Sarıgül soruşturması Almanya’ya uzandı: 100 milyon euroluk transfer belgesi bankada, milletvekilinden suç duyurusu hazırlığı
Sarıgül ailesinin adının geçtiği kara para aklama soruşturmasında yeni gelişmeler yaşanıyor. Almanya’nın Bavyera Eyalet Parlamentosu Yeşiller Partisi Milletvekili Cemal Bozoğlu, 100 milyon euroluk para transferine ilişkin belgeleri Münih’teki bankaya teslim etti.
Mustafa Sarıgül ve ailesinin adının karıştığı, Almanya bağlantılı yüksek miktarlı para transferleri ve kara para aklama iddialarına ilişkin soruşturma yeni bir aşamaya ulaştı. Türkiye’de yürütülen soruşturmada gazeteci Murat Ağırel’in tutuklanmasının ardından konu Almanya’da da gündeme geldi.
Bavyera Eyalet Parlamentosu (Bayerischer Landtag) Yeşiller Partisi Milletvekili Cemal Bozoğlu, soruşturmayla ilgili kendisine ulaşan belgeleri incelediğini ve Münih’teki Stadtsparkasse bankasının adı kullanılarak düzenlendiği ileri sürülen 100 milyon euroluk para transferi belgelerini doğrulanmaları amacıyla bankaya ilettiğini açıkladı.
Bozoğlu, söz konusu belgelerin gerçek olması durumunda yüksek miktarlı ve kaynağı araştırılması gereken bir para transferinin gündeme geleceğini, sahte olmaları halinde ise banka adı ve ambleminin kullanılarak belge düzenlenmesi nedeniyle ayrı bir suçun söz konusu olabileceğini belirtti.
Murat Ağırel’in şüphelendiği belgeler bankaya gönderildi
Soruşturmanın Almanya bağlantısının ortaya çıkmasının ardından konuyu araştırmaya başladığını belirten Bozoğlu, kendisine ulaşan bilgi ve belgelerin Bavyera eyaletiyle ilişkili olduğunu tespit etmesi üzerine incelemelerini genişlettiğini söyledi.
Gazeteci Murat Ağırel’e daha önce gönderilen belgelere de ulaştığını açıklayan Bozoğlu, bunların arasında Münih’teki Stadtsparkasse bankasına ait olduğu ileri sürülen hesap hareketleri, havale dekontları ve görüntü kayıtlarının bulunduğunu ifade etti.
Bozoğlu’nun açıklamasına göre belgeler, Münih’teki bankada hesabı bulunan bir kişinin Türkiye’deki Sarıgül ailesiyle bağlantılı bir hesaba 100 milyon euro gönderdiği iddiasını içeriyor. Ancak belgelerin gerçekliği henüz doğrulanmış değil.
Belgelerin sonradan hazırlanmış veya değiştirilmiş olabileceğini değerlendiren Bozoğlu, bunları doğrudan bankaya göndererek inceleme talebinde bulunduğunu belirtti.
Bankanın kısa süre içerisinde kendisine yanıt verdiğini aktaran Bozoğlu, gönderdiği materyallerin incelemeye alındığının bildirildiğini söyledi. Milletvekilinin açıklamasına göre banka, belgelerin manipüle edildiğinin ya da sonradan üretildiğinin belirlenmesi durumunda, kurumun adı ve ambleminin izinsiz kullanılması nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunacağını iletti.
Almanya’da suç duyurusu hazırlığı
Cemal Bozoğlu, bankanın incelemesinin yalnızca belgelerin sahte olup olmadığını belirlemek açısından değil, olası bir kara para aklama faaliyetinin araştırılması bakımından da önem taşıdığını vurguladı.
Belgelerin gerçek çıkması halinde 100 milyon euroluk transferin kaynağının, göndericisinin, alıcısının ve işlemin hangi amaçla gerçekleştirildiğinin araştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Bozoğlu, incelemelerin tamamlanmasının ardından elde edilen bulgulara göre Almanya’da kara para aklama, belgede sahtecilik ve şantaj ihtimalleri üzerinden savcılığa suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
Türkiye’deki soruşturmanın Almanya’da yaşayan kişilerin şikâyetleri üzerine başlatılması ve iddia edilen mali işlemlerin bir bölümünün Münih’teki bankacılık sistemiyle ilişkilendirilmesi, olayın Alman makamlarınca da incelenmesini gündeme getirdi.
Bozoğlu: Gazetecinin haber yapmaması tutuklama gerekçesi olamaz
Cemal Bozoğlu, gazeteci Murat Ağırel’in tutuklanmasını da eleştirdi. Gazetecilerin kendilerine ulaştırılan belgeleri doğrulamakla yükümlü olduklarını belirten Bozoğlu, güvenilirliğinden kuşku duyulan bilgilerin yayımlanmamasının gazetecilik mesleğinin temel ilkelerinden biri olduğunu söyledi.
Ağırel’in tutuklanmasının anlaşılır olmadığını ifade eden Bozoğlu, gazetecilerin haber kaynaklarından gelen bilgi ve belgeleri araştırmadan yayımlamalarının doğru olmayacağını vurguladı.
Kendisinin de milletvekili olarak basın kuruluşlarına sık sık bilgi verdiğini, ancak bunların önemli bir bölümünün haberleştirilmediğini belirten Bozoğlu, bu durumun gazetecilerin cezalandırılmasını gerektiremeyeceğini söyledi.
Bozoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Murat Ağırel’in tutuklanması anlaşılır bir durum değil. Görevini iyi yapan bir gazeteci kendisine gelen bilgi ve belgelerin doğruluğunu araştırmak zorunda. Bunu yapmayan bir gazeteci iyi bir gazeteci değildir. Eğer kaynaklarda şüphe varsa bunu yayınlamama tercihi sadece gazeteciye aittir.”
Milletvekili olarak basına ulaştırdığı bilgilerin yaklaşık yarısının yayımlanmadığını belirten Bozoğlu, bunun gazetecilerin mesleki kararları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sarıgül ailesinin Almanya’daki kişileri tehdit ettiği iddialarına da değinen Bozoğlu, böyle bir durumun araştırılmasının güvenlik güçleri ve yargının görevi olduğunu belirtti.
Bozoğlu, olası tehditlerin muhatabının gazeteci değil, yetkili makamlar olması gerektiğini vurgulayarak, “Çözüm yapılacak olan suç duyurusudur, gazetecinin tutuklanması değil. En kısa zamanda bu çarpık hukuk anlayışına son verilmesi gerekir” dedi.
Ağırel, belgelerin gerçekliğinden şüphelendiği için haber yapmadığını açıklamıştı
Almanya’da yaşayan Sinan Çampınar ve iki kişinin şikâyetleriyle gündeme gelen soruşturmada gazeteci Murat Ağırel, kendisine ulaştırılan bilgi ve belgeleri yayımlamaması ve bunların ilgili kişilere aktarıldığı iddiaları nedeniyle suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Çampınar, Sarıgül ailesine ilişkin belgeleri Ağırel’e gönderdiklerini, ancak gazetecinin bunları haberleştirmediğini ileri sürmüştü.
Çampınar, daha sonra Sarıgül ailesinden tehdit aldıklarını öne sürerek, belgelerin Ağırel tarafından Sarıgüllere iletilmiş olabileceği yönünde şüphe duyduklarını söylemişti.
Murat Ağırel ise emniyette ve savcılıkta verdiği ifadelerde bu iddiaları reddetti.
Ağırel, kendisine gönderilen ve Emir Sarıgül’e 100 milyon euro transfer edildiğini gösterdiği ileri sürülen SWIFT belgesinin sahte olabileceğinden şüphelendiğini, bu nedenle belgeleri doğrulamadan haber yapmadığını anlattı.
Gazetecilik etiği gereğince hakkında iddialar bulunan kişilere yanıt hakkı tanımak amacıyla Sarıgül ailesinin avukatıyla görüştüğünü belirten Ağırel, yaptığı görüşmelerin amacının iddiaların doğruluğunu araştırmak olduğunu ifade etti.
Ağırel ayrıca, söz konusu süreçten Sinan Çampınar’ı haberdar ettiğini gösteren WhatsApp yazışmalarını da savcılığa sundu.
Kendisine gönderilen belgelerin gerçekliğini teyit edemediği için yayımlamadığını belirten Ağırel, soruşturmadaki suçlamaları kabul etmedi.
Soruşturmanın merkezinde milyonlarca euroluk işlemler bulunuyor
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Almanya vatandaşları K.P. ve M.B.’nin şikâyetleri üzerine başlatıldı.
Başsavcılığın açıklamasına göre müştekiler, Türkiye’de ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktardaki paraların aklanmasına yönelik işlemler gerçekleştirildiğini ileri sürdü.
Şikâyetçiler, çeşitli ticari ve mali işlemler üzerinden yüksek miktarda para hareketliliği yaşandığını iddia etti.
Soruşturma dosyasına yansıyan iddialar arasında 80 milyon euro değerinde sözleşme düzenlenmesi, 100 milyon euroluk havale işlemi gerçekleştirilmesi, 1 milyar euroluk fonun kamu gücü ve nüfuzu kullanılarak kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vaat edilmesi ve 1,5 milyon euro tutarında tekne satışı yapılması bulunuyor.
Müştekiler, bu işlemlere ilişkin ellerindeki bilgi, belge, ses ve görüntü kayıtlarını gazeteci Murat Ağırel’e ulaştırdıklarını, söz konusu bilgilerin ilgili kişilere aktarılmasının ardından tehdit edildiklerini ileri sürdü.
Savcılık, şikâyetçi ifadeleriyle sunulan kayıtların ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer delillerin birlikte değerlendirildiğini açıklayarak çeşitli kişiler hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu.
Bununla birlikte, soruşturma kapsamındaki yüksek miktarlı para transferlerinin gerçekten yapılıp yapılmadığı ve belgelerin sahih olup olmadığı henüz kesinleşmiş değil.
Mustafa Sarıgül hakkındaki iddialar Ankara’ya gönderildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında Emir Sarıgül, Ömer Sarıgül, Aylin Kotil, Volkan Aslanbaş, Cavidan Tanrah Artuner ve gazeteci Murat Ağırel hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı.
Başsavcılık, Yeni Parti Milletvekili Mustafa Sarıgül hakkındaki iddiaların ise milletvekili olması nedeniyle ayrıca değerlendirilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceğini bildirdi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen operasyonlarda Ömer Sarıgül, Aylin Kotil, Volkan Aslanbaş, Cavidan Tanrah Artuner ve Murat Ağırel gözaltına alındı.
Soruşturmanın genişletilmesiyle birlikte Caner Baş, Cihan Durak, Zekai Erdem, Cihat Salman, Selim Daşdemir, Özgür Bölükbaşı, Bayram Özata, Cemil Vasken Barın, Zekeriya Yasemin, Mehmet Ali Aslan, Sadullah Ergün ve Uğur Kurtulan da yakalandı.
Şüphelilere yöneltilen suçlamalar arasında suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve örgütle bağlantılı faaliyetlere ilişkin iddialar yer aldı.
Sarıgül, belgelerin sahte olduğunu savundu
Soruşturmanın odağındaki isimlerden Mustafa Sarıgül ise kendisi ve ailesi hakkındaki iddiaları reddetti.
Para transferine ilişkin belgelerin sahte olduğunu savunan Sarıgül, kendisinin ve ailesinin dolandırılmak istendiğini ileri sürdü.
Sarıgül, şikâyetçilerle bağlantılı olduğunu belirttiği beş kişi hakkında suç duyurusunda bulundu.
Böylece soruşturma, bir yandan yüksek miktarlı mali işlemlerin araştırılması, diğer yandan belgelerin sahte olabileceği ve şikâyetçilerle bağlantılı kişilerin dolandırıcılık girişiminde bulunduğu yönündeki karşılıklı iddialarla genişledi.
Murat Ağırel daha önce de adli kontrol altına alınmıştı
Gazeteci Murat Ağırel hakkında, söz konusu soruşturmadan önce de yüksek miktarlı fon hareketlerine ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar nedeniyle adli işlem başlatılmıştı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın şikâyeti üzerine yürütülen önceki soruşturma kapsamında Ağırel, 9 Ekim 2026 tarihinde savcılıkta ifade verdi.
İfadesinin ardından yurt dışına çıkış yasağı ve düzenli imza verme yükümlülüğü şeklindeki adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı.
Ancak savcılığın bu karara itiraz etmesi üzerine Ağırel hakkında ev hapsi kararı verildi. Aynı soruşturmada gazeteci İsmail Saymaz hakkında uygulanan adli kontrol tedbirleri de savcılığın itirazı üzerine ev hapsine dönüştürüldü.
Ev hapsinde bulunan Murat Ağırel, 16 Ekim sabahı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Almanya bağlantılı şirketler ve yüksek miktarlı para transferleri üzerinden yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında evinde gözaltına alındı.
Bu soruşturmada, Türkiye’de ve yurt dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz paraların aklandığı iddiaları araştırılıyordu.
Gözaltına alınanlar arasında Mustafa Sarıgül’ün eski eşi Aylin Kotil ve oğlu Ömer Sarıgül de bulunuyordu.
Müştekiler, kendilerine ait belgeleri haberleştirmesi amacıyla Ağırel’e verdiklerini, ancak bilgilerin ilgili kişilere ulaşmasının ardından tehdit edildiklerini ileri sürerken Ağırel, belgeleri araştırdığını ve doğrulanmayan bilgileri yayımlamadığını belirterek suçlamaları reddetti.
19 Ekim’de 15 kişi tutuklandı
Emniyette “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlaması kapsamında ifadesi alınan Murat Ağırel, savcılık tarafından “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hâkimliğe sevk edildi.
19 Ekim’de hâkimlik karşısına çıkarılan şüphelilerden, aralarında Murat Ağırel, Aylin Kotil ve Ömer Sarıgül’ün de bulunduğu 15 kişi tutuklandı. İki kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Ağırel’in tutuklanmasının ardından kamuoyuna yansıyan ifadesinde, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediği görüldü.
Kendisinin gazetecilik faaliyeti yürüttüğünü, şikâyetçilerin gönderdiği belgeleri araştırdığını ve iddiaların muhataplarından açıklama almaya çalıştığını vurgulayan Ağırel, soruşturmanın şüphelisi değil, ancak tanığı olabileceğini savundu.
Ağırel, ifadesinde şu sözleri kullandı:
“Ben bu dosyanın olsa olsa tanığı olabilirim, şüphelisi değil.”
Almanya’daki incelemenin sonucu bekleniyor
Cemal Bozoğlu’nun Münih’teki Stadtsparkasse bankasına ilettiği belgelerle birlikte soruşturmanın Almanya ayağında da yeni bir inceleme süreci başlamış oldu.
Bankanın yapacağı değerlendirmenin, 100 milyon euroluk transferi gösterdiği iddia edilen belgelerin gerçek olup olmadığının açıklığa kavuşturulması açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
Belgelerin sahte olduğunun belirlenmesi durumunda banka adı ve ambleminin kullanılması nedeniyle sahtecilik iddiaları gündeme gelebilecek. Belgelerin gerçek çıkması halinde ise paranın kaynağı, transferin amacı ve tarafların ilişkileri konusunda yeni araştırmalar yapılması söz konusu olabilecek.
Bozoğlu, incelemelerin tamamlanmasının ardından Almanya’daki yetkili makamlara başvuracağını belirtirken, Murat Ağırel’in yalnızca kendisine ulaştırılan belgeleri doğrulamaya çalışması nedeniyle tutuklanmasının kabul edilemez olduğunu yineledi.
Türkiye’deki soruşturma sürerken, hem karşılıklı şikâyetlerin hem de Almanya’daki banka incelemesinin sonuçları henüz kesinleşmiş değil.























































