Avusturya’da göçmenlere yönelik ayrımcılık yaygınlaşıyor
Avusturya’da yayımlanan raporlar, göçmenlere yönelik ayrımcılığın eğitimden çalışma yaşamına, kamu hizmetlerinden güvenlik kurumlarına kadar pek çok alanda etkili olduğunu ortaya koydu. Ayrımcılığın özellikle Türkiye kökenlileri, göçmen kadınları ve başörtülü kız öğrencileri hedef aldığı belirtildi.
Avusturya’da resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarının yayımladığı raporlar, göçmenlerin ve farklı inanç gruplarının karşı karşıya kaldığı ayrımcılığın boyutlarını ortaya koydu. Araştırmalar, ırkçı uygulamaların yalnızca bireysel saldırılarla sınırlı kalmadığını, kamu kurumlarında ve çalışma yaşamında da kendisini gösterdiğini ortaya koyuyor.
Avusturya Müslüman Karşıtı Irkçılık ve İslam Düşmanlığı Belgeleme ve Danışma Merkezi (Dokustelle) tarafından açıklanan 2025 raporunda, Müslümanları veya Müslüman olduğu düşünülen kişileri hedef alan 1684 ayrımcılık ve saldırı vakası kaydedildi. Bu sayı kuruluşun bugüne kadar belgelediği en yüksek düzey oldu.
Olayların yüzde 63,1’inin internet ortamında gerçekleştiği belirtilirken, bildirilmeyen vakalar nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olabileceğine dikkat çekildi.
Ayrımcılık en çok kadınları etkiliyor
Avusturya Eşit Muamele Ombudsmanlığının (GAW) 2024-2025 faaliyet raporuna göre, dini ayrımcılık şikâyetlerinin yüzde 87’si Müslümanlarla ilgili. Bu vakalarda ayrımcılığa uğrayanların yüzde 90’ını kadınlar oluşturuyor.
Avusturya Parlamentosunun 30 Eylül’de yayımladığı verilere göre, GAW iki yılda 9 bin 268 başvuruyu değerlendirdi. Bunlardan 1975’i ayrımcılıkla ilgili olurken, vakalarda önceki döneme göre yüzde 33 artış kaydedildi. Şikâyetlerin yüzde 73’ünün çalışma yaşamıyla bağlantılı olduğu belirtildi.
Ülkede 1 Eylül’de yürürlüğe giren düzenlemeyle kamu ve özel okullarda 14 yaşından küçük kız öğrencilerin başörtüsü takması yasaklandı. Diğer dini sembolleri kapsamayan yasak, yalnızca Müslüman kız öğrencileri hedef aldığı gerekçesiyle eleştirildi.
Avusturya İslam Cemaati (IGGÖ), bazı kız öğrencilerin derslere alınmadığını, okul koridorlarında bekletildiğini ve evlerine gönderildiğini açıkladı. Uluslararası Af Örgütü Avusturya ise düzenlemeyi din ve cinsiyet temelinde ayrımcılık olarak değerlendirdi.
Polis ve kamu kurumlarına yönelik şikâyetler arttı
Irkçılık Karşıtı Çalışma ve Sivil Tepki (ZARA) kuruluşunun verilerine göre, kamu kurumlarıyla ilgili ırkçılık bildirimleri 2024’te 105 iken 2025’te 125’e yükseldi. Polisle ilgili şikâyetler ise aynı dönemde 56’dan 108’e çıktı.
Dokustelle’nin mart ayında yayımladığı araştırmada, Müslüman veya Müslüman olarak algılanan katılımcıların yüzde 60’tan fazlasının kamu kurumlarında ırkçılığa maruz kaldığını bildirdiği belirtildi. Katılımcıların yalnızca yüzde 19’unun hukuki destek alabildiği kaydedildi.
Araştırmada, ayrımcı uygulamaların devlet kurumlarına duyulan güveni zayıflattığı ve mağdurların hak arama olanaklarını olumsuz etkilediği vurgulandı.
Türkiye kökenlilerde ayrımcılık oranı yüzde 82
Avusturya İstatistik Kurumunun eylül ayında yayımladığı “Göç ve Entegrasyon 2026” raporunda, göçmenlerin ayrımcılık deneyimlerine ilişkin dikkat çekici veriler yer aldı.
Dokuz farklı ülkede doğmuş 4 bin 260 göçmenin katıldığı araştırmada, katılımcıların yüzde 72’si son bir yılda kökenleri nedeniyle ayrımcılık yaşadığını bildirdi. Bu oran iş ve eğitim hayatında yüzde 65, kamu kurumlarıyla ilişkilerde ise yüzde 59 olarak kaydedildi.
Ayrımcılığa uğradığını belirtenlerin oranı Türkiye doğumlularda yüzde 82’ye ulaşırken, Romanya doğumlularda yüzde 65, Sırbistan ve Bosna Hersek doğumlularda yüzde 67 oldu.
Öte yandan Avusturya İçişleri Bakanlığının 2025 Nefret Suçları Raporu’na göre, ülke genelinde ön yargı kaynaklı 6 bin 751 suç kaydedildi. Şiddet içeren nefret suçlarında 1575 mağdur tespit edildi.
Raporda, ulusal ve etnik kökene yönelik düşmanlığın şiddet suçlarında başlıca nedenlerden biri olduğu, internetin ise nefret suçlarının en sık kaydedildiği alan olduğu belirtildi.

























































