Cumhuriyet, Türkçülüğün esaslarıyla bitti… | Erdal Boyoğlu
Adaletle yüzleşmeyen cumhuriyetçiler, inkâr, asimilasyon ve ırkçı politikalarıyla tarihin kaçınılmaz sonucunu görmemeye devam ediyor.
Hakkaniyetle yüzleşmeyenler, ırkçı tarihlerinin kaçınılmaz sonucunu görmemeye devam ediyor, hâlâ.
1923’te kurulan egemen cumhuriyette başka bir halkın, başka bir dilin, başka bir kültürün, başka bir müziğin, başka bir inancın sözü bile geçmedi…
Anadolu-Mezopotamya topraklarında bir zamanlar var olan farklı dillerin, farklı inançların ve farklı kültürlerin birlikte yaşama bereketinin egemen cumhuriyette inkâr edildiğini görmek çok acı bir gerçek değil mi?
Peki, yüzleşilmeyen Türkçülüğün esasları ne zaman sorgulanacak?
Birlikte yaşama bereketinin artık yok olduğunu ne zaman görecek?
Peki, kavimler kapısı Anadolu-Mezopotamya üzerinde yaşananlarla ne zaman yüzleşilecek, ne zaman barışacak?
Peki, inkâr edilmeden, asimilasyona uğratılmadan, sesini alçaltmadan konuşabileceği dönem cumhuriyetin başlangıcı değilse, ne zaman?
Mesele kimlik tespiti yapmak değil. Bir zamanlar bu topraklarda mozaik bir yaşamın renkleri vardı. Egemen cumhuriyetle yok olduğunu, inkâr edildiğini, katliamlara, soykırımlara uğratıldığını görmemek nasıl bir vicdan, nasıl bir adalet, nasıl bir cumhuriyet?
Mesele, inkâr etmeyi öğretenlerin arasında insan kalmayı, insan haklarını savunabilmeyi başarabilmeyi yaşama geçirmektir, farklılığı sevmektir; birlikte yaşamın eşitliğini yaşamaktır mesele…
Biliyorum, bu yazıyı okuyan ulusalcı cumhuriyetçiler rahatsız olacak. Demokratik cumhuriyetin eşit söyleminden, demokrasi, hukuk ve adalet isteğinden, barış içinde bir arada yaşama talebinden rahatsız olan şovenist ulusalcılardır…
Mustafa Kemal iktidarı gerçekten laik mi?
Gelenekselci cumhuriyet savunucuları ve ulusalcı solcular laiklik ve cumhuriyet diyorlar, gerçekten öyle mi?
1930-31-32 yıllarında çıkan gazetelere bir göz atmakta yarar var.
Mustafa Kemal iktidarı demokratik olmayan bir cumhuriyet inşa etti. Tekçi ve Türkçü bir cumhuriyet kurdu. Kimse Kemalist Türkçülüğün ırkçı esaslarıyla yüzleşmiyor.
Türkçü ve Sünni İslam anayasasını sorgulayamıyor.
Demokratik olmayan cumhuriyet anayasası eleştirilmiyor.
Mustafa Kemal rejiminin Kürtlere, Lazlara, Süryanilere, Ermenilere, Kızılbaş Alevilere nefes aldırmayan, tek partili, tek dilli, tek milletli iktidarın adı olduğu ortadadır.
Cumhuriyet anayasasının tek dini, tek dili uygulayan antidemokratik bir rejim olduğu sorgulanmıyor.
Laik olmayan bir cumhuriyetin temel direği Diyanet İşleri Başkanlığı ile karşı karşıya olduğumuz ortadadır…
Egemen cumhuriyet rejimi, kapitalizmin inşası için her türlü baskıyı, her türlü adaletsizliği, her türlü eşitsizliği mübah görerek kapitalizmden yana, “Türkçülüğün Esasları”yla ezen ve sömüren sistemin kurucu iktidarı oldu.
Kürtleri, Kızılbaş Alevileri, gayrimüslimleri yok etmeye, yok saymaya, inkâr ve asimilasyonla egemen cumhuriyetin kimden yana olduğunu beyan etmişti aslında.
Taraf olduğu Türk-İslam senteziyle zehrini Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurduktan sonra açık açık akıttı. İlerici aydınları, sosyalistleri içeri tıktıktan sonra yolunu sermayeden yana çizdi ve hâlâ o anayasanın kırmızı çizgileriyle karşı karşıyayız.
İşte o cumhuriyet anayasası kapitalizm için seferber oldu.
Emekçilerin 1 Mayıs bayramı ve işçi grevleri yasaklandı. Sol, sosyalist, komünist ve ilerici dergi ve gazeteler yasaklandı.
Partiler ve dernekler yasaklandı.
İşte egemen cumhuriyetin antidemokratik uygulamaları böyle bir yol almışken;
Kendine solcu, sosyalist (!) diyenler ve kendine Kızılbaş Alevi diyenler, size ne oluyor?
Siz neyin bayramını kutluyorsunuz?
Egemen cumhuriyet size ne verdi? Sendikalar ve grevler serbest mi bırakıldı?
Kızılbaş Aleviler hakkında iğrenç, asparagas yalanların önü mü kesildi?
Alevilere Diyanet İşleri Başkanlığı’nda söz ve yetki mi verildi?
29 Ekim 1923: Türkçülüğün fermanı
İnkâr edilen halkların ve asimilasyon uygulamalarını kanunlaştıran bayramı kimin için ve kime kutlamak düşüyor?
Şimdi 29 Ekim bayramı kimler için kutlanır?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurduğu için mi?
Türk edebiyatına sokulan “mum söndü” gibi bir iğrençliği yaratan, Alevilere hakaret eden cumhuriyet laik mi?
Kızılbaş Aleviler;
Ankara’da “Mum Söndü” oyunlarını sergilettiği için mi kutluyor?
Alevilerin cemevlerini ve dergâhlarını yasakladığı, kapattığı için mi Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor?
Sosyalistler;
Mustafa Suphi ve yoldaşlarını katlettiği için mi?
Sabahattin Ali’yi, Nâzım Hikmet’i, Hikmet Kıvılcımlı’yı, Şefik Hüsnü’yü hapse attığı için mi egemen Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor?
Kürtlerin dillerini, klamlarını, kültürlerini yasakladığı için mi?
Koçgiri’yi, Zilan’ı, Dersim’i katliamdan geçirdiği için mi kutluyor 29 Ekim’i?
Türkçülüğün esasları;
“Her şey Türk’e göre, Türk olmayanların bir tek hakkı var, o da Türk’e köle olmaktır” dediği için mi kutluyor?
“Bir Türk dünyaya bedel”, “Tanrı Türk’ü korusun”, “Ne mutlu Türküm diyene” diye üstün ırk yarattığı için mi kutluyor?
Cumhuriyet;
Türk-İslam sentezini anayasanın olmazsa olmazı yaptığı için mi kutluyor?
İşte 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı denilen günün adı! Sol, sosyalist düşüncelere tahammül etmeyen egemenlik bayramını kutlamak nasıl bir ruh hâli?
Ermenilerin, Süryanilerin mallarını, işyerlerini gasp eden (Çankaya Köşkü, Cumhuriyet gazetesi vb.) egemen cumhuriyettir.
Cumhuriyet anayasası;
Ezen ve sömüren sınıfın yanında kapitalist üretim ilişkisini kanunlaştırdı.
Peki, tüm bu kötülüklerin başı olan cumhuriyet rejiminin ezen ve sömüren sınıflar için yaptığı bayram, ezilenlerin bayramı değildir.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkçülüğün esaslarıyla bayrak dalgalandıran ve kapitalizme kucak açan rejimin adıdır.
29 Ekim demek, kapitalist rejimin kurulması ve gayrimüslimlerin, Kürtlerin ve Alevilerin inkâr edilmesi demektir.
Ya bu egemen cumhuriyet, kapitalizmden yana olmaktan başka, emekçilere, kavimler kapısı, mozaik olan coğrafyaya, emekten ve insan haklarından yana neler yaptı diye düşünenler de var…
Erdal Boyoğlu – 01.11.2026























































