Güncel

Published on Ağustos 6th, 2026

0

Ayşegül Doğan: Yasa teklifi yeni bir dönemin ilk adımı

Gündemdeki gelişmelere ve sürece dair partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Meclise gelen yasa tasarısının nihai bir sonuç olmadığını ifade ederek, “İfade ve örgütlenme özgürlüğünden yerel demokrasiye, anadili haklarından toplumsal adalete kadar birçok talebin siyasal zeminde demokratik bir ortamda tartışılabilmesinin önünü açar” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Meclis Genel Kurulu’na sunulması beklenen çerçeve yasaya ilişkin DEM Parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Doğan, “Çerçeve yasa”, “kök yasa” gibi isimlerle anılan yasanın dün itibariyle Meclis’e geldiğini ifade eden Doğan partilerinin bu kanun teklifini imzaladığını söyledi. Doğan, “Dün Eş Genel Başkanlarımızın imzalardan sonra yaptığı ilk değerlendirmede de ifade ettiği gibi 86 milyon için önemli bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız ve bu sıradan bir imza değil, ortak geleceğimiz için atılmış bir imza” dedi.

‘YENİ BİR DÖNEMİN İLK ADIMI’

Bu imza ve yasa teklifinin yeni bir dönemin ilk adımı olduğunu belirten Doğan, şunları söyledi: “Yol uzun, yol meşakkatli, yol kolay değil. Geldiğimiz aşamada on yıllardır süren mücadelenin, ödenen bedellerin, yaşanan kayıpların, yürütülen müzakerelerin ve barış arayışlarının somut bir çıktısı ve sonucuyla karşı karşıyayız.”

‘HUKUKİ BİR İNŞA SÜRECİNİN İLK KAPISI ARALANDI’

Tarihsel bir dönemden geçildiğini ifade eden Doğan, şöyle devam etti: “Cumhuriyetin 2. yüzyılında geleceği birlikte inşa etme yolunda bütün bu adımlar atılıyor. O yüzden ortak mücadeleyi büyütmemiz, yan yana gelişleri artırmamız gerektiğini her defasında ısrarla vurguluyoruz. Bir gün, bir an ya da bir dönemle sınırlı olmayan siyasi ve hukuki bir inşa sürecinin ilk kapısı aralandı.

‘ELEŞTİRİLER SÜRECİ GÜÇLENDİRİR’

Eksiklerini elbette söyleyeceğiz, eleştirilerimizi tabii ki yapacağız. Önerilerimizle süreci güçlendirmeye çalışacağız. Hep söylediğimiz üzere eleştiriler, öneriler, yapıcı katkılar bu süreci zayıflatmaz; aksine güçlendirir, kalıcı hale gelmesi için gereken mekanizmaların ortaya çıkmasını sağlar.

Bu düzenlemenin nihai bir sonuç olmadığını, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için mücadelenin devam edeceğini ifade eden Doğan, “Bundan sonra tarihsel değerinin doğru anlaşılması ve uygulanması için ardından gelecek demokratik düzenlemelere tabii ki ihtiyacımız var. Nitekim buna doğrudan ve açık bir şekilde yasa teklifinin gerekçesinde de gönderme yapılıyor” dedi.

‘HUKUKİ BELİRSİZLİK SÜRMEMELİ’

Teklifin hukuki belirsizliği sürdürmemesi gerektiğine vurgu yapan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Teklif bir yol açıyor, ülkeye dönüş yolu açıyor. İnsanları onur kırıcı bir pişmanlık ilişkisine zorlamak yerine, dayatmacılık yerine, çatışmanın sona ermesinin hukuki sonuçlarını tanımlayan bir yasa teklifinden bahsediyoruz. Tabii ki ülkeye dönüşler yalnızca sınırı geçip gelmek değil. Elbette bunun da gerekleri var. Bu açıdan bazı kurulları öngörüyor olması yasanın yine o hukuki belirsizlikleri giderebilecek bir önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Teklifin demokratik siyaset alanının genişletilmesi olanağı taşıdığını belirten Doğan, şöyle devam etti: “Silahların devreden çıkması yalnızca güvenlik alanında bir değişiklik anlamına gelmez. Bir toplumsal değişim ve dönüşümü, bir zihinsel dönüşümü de gerektirir. İfade ve örgütlenme özgürlüğünden yerel demokrasiye, anadili haklarından toplumsal adalete kadar birçok talebin şiddet ve güvenlik ekseninden çıkarılarak siyasal zeminde demokratik bir ortamda tartışılabilmesinin önünü açar.”

‘AİHM KARARLARI EKSİKSİZ UYGULANMALI’

Yargı kararlarının bağlayıcı olanlarının bile uygulanmadığı bir dönemden geçildiğini söyleyen Doğan, şunları söyledi: “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunun 6. ve 7. maddelerinde tanımlanan AİHM kararlarının uygulanması meselesi. Bunların eksiksiz bir biçimde uygulanması gerekiyor.

‘ÖCALAN’IN ÇALIŞMA VE İLETİŞİM KOŞULLARI DÜZENLENMELİ’

Sayın Öcalan sürecin esas aktörlerinden. Sürecin yol ve ön açıcı öznesi, düzenli ve kesintisiz bir biçimde bu sürece katkı sağlayabilmeli, koordinasyonunda yer alabilmeli. Çalışma ve iletişim koşulları buna göre düzenlenmeli. Bundan sonra da yapılması gereken bu başlangıcı birlikte yaşamın, eşit yurttaşlığın, demokratik siyasetin ve kalıcı barışın kurucu zeminine dönüştürmektir.”

Barışı ve barışın koşullarını hep birlikte olgunlaştırmak gerektiğine dikkat çeken Doğan, “Gündelik hesaplar, siyasi çıkarlar, kişisel çıkarlar, oy kaygıları, siyasi rekabet, parti çıkarları ne yazık ki dünyanın çeşitli çatışma çözümü deneyimlerinde de sorunlu alanlar olarak tespit edilmiş. Bunlardan vazgeçmek gerekiyor. Biz bu ciddiyetle yaklaşıyoruz. Devletin, iktidarın, muhalefetin ve bütün kamuoyunun da bu gerçeği bu ciddiyetle düşünmesi ve bu şekilde ele alması hayati bir önem taşıyor.

‘BARIŞIN DİLİNİ OLUŞTURMALIYIZ’

Doğan sözlerine şöyle devam etti: “Bu yol siyasi kararlılık ve umutla alınması gereken bir yol. Bu tarihi eşikte başta iktidar olmak üzere tüm siyasetin de çözümün, barışın, diyaloğun, eşit kardeşliğin, ortak bir arada yaşamın ve geleceğin pozitif ve yapıcı dilini oluşturmasına ihtiyaç var. Yeni kelimelere, yeni sözlere ihtiyacımız var. Bu sözleri birlikte yeniden oluşturmamız için çok güçlü bir fırsat çıktı ortaya. Bunu birlikte daha da kalıcı hale getirmeliyiz.”
(etha)
Foto: Arşiv


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑