Sosyal Medya

Published on Kasım 1st, 2026

0

MLKP: Ölümsüzlerin idealleri varlık nedenimizdir


MLKP Merkez Komitesi, devrim mücadelesinde yaşamını yitirenleri andığı açıklamasında, devrimci güçlere birleşik mücadele çağrısı yaptı. Açıklamada, sömürüye, yoksulluğa, ırkçılığa, sömürgeciliğe ve demokratik hakların gaspına karşı devrimci mücadelenin büyütülmesi gerektiği vurgulandı.

Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) Merkez Komitesi, 28 Ekim 2026 tarihli açıklamasında, devrimci mücadelede yaşamını yitirenleri anarak onların ideallerine bağlılık mesajı verdi. “Ölümsüzlerin İdealleri Varlık Nedenimizdir” başlığıyla yayımlanan açıklamada, işçi sınıfı ve ezilenlerin kurtuluşu için devrimci mücadelede ısrar edilmesi ve devrimci güçlerin birleşik mücadelesinin geliştirilmesi çağrısında bulunuldu.

MLKP Merkez Komitesi tarafından yayımlanan açıklamanın tam metni şöyle:

Ölümsüzlerin İdealleri Varlık Nedenimizdir

Devrimin Örgütlenmesi Ve Zaferi İçin

Savaştık, Savaşıyoruz, Savaşacağız!

Yıl: 2026

No: 9

Burjuvaziyle proletarya, faşist devletle ezilenler, inkarcı sömürgecilikle Kürt ulusu, erkek egemen sistemle kadınlar arasındaki çelişkiler Türk ve Kürt halklarımızdan ve değişik ulusal topluluklardan işçileri, kadınları, Kürt ulusunu, gençliği, emekçileri, yoksulları, ezilip yok sayılan Alevi inancından halkımızı, ırkçı-şoven cenderede tutulan ulusal toplulukları, LGBTİ+’ları devrime çağırıyor. Hayatın sayısız gerçeğinin kanıtladığı gibi özgürlük, adalet, kadınlara eşitlik, halklara eşitlik ve yoksulluktan, sefaletten kurtuluş için devrim dışında bir yol yoktur. Olmamıştır. Olmayacaktır.

Bırakalım devrimci hakları, düzen içinde elde edilebilecek olan demokratik hakların bile polis- jandarma zorbalığıyla, mahkemeler ve hapishanelerle nasıl engellendiği, nasıl gasp edildiği hepimizin gözleri önünde. Bir düşünelim. İşçilerin genel grev hakkı nerede? Dayanışma grevi hakkı nerede? Sendikal örgütlenme hakkı nerede? Özgür toplu sözleşme hakkı nerede? Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlama hakkı nerede? İstanbul Sözleşmesi nerede? Boykot hakkı nerede? Terörle mücadele kanunu adı altında gasp edilen veya işlemez hale getirilen basın, söz, toplantı, örgütlenme, eylem hakları nerede? Tümü zorlu mücadelelerle kazanılmıştı. Faşist devlet terörüyle, faşist yasalarla, kararnamelerle geri alındı. Çünkü egemenlerin elinde polis, ordu, hapishane, mahkeme çarklarına dayalı bir devlet makinası var. İşçiler ve ezilenler yalnızca yasal, silahsız ve parlamentarist biçimlere, araçlara dayalı mücadelelerle düzeni değiştiremezler; özgür, insani, adil, onurlu bir yaşam kuramazlar. Yalnızca Türkiye ve Kürdistan deneyleri değil, dünya deneyleri de sayısız örnekle bunu söylüyor. Yirminci yüzyılın başından günümüze bunun tersini gösteren tek bir örnek bile yoktur.

Partimizin ve değişik devrimci partilerin, grupların saflarında ölümsüzleşen yoldaşlar bu bilinçle yaşadılar ve mücadele yürüttüler. Onlar işçiler, emekçiler, ezilenler için yeni bir hayat, yeni bir dünya istiyorlardı. Dünyayı sırtlarında taşıdıkları halde eziyet dolu, çileli, türlü yoksunluklarla yüklü bir hayata mahkum edilenlerin; özgürlükten mahrum, düzenin ürettiği türlü eşitsizliklerin ve yoksulluğun pençesinde kıvrananların mutlu bir hayata kavuşması için mücadele ediyorlardı. Ölümsüzlerin devrimci amaçları, idealleri partimizin varoluş nedenidir.

MLKP 32 yıl önce kuruldu. 30 Mart, 6 Mayıs, 18 Mayıs’ın ardından gelen yıllarda, 1974’ten başlayarak fiziki olarak TKP (M-L) ve THKP-C saflarından boy vermiş grupların ve 1980 sonrası TDKP saflarından gelen görece dar bir komünist grubun birliğinin ifadesiydi. İçlerinde önderlik nitelikleriyle donanmış yoldaşların da bulunduğu onlarca ölümsüzün yarattığı bir devrimci mirasa dayanıyordu. Birlik Devrimiyle 1974-1980 dönemi grupçuluğunun yenilgiye uğratılması ve birliğin siyasi mücadele içinde ete kemiğe büründürülmesi ölümsüzlerin ideallerine bağlılığın, kendini amaçlaştırmamanın yalın bir ifadesiydi. Bu nitelik partimizin gelişimiyle birlikte gelişip güçlendi. MLKP’nin “birlik”, “birleşik mücadele”, “cepheleşme” zihniyeti, politik strateji kadar, ölümsüzlerin ideallerine bağlılıkta ifade bulan ideolojik kültür ve değerlerimizin devrimci toprağında köklendi, dal budak saldı.

Partimizin ilk şehidi, kuruluşundan 54 gün sonra İstanbul’da Gülsuyu-Esenkent üst geçidinde bayraklaştı. Genç komünist işçi Erdal Balcı yoldaş 4 Kasım 1994’te Birlik Devriminin zaferini duyuran pankart asma eyleminde polis tarafından katledildiğinde henüz 19’undaydı.

MLKP, o 4 Kasım’dan bugüne değin savaş mevzilerinde nöbettedir. 32 yıldır ölümsüzlerin adlarını, anılarını, ideallerini yüksekte tutarak savaşıyor. Buna şahitsiniz.

İşçi sınıfı ve ezilenlerin kurtuluşuna adanmış bu başı dik yürüyüşümüzün yaratıcıları her şeyden ve herkesten önce ölümsüzlerimizdir. Daima onlardan güç aldık. Zorlu ve karmaşık dönemlerde onların ışığıyla yürüdük. Onların hayalleri, vasiyetleri, çağrıları, kavgayı büyütme özlemleri direncimize, fedakarlık kuvvetimize, yoldaşlık sevgimize, savaşım azmimize, halk sevgimize dönüştü.

Erdal Balcı yoldaştan sonra, parti önderliğinden, il komitelerinden, KGÖ önderliğinden, FESK merkezi komutanlığından, kızıl müfrezelerden, kır gerillalarından, genel kitle çalışmasından, tutsaklar cephesi militanlığından, zindanlar örgütümüzden 103 yoldaş bayrağı birbirine devretti. İstanbul’dan Bekaa’ya, İzmir’den Kobanê’ye, Kars’tan Serêkaniyê’ye, Dersim’den Hesekê’ye, Urfa’dan Xakurkê’ye, Ankara’dan Garê’ye, Eskişehir’den Til Temir’e, Maraş’tan Rakka’ya, Ağrı’dan Avusturya’ya, Malatya’dan Almanya’ya, Kocaeli’den Fransa’ya, Adana’dan İtalya’ya geniş bir coğrafyada son kez çarptı onların işçi ve ezilenlerin yoldaşı olan kalpleri.

Ezilenlerin kimi dönemler öncülerine daralan, kimi dönemler geniş kitleleri kapsayan bir zeminde sergiledikleri çeşitli tipten fedakarlıklar, zulme ve işkenceye göğüs germe, canlarını feda etme pahasına geliştirmeye, büyütmeye çalıştıkları devrim bugün en acil ihtiyaç. Yaşadığımız dünyada işçilerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin, LGBTİ+’ların, işsizlerin, aydınların, sanatçıların, Kürt ve Filistin halkları başta olmak üzere ırkçı ve sömürgeci boyunduruk altında tutulan halkların devrim dışında bir seçenekleri yok.

Sömürü korkunç. İşsizlik dağlar gibi. Yoksulluk milyarlarca insana kan kusturuyor. Yaşam ve çalışma koşulları dayanılmaz halde. Demokratik hak ve özgürlükler daraltılıyor veya ortadan kaldırılıyor. Egemenler faşist hükümetlere can simidi gibi sarılıyor. Kadın cinsi, eşitlikten olduğu kadar, can güvenliğinden de yoksun. Dünyanın değişik köşelerinde gerici savaşlar, soykırımlar devam ediyor. Milyonlarca insan hapishanelerde. Uyuşturucu onmilyonlarca hayatı mahvediyor. Ekolojik dengeye ağır darbeler vuruldu. Doğal çevrenin yıkımı ürkütücü boyutlarda. Üçüncü emperyalist paylaşım savaşı hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor. Böyle bir dünyada baş emperyalist ABD’nin faşist başkanı Trump ırkçı, faşist, siyonist Netanyahu’yla birlikte bir çocuk mezarlığına dönüştürdüğü Gazze’yi turizm merkezi haline getirme, Beyaz Saray adlı merkezdeki Oval Ofis’e havuz yapma arzusunu konuşuyor. Dünya burjuvazisi bu ölçüde çürümüş vaziyette. Devrimler gerçekleşmezse insanlık da, evren de mahvolacak.

Fakat dünya yalnızca gericisi, şovenisti, ırkçısı, faşistiyle burjuvaziden, onun zorbalık ve zalimliklerinden, çürümüşlüğünden ibaret değil.

Dünyada aynı zamanda insani, özgür ve adil bir hayat isteyen, bunun için örgütlenen, mücadele eden işçiler ve ezilenler de var.

Kadın, erkek ve LGBTİ+ işçiler, gençler, ezilenler, yoksullar gösterilerle, grevlerle, direnişlerle, ayaklanmalarla emperyalist küreselleşme düzenine, onun üretim ilişkilerine ve siyasi rejimlerine itiraz ediyor, yeni bir dünya, yeni bir hayat isteklerini, özlemlerini gözler önüne seriyorlar.

İşte Avrupa’yı saran, dünyada kıvılcımlar tutuşturan, işçilerle, emekçilerle yoldaşlaşan öğrenci gençlik fırtınası. İşte işçilerin ve ezilenlerin dünyanın dört köşesinden yükselen sesleri.

Bu sesleri güçlendirmek, özgürlük, adalet, kadınlara eşitlik, halklara eşitlik ordusuna dönüştürmek, sosyalizm bayrağını yükseltmek için birleşmeli, örgütlenmeli, savaşmalıyız.

Dönemin çağrısı devrimcilikte, devrimci program, strateji ve çizgide ısrar etmek, dikkati halklarımızın bağrındaki devrimci imkanlara odaklamaktır.

Bugün dönemi göğüslemek, devrimi geliştirmek, güçlendirmek için devrimcilerin ve söz-eylem tutarlılığı içindeki kararlı antifaşistlerin birleşik mücadelesi hayati bir öneme sahiptir. Tüm devrimci partileri bunun için üzerlerine düşen devrimci görevleri yerine getirmeye çağırıyoruz.

İşçileri ve ezilenleri, partimizi ve pratiğiyle devrimci olan, direnen, mücadele eden devrimci partileri, grupları maddi-manevi tüm imkanlarıyla desteklemeye, güçlendirmeye;

Ölümsüzlerin adlarını çocuklara verme, ölümsüzler için türküler, marşlar, şiirler yazma, besteler yapma, tanıma onuru kazandığı ölümsüzleri yazma, anmalara katılma, ailelerini ziyaret etme biçimindeki devrimci halk geleneklerini yaşatmaya davet ediyoruz.

Partimizin, parti öncellerimizin ve bir bölümü artık fiziki olarak var olmayan değişik devrimci parti ve grupların saflarında savaşırken toprağa düşen tüm devrim şehitlerinin anıları önünde yoldaşlıkla, bağlılıkla, minnetle eğiliyoruz. Devrimci idealleri uğruna savaşı sürdüreceğimize bir kez daha söz veriyoruz.

Devrimin ölümsüz önderlerine, savaşçılarına, emekçilerine bin selam!

Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!

Şehîdên Me Rêberên Me Ye!

Tek Yol Devrim Yaşasın Sosyalizm!

Devrimin Zaferi İçin Yaşaşın MLKP!

28 Ekim 2026

MLKP Merkez Komitesi


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑