ATİK’ten 1 Eylül çağrısı: Emperyalist savaşlara karşı mücadeleyi sokağa taşıyalım
Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, emperyalist savaşlara, işgallere, militarizme ve nükleer tehdide karşı mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.
Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. “Emperyalist savaşlara karşı 1 Eylül’de mücadeleyi sokağa taşıyalım” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
EMPERYALİST SAVAŞLARA KARŞI 1 EYLÜL’DE MÜCADELEYİ SOKAĞA TAŞIYALIM!
Hitler faşizminin 1939’da Polonya’yı işgal ederek insanlığı felakete sürüklediği tarih olan 1 Eylül, bugün yine tırmanan emperyalist savaşların gölgesinde karşılanıyor. Dünyayı kan gölüne çeviren egemenler, bir yandan halkları felakete sürüklerken diğer yandan “barış” söylemlerinin arkasına saklanıyorlar. Sömürünün, zorbalığın ve gericiliğin hüküm sürdüğü bir düzende kalıcı bir barış inşa edilemez; gerçek barış ancak egemenlerin çarklarına karşı yürütülecek birleşik mücadeleyle mümkündür.
1 Eylül, savaşın ve faşizmin insanlığa yaşattığı büyük yıkımın unutulmaması ve savaşlara karşı halkların ortak mücadelesinin büyütülmesi açısından önemli bir gündür. Bugün dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlar, geçmişin acı deneyimlerinin hâlâ güncel olduğunu göstermektedir. Bu nedenle 1 Eylül’ü savaşa ve militarizme karşı mücadeleyi büyütülmesi gereken bir gündür.
Dünya Yeniden Emperyalist Savaş ve İşgallerin Kıskacında!
Emperyalistler arasındaki çelişkiler, Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyayı yangın yerine çevirmiştir. ABD ve NATO’nun kışkırtmalarıyla tırmanan Ukrayna-Rusya savaşı, Avrupa’dan bölgeye aktarılan devasa silah sevkiyatlarıyla birlikte dünyayı doğrudan bir emperyalist savaş tehlikesi ile yüz yüze bırakmıştır. NATO, temel vurucu güç olarak sahneye sürülürken büyük bir emperyalist savaş tehlikesi her zamankinden daha somut bir hâl almıştır.
Savaşın büyümesiyle birlikte en ağır bedeli yine halklar ödemektedir. Kentler yıkılmakta, milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda kalmakta, savaşın yarattığı ekonomik ve toplumsal yıkım sınırları aşarak genişlemektedir.
Orta Doğu’da İsrail’in Filistin genelinde ABD ve AB emperyalist güçlerin desteğiyle yürüttüğü soykırım ve yıkım, bölgeyi tehlikeli bir duruma sürüklemektedir. Yine ABD-İsrail ortaklığında İran’a yönelik işgal girişimi, bölgedeki savaşı en üst safhaya taşımış durumdadır. Bu kirli paylaşım dalaşının ortasında, Afrika’dan Asya’ya uzanan rekabet ve vekâlet savaşları sonucunda binlerce insan yaşamını kaybetmekte, milyonlarca insan ise mülteci konumuna düşürülmektedir.
Militarizm ve Savaş Siyaseti Kitleleri Açlığa Mahkûm Ediyor!
Krizlerini savaş ve işgallerle ortadan kaldırmaya çalışan sistem, faturayı her geçen gün işçi sınıfına ve ezilen halklara kesmektedir. Silahlanmaya harcanan milyarlarca dolar; eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanlarından çalınmaktadır. Yeraltı kaynaklarının yağmalanması ve doğanın kâr hırsıyla katledilmesi, küresel boyutta bir gıda krizini ve iklim felaketini tetiklemektedir.
Savaş yalnızca cephelerde yaşanmamaktadır. Militarizmin büyümesi, emekçilerin yaşam koşullarının ağırlaşması, temel ihtiyaçların pahalılaşması ve sosyal hakların budanmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Toplumun ihtiyaçları için kullanılması gereken kaynakların silahlanmaya aktarılması, savaş politikalarının toplumun tamamına çıkardığı faturayı daha da büyütmektedir.
Savaş koşullarında milyarlarca insan açlık sınırının altında yaşam savaşı vermektedir. Savaşların finansörü olan ABD ve AB ülkelerinde de sosyal yardım raporları, yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısının hızla arttığını, enflasyonun halkın alım gücünü erittiğini göstermektedir.
Savaşa, Sömürüye ve Irkçılığa Karşı Sürekli Eyleme!
Dünyada gelişen emperyalist savaş tehdidi karşısında daha önceki emperyalist savaşların tarihsel deneyimin unutulmaması ve yeni felaketlerin önüne geçilmesi için güçlü bir toplumsal mücadeleye ihtiyaç vardır. Bu nedenle bu yılki 1 Eylül eylemleri, nükleer silahsızlanma ve anti-militarist taleplerin öne çıktığı çok daha yaygın bir sahne olacaktır.
Savaştan kaynaklı yaşadıkları ülkeleri terk etmek zorunda kalan insanlara yönelik ırkçı ve ayrımcı politikalar da savaş düzeninin yarattığı sonuçlardan biridir. Mültecilere yönelik düşmanlaştırmaya, milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğini savunmak, savaş karşıtı mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. İşçiler, emekçiler ve ezilen halklar arasında dayanışmayı büyütmek, egemenlerin bölme politikalarına karşı en güçlü yanıt olacaktır.
Savaşların ve krizlerin sorumlusu olan sistemin dünya halklarına vereceği bir geleceği yoktur. ATİK olarak; 1 Eylül’de Avrupa’nın pek çok kentinde işçileri, emekçileri, gençleri, kadınları, LGBTİ+’ları, tüm ilerici, antifaşist güçleri sokağa çıkmaya çağırıyoruz. Emperyalizme, kapitalizme, faşizme, savaşa karşı sokaklarda ortak mücadeleyi büyütelim!
1 Eylül’de alanlarda buluşarak savaşın karşısına halkların birleşik gücünü çıkaralım. Savaşa ayrılan kaynakların halkların ihtiyaçları için kullanılmasını, nükleer silahların ve tüm kitle imha silahlarının ortadan kaldırılmasını, işgallerin ve emperyalist müdahalelerin son bulmasını savunalım. Barış, özgürlük ve eşitlik için mücadeleyi yalnızca bir günle sınırlamadan sürekli ve örgütlü bir biçimde büyütelim!
Emperyalist Savaşlara, İşgallere ve Nükleer Tehdide Son!
Silahlanmaya Değil, İNSANCA YAŞAMA Bütçe!






















































