Stuttgart’ta Hüseyin Yeter ile “Rojava ve Türkiye’de süren diyalog süreci” paneli
Almanya’nın Stuttgart kentinde AVEG-KON’a bağlı AGİF tarafından Marksist Teori Dergisi Yazarı Hüseyin Yeter’in katılımıyla emperyalistlerin desteği ile işgal edilen Rojava’nın geleceği, İran Ayaklanması ile gelişen Rojhilat Serhıldanı ve Türkiye Kürdistan’ında Kürt Sorununun varlığını inkâr eden faşist AKP – MHP iktidarıyla yürütülen diyalog sürecine ilişkin panel düzenlendi.
Atılım Stuttgart
Panel, kendilerini özgürce ifade edebildiği bir formatla aynı zamanda söyleşi – forum olarak da gerçekleşti. Kimi katılımcıların soruları tek tek cevaplandı, kimi katılımcıların görüşleri de hiçbir tartışma yürütülmeden dinlenildi. Panele Alınteri’den de temsilciler katılarak görüşlerini belirtti.
Panelist olarak Marksist Teori Dergisi Yazarı Hüseyin Yeter öncelikle Rojava’da yaşanılan işgal saldırılarına bakmadan Halep’in neden işgal edildiğini, arkasında olan tüm gerçekliğin analiz edilmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
“Halep’te bulunan Eşrefiyye ve Şex Mâqsut Mahalleleri ile Deyr Hafir’in işgalinin sadece Suriye Hükümeti’nin bir kararıyla değil, Türkiye Devleti’nin isteği doğrultusunda ve ABD emperyalizminin arabuluculuğunda Paris’te İsrail Siyonizmiyle Katil Colani ile yapılan anlaşmayla sağlandı. Yani 2014 yılında Rojava Savunması ve Kobanê Direnişinde SDG güçlerine hava desteği veren aynı emperyalist ülke ABD, bugünün gerektirdiği koşullar, emperyalist çıkarları gereği Halep’in işgal edilmesi ile Rakka, Tabga ve Deyrrezor’a yönelik işgal saldırılarına onay vermiştir. İsrail Siyonizmi de Katil Şara’nın Golan tepelerinden Şam’a kadar olan Güneybatı bölgesinin işgal edilmesi koşuluyla bu saldırılara göz yummuştur. AB emperyalistleri de Şara Hükümetine böyle bir savaş sürecinde milyonlarca dolar yardımda bulunmuştur. O nedenle Halep’in ve Rojava’nın Arap bölgelerinin işgal edilmesini emperyalizmden bağımsız ele alamayız.”
Yeter konuşmasında, “Emperyalizmin ve Türkiye ile Katil HTŞ Çetesinin Rojava’ya dönük bu saldırısı, Kadın özgürlüğü ve Kadın Devrimiyle gelişen halkların Özyönetimine bağlı halk konseyleri ile model bir yönetim oluşturan Rojava Devrimi’ne dönük bir tasfiye saldırısıdır, bu nedenle Avrupa’da başta gençlik örgütleri olmak üzere tüm göçmen halklar ve Avrupa halkları ayağa kalkmalı, Rojava’yı savunmak için sokakta olmalıdır. Katil Colani’nin Almanya ziyaretine engel olmak için sokakları işgal etmelidir” ifadelerine yer verdi.
Yeter, “Kuzey Kürdistan’da Türk Devleti, İmralı’da Kürt Ulusal Hareketi lideri Abdullah Öcalan ile yürütülen adı bile sorunlu ‘Terörsüz Türkiye’ süreci de Rojava’daki durum ve Rojhilat’ta gelişen serhıldan hareketinden bağımsız değildir. Ekim 2024’de MHP lideri Bahçeli’nin DEM Parti ile görüşmeler yaparak başlattığı sürecin asıl nedeni; Kürtlerin Rojava’daki kazanımları, Güney Kürdistan’da var olan özerkliği ve son olarak İran’a yönelik yapılacak bir emperyalist saldırı sonrası Rojhilat’ta gelişecek yeni bir özerk yapı tehlikesidir. Bununla birlikte AKP – MHP iktidarı Kürt Sorununun varlığını bile inkâr etmiş, sadece Kuzey Kürdistan’da değil, Rojava’da dahil tüm bölgelerde silah bırakma çağrısı yaparak tasfiyeci bir dayatmada bulunmuştur. ‘Terörsüz Türkiye’ sloganını Rojava ve diğer bölgeleri de kapsama alarak ‘Terörsüz Bölge’ olarak değiştirmiştir. Kürt hareketi de bu dayatmayı kabul etmemiştir. AKP iktidarı bu nedenle hiçbir adım atmamıştır. Kürtlerin hiçbir ulusal, kültürel, demokratik hakları gündeme dahi getirilmemiştir. Dolayısıyla bir çözüm sürecinden de bahsedilemez. Yürütülen süreç, Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmeyi, onun en temel dinamiğini oluşturan silahlı gücünü tasfiye etmeyi, sonlandırmayı amaçlamaktadır.” ifadelerini kullandı.
Yeter, Rojhilat’ta Jina Mahsa Amini Serhıldanıyla kadın özgürlüğü talebiyle başlayan, Jin Jiyan Azadi sloganıyla sembolleşen Kürt ulusal ayaklanmasına dönüşen bir hareket bulunmakta. Bugün de ekonomik kriz ile ve rejim değişikliği talebiyle yaşanan İran Ayaklanması sonucunda yine Rojhilat’ta Kürt Ulusunun kendi talepleri doğrultusunda bir ayaklanma süreci gelişmektedir şeklinde konuştu.
Yeter’in üç parça Kürdistan’daki gelişmelere ilişkin yaptığı sunumun ardından katılımcılara söz verildi.
Katılımcılar da daha çok Kürt Özgürlük Hareketi’nin emperyalizmin bölgede sürdürdüğü denge politikalarına güven duymasının böyle bir olumsuz tabloya yol açtığını, kendi öz gücüne güvenerek hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Kürt Ulusal Hareketi’nin bu süreçte Filistin halkının mücadelesine mesafeli duruşunun da sorunlu olduğu belirtilerek, halk tabanında kimi gençlerin eylemlerde dahi İsrail Siyonizminin bayrağını taşıması, ezilen halkların antiemperyalist, antisiyonist birleşik mücadelesine zarar verdiği ifade edildi. Kimi konuşmacılar da Emekçi Sol Hareketi ile Türkiye Devrimci Hareketine yönelik Kürt Hareketine yeterli destek verilmedi şeklinde yapılan eleştirilerin abartılı olduğu, tarihe bakıldığında Kürt ulusunun özgürlük mücadelesi için Devrimci Hareket’in büyük bedeller ödediğini ama Kürtlerin taleplerinin batıda Türkiye halklarına kabul ettirme ve destekleme yönünden de eksiklikleri olduğu ifade edildi.
Verimli bir şekilde geçen, aktif canlı tartışmalarla devam eden ve birçok kişinin söz alıp düşüncelerini ifade ettiği Panel – Söyleşi etkinliği, mücadele görevinin ilk olarak bugünden güçlü bir şekilde sokakta Rojava’yı savunmak için direnişte olmak gerektiği mesajıyla sonlandırıldı.
























































