Makaleler

Published on Mayıs 6th, 2026

0

Utancın fotoğrafı… | Adil Okay


Dünya, kadim efsanelerde söylendiği gibi bir öküzün boynuzları üzerinde değil; nasırlı, yorgun ve direnen ellerin omuzlarında yükseliyor. O eller ki, sabahın kör karanlığında ekmeği mayalayan, betonun soğuğunu şehre dönüştüren, çarkları döndüren asıl kuvvettir.

Ancak bugün, omuzlarında dünyayı taşıyan bu ellerin boğazına, yine bir başka emekçi elin parmakları dolanıyor. Asfaltın üzerindeki bu ıslak manzara, sadece iki bedenin çarpışması değil; utancın fotoğrafıdır. Bir yanda anayasal hakkını, alın terinin karşılığını arayan bir işçi; diğer yanda ona “düzen” adına müdahale eden, aslında kaderi onunla aynı olan bir üniformalı. Birinin çığlığı ekmek içindir, diğerinin suskunluğu ise sermayenin bekçiliğidir.

Zulmün yüzü sadece o sıkılan boğazda değil, gerçeği kaydetmeye çalışan bir kadının saçlarına dolanan ellerde de kendini gösteriyor. Saçından sürüklenen bir gazeteci ile boğazı sıkılan bir emekçi, aynı karanlık tablonun iki ayrı karesidir. Hak arayanın sesini boğmakla, o hakkı dünyaya duyuranın vizörünü kırmak aynı amaca hizmet eder: Görülmesin, duyulmasın, bilinmesin istenir.

Ne acıdır ki; savaşlarda ön saflara sürülenler de iş cinayetlerinde isimsiz rakamlara dönüşenler de hep aynı sınıfın çocuklarıdır. Kardeşi kardeşe kırdıran bu düzen, sermayenin çarkları daha rahat dönsün diye kurulmuştur. Dünya yanıyor, güller kanıyor; birileri ise konforlu evlerinde üç maymunu oynayarak yaşamaya devam ediyor. Oysa o asfaltın soğuğu hepimizi dondurmalı, o sıkılan boğaz hepimizin nefesini kesmeli, o çekilen saç hepimizin onurunu sızlatmalı.

Çünkü tarih; mülk biriktirenleri değil, boğazı sıkılırken bile susmayanları ve saçından sürüklenirken bile objektifini doğrudan gerçeğe çevirenlerin sarsılmaz inadını kaydeder. O asfaltın üzerindeki ıslaklık sadece yağmur değil, insanlığın ortak vicdanından sızan kandır.

Ve elbet bir gün, omuz omuza duranların adaleti, boğaz sıkan yumruğu da saçlara dolanan o hoyrat eli de tarihin karanlık sayfalarına gömecektir; zira hiçbir güç, hakikatin çığlığını sonsuza dek boğmaya yetmez.

Sonsöz de şair Arif Damar’dan olsun:

“Karşı koymazsak eğer

tehlikededir günlük ekmeğimiz

bacamızın tütmesi tehlikededir

evimiz, aşkımız, çocuğumuz

pencerede saksı

kitap sevgisi, insan sevgisi

tehlikededir.”


Adil Okay – 06. 05.2026

okayadil@hotmail.com

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑