AKM yönetimine açık çağrı: Toplumdan özür dilemelisiniz!
Açık mektupta, cenaze törenlerinde yaşanan engellemelerin ve ayrımcı tutumların demokratik değerlere ve toplumsal eşitlik anlayışına aykırı olduğu vurgulandı. AKM Ulm yönetiminin tutumunun eleştirildiği açıklamada, kurumların bireysel yaklaşımlarla değil ortak irade ve demokratik işleyişle yönetilmesi gerektiği belirtildi.
Ulm Demokratik Güç Birliği (ADGB) bileşenleri ile Avrupa Demokrat Gazetesi Ulm Temsilciliği tarafından ortaklaşa yayımlanan açık mektupta, Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Ulm (AKM) yönetiminin son dönemdeki tutumları eleştirildi. Açıklamada özellikle bir cenaze töreninde yaşanan olayın toplumda rahatsızlık yarattığı belirtilirken, kurumların bireysel yaklaşımlarla yönetilemeyeceği vurgulandı.
Açıklama şöyle:
Ulm Alevi Kültür Merkezi
Yönetim Kurulu’na
açık mektubumuzdur
Hiç kimse, hiçbir birey kurumlar üstü değildir. Kurumlar kalıcıdır. Bireylerin dayatması kurumları karşı karşıya getirme riski taşır. Kurumların demokratik işleyiş tarzını köreltir.
Sevgili AKM yöneticileri,
Bu mektubu açık yazmamızdaki neden, bir cenaze töreninde yani toplum önünde yaşanmış bir olayın tarafınızca daha iyi anlaşılması ve bu olayın hem sonuçları hem de ciddiyeti bakımından farkındalık yaratmasını umut ettiğimizdendir. Ayrıca gerek üyelerinizin gerekse de kamuoyunun bu talihsiz olayın tarafımızca değerlendirilen yönleri hakkında bilgi sahibi olmalarını gerekli gördüğümüzdendir.
İkincisi, bu size yazacağımız son bir yazıdır. Çünkü sizinle herhangi bir sorun karşısında yazdığımız yazıların tarafınızca iyi okunup doğru bir şekilde değerlendirilmediğini gördük. AKM’yi bugüne kadar Demokratik Güç Birliği’nin bir parçası olarak ele aldık. İnanç eksenli çizginize rağmen demokrasi güçlerinin yanında durmanız açısından sarf edilen çabayı değerli gördük. Bunu önemsedik. Bu anlamıyla kamuoyuna mal olacak hata ve eksiklerinizi devrimci sorumluluğumuz gereği eleştirdik. Ancak son yıllarda içine girmiş olduğunuz ve özellikle de bireylerin kendi şahsi hırslarının sizleri bir kurum ciddiyeti noktasında sorunlu hale getirdiğini gördük. Yönetim kurulunuzun (bütününü kast etmiyoruz) çoğunlukla kurum ciddiyeti, kurumlar arası ilişkilerde demokratik davranış tarzı, birey eksenli dar grup mantığı ve olayları çözme hassasiyeti noktalarında tamamen feodal ve dar bir bakış açısıyla hareket ettiğini görüyoruz. Bu durum, kendi aranızdaki işleyişe, davranışlara ve yol arkadaşlığınıza da uyumsuz bir şekilde yansıyor.
Sevgili AKM yöneticileri ve üyeleri,
10 Mayıs günü siz AKM yöneticileri ile son bir toplantı yaptık. Eleştirilerinizi dinledik kaygılarınızı anlamaya çalıştık. Ve sonuçta dedik ki: “Sevgili yöneticiler, niyetimizi anlamakta zorluk yaşıyorsunuz. Ön yargılarınız bizi anlamanın önüne geçmiş. Bizim yazdıklarımızı okumuyorsunuz. Doğru değerlendirmiyorsunuz. Kulaktan duyma bilgiler ile kendinizi ve üyelerinizi yanlış bilgilendiriyorsunuz. Siz, yazdığımız yazıda AKM’yi ‘ırkçı, faşist, dinsel ayrımcı’ olarak yansıttığımızı söylediniz. Size elimizdeki yazıyı okuyarak bunun böyle olmadığını gösterdik. Kabul ettiniz. Cümleyi okumadan sadece içindeki kelimeleri alırsanız, anlamı ötesinde her şey çıkarabilirsiniz dedik.” Ama cümlenin tamamını okuduğumuzda böyle bir şeyin olmadığını siz de gördünüz. Bu anlamıyla, bu kelime oyunu üzerinden Demokratik Güç Birliği’ne yönelik ithamların bilinçli bir şekilde ortaya atıldığını söyledik.
Diğer bir nokta; inanç ve ibadetinizin nasıl yapıldığı bizim sorunumuz değil. O, inanca ait bir meseledir ve o inancın kendisini bağlar. Bizim tartıştığımız konu ve amacımız sizin inanç sisteminiz değil. Toplumsal bir olaya mal olmuş bir sorunu tartıştık. Bir “Sünni aileye yer verilmedi” yaklaşımımızı da tam da bu denklemde ele almanız gerekiyor. “İlgili aileye taziye salonunun tahsis edilmemesinin nedeni, talebin Alevi inanç ve ritüelleriyle örtüşmemesidir” diyorsunuz. Peki, bugüne kadar onlarca cenazemiz kilisede kaldırıldı. Dedelerimiz kilise içinde dua verdi. Ritüelimize uygun olmayan yerde taziye yapabildik. Ya da “şehit” diyerek ölen Alevi kökenli bir askeri Türk devleti cemevinde kaldırmıyor, camide Alevi ritüeli yok onun için Sünni geleneklere göre kaldırıyor. Bu ayrımcılığa en fazla Alevi kurumları itiraz ediyor. Sevgili dostlar, anlatmak istediğimiz şey tam da bu. Ayrımcılık, bu inancın literatüründe olmaması gereken bir durumdur. Resmi devlet ideolojisinin dayattığı dini ırkçılığı en fazla sizler protesto ederken bugün bu siyasi anlayışa meyil verecek yaklaşımları eleştirdiğimiz için bir çırpıda hakkımızda ferman çıkardınız. Bu anlamıyla yazılanları tekrar tekrar okumanızı salık veririz.
Son olarak; konumuza geri döndüğümüzde şu noktaların herkes tarafından değerlendirilmesi ve adil olmasını bekleriz.
Hiçbir birey, hiçbir kişi emek ile yaratılan bir kurumun üstünde olamaz. Kendi ihtiras ve çelişkilerini kuruma mal edemez. Bu yaklaşım tarzı kurumu kendi takkesi olarak kullanmayı getirir. Adalet ve eşitlik ilkesi kurumun değil kişinin tekeline girer. Sonuçları uzun vadede kurumun kendisini bitirir. Bu anlamıyla bir ay önce yaşanılan ve demokrat bir dostumuz olan, uzun yıllar sizin de haberlerinizi ve geniş tanıtımınızı yapan, gelişimine katkı sunan bir gazetecinin cenazeye girmesinin engellenmesi sorunu noktasında, Ulm alanında hepimizin sevdiği ve dostu olan, aynı zamanda Güç Birliği bileşenlerinden bir kurumun üyesi olan kişinin cenazesine, AKM kurumu yöneticilerinden biri tarafından cemevinin kapısı tutulup içeriye alınmaması sorunu ile ilgili tam bir aydır sizden bir çözüm ve yaklaşım bekledik. Aile ve o cenazeye katılan yüzlerce insanın tepkisini aldınız. En azından rahatsızlık verdiğiniz bu topluma karşı bir özür sunma sorumluluğunu göstermeniz gerektiğini, bu sorumluluğu taşıyacağınızı umut ettik. Bu anlamıyla bilinçli bir şekilde sizin bu sorunu demokratik ve adil bir şekilde çözmenizi bekledik. Özellikle birinci başkanınızın yoğun çabası bizlerde adil bir hukukun yanında makul bir anlayışın oluşacağı izlenimini verdi. Ancak gelinen aşamada ve 10 Mayıs toplantısının ardından AKM yönetiminin (tümünü kast etmiyoruz) bu konunun ciddiyetini ve toplum karşısındaki hassasiyetini görmek istemediğini anladık. Bunu net bir şekilde ifade ettiniz. Aileden özür dileyen başkanın özrü için, 2. Başkan tarafından “Bizi bağlamaz” diyebildiniz. Olayın o anda orada olması yanlış ama bu arkadaşın AKM’ye girmesi yasak diyorsunuz.
O halde soruyoruz, bize değil sorumluluk duyduğunuz kitlenize anlatın,
1) Eski yönetim bu kararı almış ise bu karar kişiye neden ulaştırılmamış.
2) Bu karardan üyelerinizin ve yapılan kongrenin haberi neden yok.
3) Bu karardan yeni yönetimin haberi neden yok.
4) Bu kararın yazılı bir nüshası neden bulunmuyor.
5) Bu kararı sadece yönetimde alan bireylerden başka kimse bilmiyor. Neden?
6) Cemevinde yapılan bir taziyeye ve cenazeye, ailenin sevdiği dostlarının gelmesini engellemek hiçbir hukuka, hakka ve insani değerlere sığmaz. Bir karar alıyorsunuz, bari arkasında durunuz. Bu yaklaşım tarzınız sizi, bir önceki olayın devamı olarak kendi kültürel değerlerinize yabancılaştırarak özünüzden ve benliğinizden uzaklaştırıyor. Toplum karşısında adalet ve eşitlik felsefenizi zedeliyor.
Ortada ayrıca ciddi bir hukuki ve demokratik sorun bulunmaktadır. Aylar boyunca ne yazılı ne sözlü biçimde muhatabına bildirilmeyen, yönetimin tamamının ve üyelerin dahi haberdar olmadığı bir “yasak kararının” sonradan gerekçe haline getirilmesi kabul edilemez. Kamuoyuna açık bir ibadet yeri ve dernek olan bir kurumda, yalnızca gazetecilik faaliyeti değil; demokratik, sosyalist ve yurtsever kimliğiyle tanınan bir kişinin keyfi biçimde hedef haline getirilmesi de hiçbir demokratik anlayışla bağdaşmaz. Varsa bir sorun ve sıkıntı kurumlarımız ve kişiler olduğu yerde duruyor. Her türlü sorunu konuşabilecek ve çözebilecek durumun olduğunu da biliyorsunuz.
Diğer yandan, “mesele Sünni kimliği değil, ritüel farklılığıdır” savunması da çelişkiyi ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü bu yaklaşım, farklı inançtan insanların ancak belirli koşullar altında kabul görebileceği anlamına gelmektedir. Oysa Alevi öğretisinin temelindeki eşitlik ve “72 millete bir nazar” anlayışı, dışlayıcı değil kapsayıcı olmayı gerektirir.
7) “Kurumsal bir tavır değildi, bireyin bir tavrıdır” diyorsunuz. Oysa birey adına en azından bu yanlışlık için düzeltme çabanız olmuyor. Bireyin kurum üzerindeki (maddi ve manevi) etkisinin altında eziliyorsunuz. Bireyin yanlışı ve suçunu görmezden gelerek onu aklamak adına kurumun ciddiyetini ayaklar altına alarak yok sayıyorsunuz. Kurumunuzu bireyin şahsi ihtiraslarına kurban ediyorsunuz. Ve daha da vahim olanı bunu bilerek ve görerek yapıyorsunuz.
8) Son olarak şunu söyleyelim: Alevi derneğinin gelenekselleşmiş üyelerinin demokrat ve devrimci kurumlara bakış açısını biliyoruz. Aslında bunu çokta yadırgamıyoruz. Ancak sol ve solcu kimliği adı altında geçmişine nispet kindarlık yapan şahsiyetlerin AKM içinde bu düşmanlığı yapanlara prim vermemenizin hepimiz için hayırlı olacağını belirtelim.
Sevgili AKM yöneticileri,
Tekrardan söyleyelim: Bu bizim son yazımız olacaktır. Umarım her şeye rağmen dersler çıkarırsınız. Kurumunuzu bireylerin ve iç çelişkilerin kurbanı haline getirmezsiniz. Bu yaklaşım tarzını düzeltir, demokratik ve devrimci kurumlara olan “düşmanca” tavırların gelişmesine müsaade etmezsiniz. Ve son eklememiz şu olacaktır: Kurumları yönetmek; ciddiyet, emek, sağduyu ve adil olmayı gerektirir. Bir önceki olaydaki yanlış tutum yeni bir sorunu tetikledi. Bu yanlış davranış umarım yeni bir sorunu daha doğurmaz. Demokratik Güç Birliği, kurum temsilci ve üyeleri, basın ve sosyalistler olarak taziye ve cenazelerde bulunacağız. Bu sizden ve size ait olan mekandan bağımsız olarak olacaktır. Herhangi bir cenaze ve taziyede bahsi geçen yöneticilerimize karşı aynı “üslupsuz” yaklaşımları sergileyen her kim olursa olsun, olay anında ve yerinde demokratik tepkimizi ortaya koyacağımızı ve bunun sorumluluğunun da siz AKM yöneticilerine ait olacağını belirtiriz.
























































