Vatansızlığı vatan eylemek: Enternasyonal direniş ruhu
Sait Çetinoğlu, 4 Eylül 2026
Coğrafyamızda direniş kelimesinin en çok yakıştığı ve direniş ile özdeşleşen, enternasyonal direniş ruhunun temsilcileri Özgüden çiftinden, İnci Tuğsavul kitabı olarak yayınlanan “Vatansızlığı Vatan Eylemek, İnci Tuğsavul’un Çok Boyutlu Kavgası”* adlı kitap yarım asrı aşan bir kavganın ara bilançosudur.
Müzikten edebiyata kadar çeşitli alanlarda aktif bir kişiliğin kitabını yazmak zordur. Bunu da yıllardır en yakınında ve en iyi tanıyan ve gazeteciliğin duayeni Doğan Özgüden yapabilirdi.
Kitapta, çok yönlü ve uzun soluklu bir kavganın iki neferinin, gözü kulağı hep doğdukları yerde olan bu mücadele insanlarının “Vatan ürettiğin yerdir!” diyerek sürgünün kış ruhu ve tarifsiz hüznü içindeki yaratıcı, üretici, özverili, el ele yaşamı, tarih içinde bir dostlar toplantıdaymış gibi, yeniden canlandırılmakta, okuyucularla paylaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, Özgüden’lerin çalışmaları aynı zamanda yakın tarihin kayıt altına alınmasıdır. Bu bakımdan onları coğrafyamızın hafızası olarak görür, çalışmalarını gerçek yerine oturtarak değer vermek gerektiğini düşünürüm. Çalışmaları, bugün hafızalarımızdan silinen birçok önemli olayın ve sürecin, önemli davaların kayıtlarını içerir. Bu bakımdan da amneziye karşı bir panzehir mahiyetindedirler.
Bu çalışma da, İnci Tuğsavul’un şahsında yakın tarihin özlü bir özetidir: Basın tarihi, taşra basını, başkent basını, İstanbul basını, Türkiye solu, sosyalist yayıncılık özelinde Ant Dergisi ve Ant Yayınları… Gençliğimin kokuları, mürekkep kokusu, kurşun kokusu, rotatiflerin, entertiplerin, linotiplerin melodik sesleri ile geçmişe bir yolculuktur.
Çalışmayı bir bakıma Türkiye’nin neden demokratik, sosyal ve hukuk devleti olamamasının belgeseli olarak okumak da mümkün; 200 yıllık tarihin 100 yılının özeti gibidir…
İnci Tuğsavul’un kısa öz yaşamı ile başlayan kitap Doğan Özgüden’in 61 yıllık eşinin 83. yaş günü armağanı olan kitaba ilişkin duygusal bir sunuş ile devam ederken, bir anlamda hem hayat hem çalışma arkadaşının yaşamını ve mücadelesini özetler: “Vakt erişti… Tam 61 yıldır beraber olduğum, kavgayı ve dostluğu, acıyı ve kıvancı gün be gün paylaştığım, yarattıklarını ve yazdıklarını çoğunca adını anmadan yayınladığım İnci’nin hakkını teslim etme zamanıdır.”
“Bu kitap, daha çocuk yaşından itibaren kendini müziğe ve plastik sanatlara, üniversite yıllarında gazeteciliğe, birlikte olduğumuz yıllardan itibaren sosyalist mücadeleye adamış, yarım yüzyılı aşkın sürgün yaşamını tam anlamıyla yaratıcı kılmayı başarmış İnci Tuğsavul’un yazılarından seçmeleri ve kendisi hakkında yazılanları bir araya getirmeyi amaçlıyor…”
Doğan Özgüden’in, bu sözleri ile, kolektif çalışmalarında kadın emeğinin yerine ve ortağının önemine vurgu yaptığını söyleyebiliriz.
Türkiye’deki ortak yaşamın “İnci’yle Türkiye’deki fırtınalı ortak yaşamımızdan sayfalar” başlığı altındaki bölümü ile aynı zamanda toplumsal hafızamızı da tazeliyoruz: İsmet Paşa’nın Talat Aydemir komplosu ve Fethi Gürcan ile birlikte idam edilmesi, Talat Aydemir’in anılarının hazırlanıp yayınlanması, Akşam Gazetesi’nden ayrılmaya varan kavgalar… Ant Dergisi’nin kuruluşu… İnci Tuğsavul’un, dergiyi yayına hazırlamasının yanı sıra gerektiğinde bir makinist gibi, matrislerin çekimine, kalıpların dökümüne, merdanelerde gerekli alt beslemelerin yapımına yardım ederek rotatife yol verişi… İnci Tuğsavul bu sırada Şarlo’nun Asri Zamanlar filminden fırlamış gibidir.
Kitap yayını, çeviriler, yazılar, mizanpaj, baskı işleri gibi ağır sorumlulukların yanı sıra Ant Dergisi kapanana kadar yazı işleri sorumluluğunu da üstlenmesi…Yazılardan dolayı birbirini izleyen davalar, alınan hapis cezaları, ağır mali sorunlar… Ant yazarlarına açılan davalarda 23 kişi için toplam 844 yıllık hapis isteminin 140 yılı İnci Tuğsavul’a düşmektedir…
Ant’ın Nisan 1971 sayısında, askeri müdahalenin geliş süreci belgelerle ortaya konulduktan sonra, şu çağrı yapılır: “Generallerin ültimatomuyla Demirel Hükümeti’nin düşürülmesi ve yerine ‘partiler üstü’ bir hükümet kurma teşebbüsüne girişilmesi, bir yandan hakim sınıfların ve onların parlamentodaki temsilcilerinin arasındaki çelişkileri iyice şiddetlendirirken, bir yandan da ordunun kilit noktalarındaki radikal unsurların tasfiyesi, küçük burjuva reformculuğuna bağlanan tüm umutları iflas ettirmiştir… Faşist yönetimin her çeşidi çökmeğe mahkumdur…Halkın kurtuluşu devrimci işçi-köylü iktidarındadır.”
Ant’ın Mayıs 1971 sayısında da, “Reform ve Huzur Planı”nın içyüzü somut verilere dayanarak ortaya konulduktan sonra kurulan iktidarın “sanayici-subay kompleksi”nin iktidarı olduğu vurgulanarak Türkiye devrimci güçlerine tüm olanaklarını kullanarak bu iktidara karşı mücadele çağrısı yapılır.
Balyoz harekâtı, tutuklamalar, yurt dışına çıkış planları ve sahte bir pasaportla ülkeyi terk ediş… “Doğduğumuz, yetiştiğimiz, kavga verdiğimiz sevgili ülkemizden kopuyoruz. Günün birinde ‘vatansızlaştırılacağımızı’ hiç düşünmeden… En kısa sürede geri dönüp hiçbir şey olmamış gibi her şeyi kaldığı yerden tekrar başlatmak umuduyla…”
İzleyen bölümde İnci Tuğsavul’un yazıları ve söyleşileri yer alır. Bu yazıların bir çoğunun İnci Tuğsavul’a ait olduğunu kitaptan öğreniyoruz. Bu yazılarında ve söyleşilerinde çok geniş bir yelpazeyi kapsayan alanda görüşlerini ifade etmiştir. Kısa yazı çerçevesinde birkaç örnek vermekle yetineceğiz.
Wright Mills’in Dinle Yankee adlı kitabına 1969 yılında yazdığı önsöz hâlâ güncelliğini korur: “Çağımızın en önemli ulusal kurtuluş hareketlerinden biri olan Küba Devrimi hakkında bugüne dek lehte ve aleyhte çok şey söylenmiş ve yazılmıştır. O, aç uluslar için bir kurtuluş yoludur, ama emperyalist kuvvetler için de bir an önce icabına bakılması gereken bir çıbanbaşıdır. O, batı yarımküresinde milyonlarca Latin Amerikalının ardından yürüdüğü bir bayraktır, ama aynı yarımkürenin kuzeyindeki Yankee’ler için kızıllar tarafından Amerika’nın böğrüne dayanmış bir hançerdir.”
1973 yılında askeri yönetimin ikinci yıllık bilançosunu çıkarırken cuntaya karşı mücadele için kurdukları Türkiye Demokratik Direnişi’nin yaptıklarını sıralar:
1. İnsan avında öldürülenlerin tam listesi
2. Askeri mahkemelerdeki tüm davalar ve mahkumiyetler
3. Sıkıyönetimce yayını durdurulan gazete ve dergilerin tam listesi
4. Gözaltına alman, tutuklanan, yargılanan ve mahkum edilen gazeteci, çevirmen, yayın yönetmeni, yayıncı ve sanatçıların tam listesi
5. Sıkıyönetimce toplatılan ve imha edilen kitap ve dergilerin listesi
6. Gözaltına alınan, tutuklanan, yargılanan ve mahkum edilen üniversite profesörleri ve asistanlarının listesi
7. Sıkıyönetimde gözaltına alınıp işkence edilenlerin kendi tanıklıkları
Türkiye işçi sınıfına dair yazıların yanı sıra Avrupa’da göçmen işçilerin sorunlarına dair yazılar kaleme alır. Komisyonlara İnfo-Türk adına katkıda bulunulur, broşürler hazırlar; bunlara ilişkin haberler verir… Örneğin Belçika’da yabancı işçilere yönelik broşürlerin Türkçesinin hazırlanmasına katkıda bulunur… Broşürler şu konuları içermektedir: İş pazarı ve göçmen işçiler, Kriz ve göç, Göç politikası, Göç ve ulusal sendikalar, Göçmen işçilerin işyerlerindeki mücadeleleri.
12 Eylül 1980 askeri darbesi üzerine Ekim 1980 de yazdığı “Bu bir faşist askeri darbedir” başlıklı yazıda darbeyi sıcağı sıcağına mahkum eder: “Yıllardan beri faşist güçlerin yürüttükleri sistemli provokasyonlarla zemini ve bahanesi hazırlanan askeri darbe gerçekleştirildi. Bu ülkemizdeki faşist tırmanışın son basamağıdır.”
Darbenin 1. yılında, “İkinci döneme geçerken görevlerimiz” başlıklı yazısında şöyle der: “Türkiye’deki faşist askeri cunta ezme ve tasfiye döneminden adım adım yeni düzeni kurumlaştırma aşamasına geçiyor…”
Nisan 1984 tarihinde İnfo-Türk’te yayınlanan “Türkiyeli göçmen çocuklarının eğitim sorunları” başlıklı uzun yazısında sorunları sıralar ve Türk Devleti’nin dayattığı eğitim programının ırkçı şovenist karakterini deşifre eder.
İnci Tuğsavul, Türkiye’de Ant’ın ilk kitaplarının yayınında Yaşar Kemal’in eşi Tilda Kemal ile birlikte çalışmıştır. 12 Mart darbesinden sonra açılan, Doğan Özgüden ve Tilda Kemal’in de sanık olduğu bir davada askeri savcı, iddianamesinin Tilda’yla ilgili bölümüne “Kemal Sadık Gökçeli ile 1956 yılından beri evli, Yahudi asıllı işbu sanık…” diye başlamıştır.
Kitapta o olay için “Büyük Türk şovenizmi o gün sadece Türkiye soluna değil, aynı zamanda Tilda’nın kişiliğinde Türk ırkından olmayan herkese kin ve düşmanlığını kusacaktı” denmektedir.
Tuğsavul, İnfo-Türk’ün Mart 1991 sayısında Türkiye kadınlarının sorunlarını masaya yatırmıştır.
2012 de “Yakın Doğu’da Kadın” adlı kitaba ” Dışlanmamışlık ve eşitlik için” başlığıyla yazdığı sunuşta aynı konu yine gündemindedir.
21 Mayıs 2019 günlü info-Türk’te yayınlanan “İsmet Paşa’nın İhtilalci albaya tükenmez hıncı” başlıklı yazısında 56 yıl önceki Talat Aydemir’in ihtilal girişiminin tanığı olarak bilinmeyenleri paylaşıp deşifre eder.
Kasım 2011’de “Vatansız” Gazeteci kitabının 2. Cildi’ne yazdığı sunuşta şöyle der:
“Yaşadığımız tüm zorluklara, geçirdiğimiz ve hâlâ da geçirmekte olduğumuz beyaz gecelere rağmen mutluyuz ve umutluyuz.
“Doğan’la birlikte bugün en büyük mutluluğumuz, Türk Devleti’nin Avrupa kapitalizmine ucuz bir meta gibi sattığı Türk göçmenlerini, Ermeni’siyle, Kürt’üyle, Asuri’siyle, Grek’iyle Anadolu diyasporalarını yakından tanımış, onların acılarını ve sevinçlerini, kaygılarını ve kavgalarını paylaşmış olmak.
“En büyük umudumuz da tüm bu insanları toprağından, çevresinden kopartan ırkçı, sömürgeci ve sömürücü sistemin, Türkiye’de ve de tüm dünyada çöktüğünü görmek.
“Görmeğe günlerimiz elvermese de ne gam, eminiz ki bizden sonraki kuşaklar mutlaka görecek.”
Kısaca, Türkiye’nin sorunlarını hiç unutmamış, yurt dışında yerleşik hale gelmelerinden itibaren çalışmalarını kaldıkları yerden sürdürmüşlerdir. Hayatın her alanına dokunmuşlardır.
Gazeteci cinayetlerinin olağan hadiselerden olduğu bir ülkede gazetecilik mesleğini seçmek ve yürütmek cesaret işidir. Ekmek, su, hava kadar önemli olan haber alma hakkının ve özgürlüğünün yılmaz savunucuları bu mücadeleyi Türkiye’de olduğu kadar dışarıda da sürdürürler. Kitapta bunlardan örneklere de yer verilmiştir. Türkiye’nin baskısını Avrupa başkentinde de hissetmek korkutucudur. Türkiye Hıristiyanlarının ve Yahudilerinin zihnine kazılmış olan “sağır bir kin” onları da izlemekten geri durmaz.
Hayatlarına dokunan dostlarının izlenimleri, anıları ve söyleşileri bölümü, kitaba ayrı bir ruh ve ayrı bir tat kazandırmıştır. Bu anılar ve söyleşiler olağanüstü ikiliye tarih içinden seslenir gibidirler.
Değerlerinden asla vazgeçmeyen ebedi muhalif ikili şimdi Avrupa’nın başkenti Belçika’da Güneş Atölyeleri ile bir güneş gibi doğarak dünyayı kucaklıyorlar dersek abartmış olmayız.
Ant Dergisi ve yayınları da gençliğimizin bizi kucaklayan güneşiydi…
———————
* Doğan Özgüden, Vatansızlığı Vatan Eylemek, İnci Tuğsavul’un Çok Boyutlu Kavgası, Belge Yayınları, 2023
























































