Gençlerin tutumu ve insanlığın geleceği

Ali ÇARMAN (Stuttgart)
Gençliğin toplumdaki yeri, önemi ve sorunları, eski olduğu kadar aynı zamanda sürekli güncel bir konu olarak gündemdeki yerini korumakta. Zira insanlığın geleceğiyle ilgilenenler açısından gençlik, coşkusu, militanca tutumu ve gözüpekliğiyle çok önemlidir.
Doğu blokunun bütünüyle çökertilmesinin ardından emperyalist-kapitalist sistem için pembe tablolar çizenler, gelinen noktada hayatın gerçekleri ve zorlukları karşısında çuvalladılar denebilir. Var olan sistemde egemen çevrelerin kendilerini kusursuz gösterme çabaları artık eskisi kadar etkili olmuyor. Bu gerçeklik, son günlerdeki gençlik eylemlerinde belirgin bir şekilde görüldü.
Avrupa genelindeki Z kuşağı (Gen Z Regelt) eylemlerinin Almanya’da da kendini göstermesi tartışmaları alevlendirdi. Hükümet yanlıları, devlet güdümlü yetkililer ve polis teşkilatı, günler öncesinden gençlere eylemlerden uzak durmaları yönünde çağrılar yaptı. Bütün bunlar yetmedi, şehir merkezlerindeki kimi mağazalar camlarını ve kapılarını tahta bariyerlerle kapattı. Topluma verilen mesaj, sanki savaş ya da çatışma çıkacağı yönündeydi. Yüzlerce polisin konuşlandırıldığı Stuttgart’taki görüntü hiç de hoş değildi.
Uzun yıllardır Stuttgart ve çevresindeki eylemlere katılan ve bunları gözlemleyen birkaç gazeteci olarak cumartesi sabahı erkenden eylem yerine gittik. Herkes endişeliydi ve “Acaba ne olacak?” sorusuna cevap arıyordu. Saat 12.00’den itibaren gençler gruplar halinde alanın değişik noktalarında toplanmaya başladılar.
Schlossplatz Meydanı, epey bir zaman sonra binlerce gence ev sahipliği yapıyordu. Eylemi düzenleyenlerin katılımın beklenenden çok fazla olduğunu ve 12 bine ulaştığını açıklamasıyla birlikte alkış tufanı koptu. Akla gelebilecek bütün ilerici örgütler pankart ve bayraklarıyla alandaki yerini almıştı.
Almanya’da polis, Filistin bayrağını gördüğünde kırmızıyı görmüş boğa gibi yerinde durmayıp oradan oraya koştu durdu. Ayrıca polis, bir olayın yaşanması için adeta saldırganca bir tutum sergiledi. Polis arabalarından yapılan uyarılar ve yürüyüş kortejine sürekli müdahaleler gençleri öfkelendirdi. Gençler buna rağmen sorumlu davranıp oyuna gelmedi.
Gençlerin kararlı tutumları sadece protesto olarak görülemez!
Almanya genelinde yüz binden fazla kişi, hükümetin ekonomi, eğitim, sağlık ve askerlik alanlarındaki politikalarının yanlışlığına duyduğu öfkeyi gösterirken, umudu sarsılanları da yeniden umutlandırdı.
Miting ve yürüyüşte “Yaşasın uluslararası dayanışma!”, “Filistin’e özgürlük!”, “Kapitalizme, silahlanmaya ve ırkçılığa hayır!”, “Gençlik gelecek, gelecek sosyalizm!” sloganları gençler tarafından defalarca haykırıldı. Gençlerin önemli bir kesimi ise eleştirilerini doğrudan devlete ve polise yöneltmekten geri durmadı.
Eylemi organize edenler, daha önce web sitelerinde insanların yaşlarına bakılmaksızın “Geleceğimiz herkesi ilgilendiriyor” çağrısıyla herkesi eyleme katılmaya davet etmişti. Ne güzel ki, on bin kişilik katılımda yaşlılar ancak iki kişiydi.
1990’ların sonları ile 2010’ların başları arasında doğan gençleri kapsayan Z kuşağı, eylemin barışçıl geçmesi için elinden gelen çabayı gösterdi. Ancak aynı şey tam teçhizatlı yüzlerce polis için söylenemez. Kırka yakın kısa süreli gözaltı yetmemiş olacak ki, çöp bidonlarının ateşe verildiği yalanına başvurdular.
Gençlik geleceği hakkında söz sahibi olmak istiyor
Günlerce yapılan propagandayla biraz da abartılarak yaratılan endişe, Fransa benzeri isyanların yaşanacağı yönündeydi. Sosyal bilimlerle uğraşan herkes bilir ki Fransa’nın kendine has bir protesto kültürü (biz buna Fransız İhtilalciliği diyoruz) olduğu görmezden gelindi.
Almanya’nın en zengin şehirlerinden biri olan Stuttgart’ta dahi zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum giderek belirginleşmekte. Geleceği belirsiz olan yüz binlerin harekete geçmesi ve bunun arkasındaki nedenler üzerine kafa yormak varken, sorumluluktan kaçanlar gençleri sorgulamakta. Altı bin kişinin kayıt yaptırdığı eyleme 12 bin kişi katılıyorsa bunun üzerine bin defa kafa yormak gerekir. Gençlerin söylediği üzere, illa suçlu aranıyorsa o da kapitalizmdir.
Gençler, son zamanlarda yaşanan birçok olgu ve sürecin kendi durumlarını olumsuz yönde etkilediğini görmeye başladı. Gençlerin ufku uzakları görecek kadar derin, talepleri bütün insanlığı ilgilendirecek kadar geniş. Onlar kendi yollarını bulduklarında, örgütlü bir güç olarak hedefli hareket ettiklerinde, gençlik için verilen mücadelede kazanımlar elde edilecektir. Bizlere düşen de umudumuzu coşkuları ve neşeleriyle diri tutanları selamlamak olacaktır…




























































