DİDF: Göçmenleri hedef gösterenler ırkçıların ekmeğine yağ sürüyor
DİDF, Almanya’da 31 Ekim’de düzenlenen gençlik eylemlerinin ardından Frankfurt’ta yaşanan olayların göçmenlere karşı propaganda malzemesine dönüştürülmesine tepki gösterdi..
Avrupa Demokrat Haber Merkezi
Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), 4 Kasım 2026 tarihinde Köln’de yayımladığı açıklamada, Almanya genelinde 31 Ekim’de gerçekleştirilen gençlik eylemlerinin ardından göçmenleri hedef alan siyasi söylemleri eleştirdi.
DİDF, “Gen Z regelt” inisiyatifinin çağrısıyla düzenlenen ve 100 binden fazla gencin katıldığı eylemler sonrasında Frankfurt’ta yaşanan münferit olayların göçmenlere karşı propagandaya dönüştürüldüğünü belirtti.
Açıklamada, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ve Hessen Eyaleti İçişleri Bakanı Roman Poseck’in olaylara karışanların “göçmen çevrelerinden” (migrantisches Milieu) geldiği yönündeki ifadelerinin, göçmenlere karşı düşmanlık ve önyargıları körüklediği vurgulandı.
Alman vatandaşı olmalarına rağmen göçmen kökenleri öne çıkarıldı
DİDF, Hessen İçişleri Bakanı Poseck’in olaylara karıştıkları gerekçesiyle gözaltına alınanların Alman vatandaşı olduğunu belirtmesine rağmen, bu kişilerin “göçmen çevrelerinden” geldiğini özellikle vurgulamasına dikkat çekti.
Açıklamada, Alman vatandaşı olan gençlerin göçmen kökenlerinin öne çıkarılmasıyla suç olayları ve göçmenler arasında bilinçli bir bağlantı kurulduğu ifade edildi.
DİDF, bu yaklaşımın göçmenlere yönelik önyargıları yeniden gündeme taşıdığını ve ırkçı söylemlerin güçlenmesine hizmet ettiğini belirtti.
“Amaç gençliğin haklı taleplerini bastırmak”
Federasyon, muhafazakar siyasetçilerin Frankfurt’ta yaşanan münferit olayları büyüterek “göçmen çevrelerine” mal etmesinin arkasında siyasi hesaplar bulunduğunu savundu.
DİDF’ye göre bu hesapların başında, gençliğin haklı taleplerini bastırmak ve yükselen mücadeleyi etkisizleştirmek geliyor.
Açıklamada, 31 Ekim eylemlerinde gençlerin özellikle “Silahlanmaya değil, eğitime daha fazla bütçe” talebini öne çıkardıkları, bunun yanı sıra toplumsal sorunlara dikkat çektikleri hatırlatıldı.
Gençlerin taleplerini görmezden gelmek isteyen siyasi çevrelerin, eylemleri daha gerçekleşmeden kriminalize etmeye ve marjinalleştirmeye çalıştığı belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:
“Eylemlerden önce sürekli olayların çıkacağı propagandası yapıldı. Frankfurt’ta yaşanan münferit olaylar da bu nedenle abartılarak tartışma konusu haline getiriliyor.”
“Suç ile göçmen kökeni arasında bağlantı kurmak ırkçıların işine yarıyor”
DİDF, muhafazakar siyasetçilerin ve güvenlik birimlerinin olaylara karışanların “göçmen çevrelerinden” geldiğini ileri sürerek Alman olan ve olmayan gençler ile emekçiler arasında önyargıları körüklediğini belirtti.
Almanya’da doğup büyümüş ve Alman vatandaşlığına sahip gençlerin kökenlerinin özellikle vurgulanmasının, suç ile etnik köken arasında bağlantı kurmak anlamına geldiğine dikkat çekildi.
Federasyon, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Almanya’da doğup büyüyen, Alman vatandaşı olan gençlerin karıştıkları olaylarda kökenlerine vurgu yapmak, suç ile köken arasında bağlantı kurmak, bu ülkede en fazla ırkçıların ve aşırı sağcıların işine yarıyor. Bu nedenle 31 Ekim’den sonra yapılan ‘göçmen çevreleri’ tanımlamalarının tümü ırkçıların ekmeğine yağ sürmüştür.”
Gençler arasında “Alman olanlar” ve “göçmen çevrelerinden gelenler” şeklinde ayrım yapılmasının, bütün göçmenleri suç olaylarıyla ilişkilendirme anlamına geldiği belirtilerek, bunun ırkçıların sıkça başvurduğu bir söylem olduğu vurgulandı.
“Göçmenleri suç olaylarıyla ilişkilendiren genellemeleri reddediyoruz”
DİDF, 65 yıl önce Almanya’ya göç eden işçilerin kurduğu bir göçmen örgütü olarak, göçmenlerin genellemeler yoluyla suç olaylarıyla ilişkilendirilmesini kabul etmediklerini açıkladı.
Federasyon, bu tür söylemlerin yalnızca göçmenlere yönelik önyargıları güçlendirmekle kalmadığını, aynı zamanda gençliğin haklı taleplerini gündemden düşürmeyi amaçladığını belirtti.
Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
“Bu türden kışkırtıcı ve önyargıları körükleyici tanımlamaların amacının, gençliğin haklı taleplerini görmezden gelmek, yükselen mücadeleyi bastırmak, Alman olan ve olmayanlar arasındaki bölünmeyi derinleştirmek olduğunu biliyoruz.”
“Eşit haklar ve ortak yaşam için mücadeleyi sürdüreceğiz”
DİDF, Almanya’da yaşayan herkesin eşit haklara sahip olması gerektiğini vurgulayarak, insanlar arasında etnik kimlik temelinde ayrım yapılmasını reddettiklerini bildirdi.
31 Ekim eylemlerinde sokaklarda yükselen dayanışmanın, Alman olanlarla göçmen kökenlileri birbirinden ayırmaya çalışanların planlarını boşa çıkardığı ifade edildi.
Federasyon, gençlerin ve emekçilerin bundan sonra da bu tür ayrıştırıcı politikalara karşı birlikte mücadele etmeye devam edeceğini belirtti.
DİDF açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu ülkede yaşayan herkesin eşit haklara sahip olmasını talep ediyoruz. İnsanlar arasında etnik kimlik ayrımının yapılmasını reddediyoruz. Sokakta yükselen dayanışma, Alman olan ve olmayan ayrımını yapanların planlarını boşa çıkardı. Gençler ve emekçiler bundan sonra da onların planlarını boşa çıkarmaya devam edecek.
DİDF olarak ayrımcılığa karşı birlikte mücadele etmek ve ortak yaşamı güçlendirmek için gençlerle birlikte alanlarda olmaya devam edeceğiz.”























































