Makaleler

Published on Eylül 12th, 2026

0

Sosyal şovenizmin kesif kokusu | Ziya Ulusoy


Sosyal şovenler, Erdoğan-Bahçeli faşizminin iş birlikçisi ABD’nin, Kürt Hareketi eliyle Türkiye’yi böleceği paranoyasını, devrimcilik ve antiemperyalizm adına ileri sürebiliyor.

Kürt Özgürlük Hareketi, barışçı mücadele stratejisine geçtiği ve Rojava Devrimi’nin geriletildiği bir dönemde, sol saflarda soldan yöneltilen eleştirilerin yanı sıra, bazı kesimler sosyal şoven tezlerini kaba şovenizm biçimine yükseltebiliyorlar.

Anafikir sitesi yazarları arasında yer alan eski Dev-Yol yöneticilerinden M. Ali Yılmaz, şu fikri ileri sürebiliyor: “Demokratik konfederalizm’ görüşü… ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden biçimlendirme siyasetiyle uyuşmaktadır. Böylece Türkiye ve İran da Irak ve Suriye gibi parçalanacak ve ABD’nin yeni mandası bir Kürt devleti ortaya çıkarılacaktır.” (Gün Mücadele ve Birlik Günüdür-Mehmet Ali Yılmaz – Ana Fikir Haziran 16, 2025 )

Demokratik Konfederalizm çizgisini savunan Öcalan, Kürtler için devlet fikrini öngörmüyor. Bölge savaşına ilişkin İsrail ile ilişki kurmayı reddediyor. Vurgulamak gerekir ki Demokratik Konfederalizm, sömürgeci devletleri yıkmadan Kürt ulusunun barışçı tarzda hak elde etme çizgisi. M. Ali Yılmaz ise ABD’nin,  iş birlikçisi Erdoğan-Bahçeli faşizminin yönettiği Türkiye’yi, Kürt Hareketi’ne böldürteceği paranoyasını devrimcilik ve antiemperyalizm adına ileri sürebiliyor!

Emperyalizmin, Türkiye’yi Kürt Hareketi’ne böldürteceği fikri, kaba şovenist bir paranoyadır. Erdoğan-Bahçeli faşizmi de selefleri generaller gibi bu paranoyayı, vargücüyle yayarak, “milli ve yerli güçler” demagojisi üzerinden, en sağdan sol sosyal şoven eğilimlere ve Türk halkının geri kitlelerine kadar Kürt düşmanlığını hakim kılmaya ve bunu faşizmin toplumsal desteğine dönüştürmeye çalıştı.

Anlaşılan Üçüncü Dünya devletçisi milliyetçi antiemperyalizm anlayışı, bu eski Dev-Yol yöneticisinin gözlerini o denli bürümüş ki, Erdoğan-Bahçeli faşizminin “bölücülük” umacısıyla toplumsal destek sağladığı gerçeğini bile göremiyor, aynı paranoyaya o da katılıyor. 

Oysa ABD emperyalizmi, iş birlikçisi olmayan ve rakip emperyalizmin iş birlikçisi olan iktidarları, Miloseviç, Saddam, Kaddafi ve Esad örneklerinde kanıtlandığı gibi, yıkma politikası izler. Molla rejimini de yıkmaya çalışır fakat iş birlikçisi olan iktidarları, örneğin Erdoğan faşizmini ise korur, yıkılmasını önler ve olası bir parçalanma tehlikesini bastırmada güç verir. Ayrıca vurgulamak gerekir ki; Türk burjuvazisi, Batılı emperyalizmle ekonomik olarak bütünleşmiş, devleti de NATO üyesi. ABD ve Batı emperyalizmi, kendisiyle bütünleşen burjuvazinin ve Batılı kampa demirleyen Erdoğan faşizminin  devletini neden parçalasın ve yıksın?

M. Ali Yılmaz’ın bölücülük paranoyasını geçmişten savunageldiği anlaşılıyor: “Bu ordu (YPG-QSD’yi kastediyor) sayesinde kurulacak devletten amaç… ABD, işgali altındaki bu üsten yararlanarak İran’ı, Türkiye’yi parçalamayı… hedeflemektedir.” (Türkiye’de ve Sınırlarında Amerikan Askeri İstemiyoruz…-Mehmet Ali Yılmaz – Ana Fikir Ocak 20, 2018)

Geçmişte bölücülük paranoyasını o denli ileri götürüyordu ki solu ölen “şehit” askerlere sahip çıkmamakla, PKK-PYD’yi ise Kuzey Suriye’de Kürt olmayan “halklara tehcir” uygulamakla suçluyordu.

Oysa hayatın gösterdiği gibi, ABD-Erdoğan/Bahçeli, İsrail’le iş birliği içinde, silah zoruyla Suriye’de “merkezi bölünmez bütün devlet”i, üstelik İslamcı Colani yönetiminde kurdular. ABD emperyalizmi, PYD-QSD ‘bölücüleri’ne, Suriye’yi parçalatmadı. Bu gerçeğe rağmen M. Ali Yılmaz ve diğer sosyal şovenler, ABD emperyalizminin, İslamcı-Türkçü faşist rejimin devletini, Kürtlere böldürteceği paranoyasından kurtulamıyorlar.

Şimdiki devlet, yazarın sözde karşısında yeraldığını belirttiği Erdoğan-Bahçeli rejiminin devletidir. Devletin bölünmez bütünlüğünü, üstelik Kürt ulusal demokratik hareketine karşı savunmak sosyalizm ve devrimcilik adına şovenizm yüz karasıdır. Yazar,  Türk halkına şunu önermiş oluyor: Önce bölücü Kürtleri yenelim, sonra AKP iktidarından devleti ve cumhuriyeti kurtarırız! ÇKP gerici Üç Dünya Teorisi’nin günceldeki versiyonu bir milliyetçilik yazara yön veriyor.

Emperyalist sömürgeciliği, proleter ve ulusal kurtuluşçu devrimler yıktıktan sonra yeni sömürge çok uluslu devletlerdeki ezilen-sömürge uluslar da uyanıp ulusal özgürlük hareketlerini geliştirdiler. Kürtler de PKK önderliğinde ulusal özgürlük mücadelesini yükseltti fakat Türk halkının burjuvazi tarafından şovenizmin hegemonyası altına alınmasını, komünist, devrimci ve tutarlı demokratik hareketler yıkamadığı için Kürt Hareketi ve halkların birleşik mücadelesi başarı kazanamadı.

M. Ali Yılmaz gibi sosyal şovenler, bu şovenist hegemonyadan da etkilenerek sosyal şovenizmin kesif kokusunu yayabiliyorlar. Bir kez daha vurgulayalım ki; başka bir ulusu ezmeye izin veren bir halk, Erdoğan-Bahçeli faşizmi örneğindeki gibi, kendisini de faşizme mahkum eder!


Seçtiklerimiz: Ziya Ulusoy – Yeni Özgür Politika – 12.09.2026


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑