Fransa’da yeniden birleşik direniş | Ziya Ulusoy
• Fransa’daki eylemlerin meşruiyeti, alanlarda devlet terörünü frenlemekle kalmayacak; gözaltı, hapis ve para cezası saldırısını da bozguna uğratacak.
• Birleşik direniş, işçi sınıfı ve gençliğin faşizme, mali oligarşiye ve emperyalist militarizme toplumsal destek haline getirilmesini geri püskürtüyor.
Fransa’da faşist National Ralli’nin (NR) başkanlık ve parlamento seçimlerinde olası zaferinin nasıl engelleneceği tartışılırken, yeni bir kitlesel başkaldırı soruna yanıt verdi. Eylemler, 4. haftasına girdi. Üniversite gençliği, öğretmenler, aileler, CGT ve mücadeleci Solidaires’in istekli katılımı, diğer sendikaların da kerhen desteğiyle işçiler, gençlerle birlikte mücadeleye katılınca eylemler yeniden büyük kitleselliğe ulaştı. Macron ve polisinin saldırganlığını frenledi. Bugün yapılacak eylemler muhtemelen çok daha kitlesel olur.
Fransa’da işçi grevleri, Sarı Yelekliler, Gece Ayakta eylemleri ve şimdi de liseli gençliğin eylemleriyle tetiklediği başkaldırılar, son 10 yılda kitle eylemliliğinin sürekliliğini kanıtlıyor.
Liseli gençlik, okulların fiziksel ve eğitimsel kötüleştirilen durumu ile üniversiteye geçişe getirilen engele tepkiyle eyleme geçse de, geleceksizliğin kendisine reva görülmesine öfkesini yansıtıyor. Polisin ağır saldırısına rağmen liseli gençliğin militanca ısrarı, bu gerçeği yansıtıyor. Liseli gençlere, öğretmenler ve ailelerden başlayarak, üniversiteli gençliğe ve işçi sınıfına uzanan destek, Macron’un faşist polis saldırganlığını frenledi. Gençliğin kitlesel başkaldırısına geniş toplumsal meşruiyet yarattı. Bu meşruiyet, alanlarda devlet terörünü frenlemekle kalmayacak; Macron’un gözaltı, hapis ve para cezası saldırısını da bozguna uğratacak.
Bugün kitleselliği daha büyüyecek eylemler, işçi, gençlik, kısmen memurlar ile diğer küçük burjuva emekçilerin, değişik eylem biçimleriyle birleşik direnişidir. Birleşik direniş, geçmiş eylemlerin Macron ve Fransa mali oligarşisinin neoliberal saldırılarını, polise silah kullanımında kişisel sorumsuzluk yasasını, emeklilik yaşını yükseltmesini yenilgiye uğratamamasının yarattığı moral zayıflığını gideriyor. Birleşik direnişin en önemli katkısı, yerli-göçmen işçileri ve gençleri kaynaştıran rolüdür. İşçi sınıfı ve gençliğin, göçmen düşmanlığının etkisi altına alınarak faşizme, mali oligarşiye ve emperyalist militarizme toplumsal destek haline getirilmesini geri püskürtüyor. Avrupa çapında halk kitlelerinin faşizmin toplumsal desteği haline getirilmelerini engelleyici etkide bulunuyor. Eylemlerde, Filistinlilerin soykırıma uğratılmasına karşı bayrakların taşınması, antifaşist sloganların yükseltilmesi bu rolün ifadesi. Ayrıca Belçika ve Almanya’da öğrenci gençliğin eyleme geçmesini, sosyal hakların tasfiyesine karşı işçilerin eylemlerini cesaretlendirmesi bu etkinin yansıması.
Birleşik direniş, gençlik sendikasında örgütlülüğün yardımıyla ama kendiliğindenci kitle hareketi olarak patlak verdi fakat elbette FKP ve Troçkist partilerin gençliğinden, genç ANTİFA gruplarına, anarşist gençliğe, anarko-Marksistlere ve Maocu devrimcilere değin uzanan yelpazedeki devrimci gençlik örgütlerinin ve örgütlü olmayan devrimcilerin rolü var. Etkisi giderek artıyor.
Türkiye ve Kürdistan kökenli göçmen devrimci ve komünist örgütler bu eylemlere katılmalarına rağmen hitap ettikleri gençlik ve işçi kitlelerini seferber etmede çok zayıflar. Okulları ve işyerlerini temel almayan çalışma tarzının ve yerli-göçmen işçi ve gençliğin güncel taleplerle ortak mücadele ve örgütlenme çizgisi izlememeleri bu sonuca yol açıyor.
Fransa ve diğer ülkelerde komünist ve devrimci partiler kitlesel başkaldırılarda aktifçe yer almalarına rağmen örgütlü güç birikimi geliştirmede zayıf kalıyorlar. Mücadele eden kitleler parlamentarist partilerin yeniden etkisi altına büyük ölçüde giriyor. Örneğin Hindistan’da Modi faşizmine karşı eyleme geçen öğrenci gençlik, “Hamamböceği” Halk Partisi’ni kuruyor. Fransa’da Mélenchon’nun partisinin parlamentarist çizgisinin yelkenini dolduruyor. Türkiye’de YENİ Parti’nin parlamentarizmine bağlanıyor. Bangladeş’te ve Nepal’de neoliberal, milliyetçi ve dinsel partilerin hegemonyasına giriyor.
İşçi sınıfı ve kitlelerin sosyalizme umut kırılmasının rolü olsa da, devrimci ve komünist hareketin, işçi sınıfı ve ezilen kitleleri güncel mücadelelere seferber etme, mücadeleler içinde eğitme, kopmaz bağlar kurmaya yoğunlaşma zayıflığının temel bir rolü var. Özeleştiriyle zayıflığını giderebildiği, kitle eylemlerine ve kitleler içinde örgütlenmeye, bağımsız devrimci çizgide işçi sınıfı ve kitle hareketini geliştirebildiği ölçüde komünist ve devrimci hareket kitlesel başkaldırılardan güçlenerek, örgütsel birikimini geliştirerek çıkacaktır. Dahası kitlesel başkaldırıları, devrimci amaç doğrultusunda geliştirmede sıçrama temeli de yapacaktır.
Seçtiklerimiz: Ziya Ulusoy – Yeni Özgür Politika – 17.10.2026























































