir dolaylı atıf bile içermiyor. Sanık sandalyesine oturtulan Kürt ulusunun haklı, meşru, ahlaki, zorunlu talepleri ve mücadelesidir.

Faşist kontrgerilla şeflerinden MHP başbuğu Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrıya, Kürt ulusal demokratik hareketi önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te “Barış ve Demokratik Toplum çağrısı”yla cevap vermesi temelinde başlayan uzlaşma süreci yeni bir aşamaya girdi. “Terörsüz Türkiye/terörsüz bölge” programıyla “Barış ve demokratik toplum” programını temsilen yürütülen görüşmelerde varılan uzlaşmayı ifade eden yasa tasarısı, bir başka ifadeyle “anlaşma metni” resmen açıklandı.

Politik yaşamı kısa ve uzun vadede derinden etkileyecek olan “anlaşma metni”nde, Kürt ulusal varlığı ve ulusal demokratik hakları konusunda herhangi kabul yok. Yasa tasarısı, lafzıyla da ruhuyla da, PKK’nin, gerillanın tasfiyesi hedefinin gerçekleştirilme koşullarından ve kurallarından ibaret. Faşist inkarcı sömürgeciliğin herhangi bir suçuna tek bir dolaylı atıf bile içermiyor. Sanık sandalyesine oturtulan Kürt ulusunun haklı, meşru, ahlaki, zorunlu talepleri ve mücadelesidir. Bu nedenle Öcalan’a ulusal demokratik mücadeleyle bağlı resmi bir statü tanınmaması; gerillanın ve tutsak gerilla gücünün savaşın bir tarafı olarak değil, “devlete silah çekip bölücü terör suçları işlemiş” tek tek bireyler olarak nitelenmesi de şaşırtıcı değil.

Faşist şeflik rejimi, ne 27 Şubat çağrısı sonrası Abdullah Öcalan’ın olmazsa olmaz dediği, ne de PKK 12. Kongresi kararlarında ifade edilen konularda da yasal meşruiyete dayalı en küçük bir taviz vermeye yanaşmamıştır. “Dönüşler için önce kanun çıkarma” geri adımını ise, uygulamayı “silahsızlanmanın tespit ve teyit edilmesi”, bunun MGK tarafından onaylanıp Resmi Gazete’de yayınlanması koşuluna bağlayarak “terörsüz Türkiye” plan ve taktikleriyle sürtünmesiz hale getirmiş, bir psikolojik savaş dezavantajına dönüşmesine izin vermemiştir. Hasta tutsaklar, kayyum, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, şartlı tahliye süresini tamamlayan tutsakların serbest bırakılması gibi yasal düzenleme gerektirmeyen konularda bile en katı faşist duruşu sürdürmüştür.

“Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi” adı verilen “özel ve geçici kanun” biçimindeki bu anlaşmaya Kürt halkının ulusal demokratik talepleri ve genel demokratikleşme açısından tarihsel politik anlamlar yüklemenin, kimi tarihsel kıyaslamaların ikna edici hiçbir verisi yoktur. İnkarcı sömürgeci Türk sermaye devleti ve faşist şeflik rejimi süreçle elde etmek istediklerini elde etmiş bulunuyor. Görüşmeler süreci devletin istediği içerik ve biçimde sonuçlanmıştır.

Tıpkı ulusal demokratik hakların tanınacağına veya inkardan geri adım atılacağına dair bir emare bulunmaması gibi, çıkarılacak yasada işçiler ve ezilenlerle bağlı genel demokratik hak ve özgürlükler konusunda hükümlerin de yer almadığı görülmektedir.

Ne yazık ki, öncesi bir yana, 21. yüzyılda ulusal devrimci ve ulusal demokratik talepli silahlı mücadeleyi sonlandırarak yapılan anlaşmaların en gerisiyle karşı karşıyayız.

Anlaşmanın ardından gelecek dönem, tüm politik iddiasına ve iyimserliğine rağmen yeni ulusal demokratik hareket için belirsizliklerle, ciddi tehditlerle yüklüdür. Daha bugünden PKK yöneticileri ve temel kadroları için “sürgün ve tecrit” kararı alınması; Abdullah Öcalan ve tutsakların bir bölümünün rehin olarak tutulmaya devam edileceğinin ilanı; birkaç yıl “denetim” ve “siyaset yasağı” şartlarına bağlı olarak serbest kalacak tutsakların ve gerillaların, süre bitiminde bugün hapishanelerde kurulan “iyi hallilik” çarkının kopyası bir çarktan geçirilecek oluşları yeterince uyarıcıdır. Faşist şeflik rejiminin kolektif ulusal haklar konusunda faşist, ırkçı saldırganlık içinde olacağı; Kuzey Kürdistan’da sömürgecilik tekelini elde tutma dışında, bunun genel olarak işbirlikçi tekelci kapitalizmin, özel olarak bin odalı Saray etrafında kümelenmiş lümpen burjuvazinin, işgücünün yağmalanması, emekçilerin azami soyulması ihtiyacının ve erkek egemenliğinin tahkiminin koşulladığı tipte bir faşist saldırganlıkla ele ele gideceği de neredeyse gözler önündedir.

PKK’nin değişik zorlu dönemeçlerden geçerek yeni kazanımlar elde ettiği, yeni mevziler kazandığı tarihsel bir gerçektir. Fakat bu, tüm durumlar ve koşullar için açıklayıcı olan bir genellik taşımaz. Tarihsel somutluklar içinde ele alınmayı gerektirir. Örneğin 2004’te zirveye ulaşan tasfiyeciliği durdurmayı başarmak, 15 Şubat sürecini tersine çevirmek, Bakur ve Türkiye’de siyasi durumu, toplumsal psikolojiyi değiştirmek gibi başarıları gerillasız, politik askeri mücadelesiz açıklamaya kalkmak nafile bir çaba olacaktır. Gerilla gücünden ve savaşımından yoksun olacak yeni ulusal demokratik hareketin dünden daha az bedelle daha büyük kazanımlar elde edeceği hayalini yaymak, anlaşmanın adil ve demokratik olmadığını inkar etmek, anlaşmayı övmek, Kürt halkına ve bölge halklarına gerçeği açıkça söylememek mücadeleye yalnızca zarar verecektir.

Türkiye-Kürdistan birleşik devriminin ve bölgedeki antisömürgeci, antifaşist mücadelenin şimdi yeni zorluklarla karşı karşıya kalacağı; nesnel koşullarla öznel koşullar arasındaki uyumsuzluğu gidermek için dünü aşan bir ideolojik netlik, siyasi kararlılık ve fedakarlık gücü gerekeceği tartışma gerektirmiyor. Siyasi kararlılığın ilk gereği mücadelenin tüm araç ve biçimleriyle politika yapma yönelim ve pratiğinde; ikinci gereği fiili meşru mücadeleye dayanan, işçilerin ve ezilenlerin tüm mücadele biçimlerinin meşruiyetini tanıyan bir birleşik mücadele cephesinin inşası görevinde somutlanıyor. Bu görevlerle etkin bir ilişki içinde, işçi sınıfı ve ezilenleri, özgürlük, adalet, kadınlara eşitlik ve halklara eşitlik mücadelesinde birleştirmek, örgütlemek ve savaştırmak için bir adım öne.


Seçtiklerimiz: Atlım Gazetesi – etha – 07.08.2026


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑