Weinsberg’in bilge kadınları | Ali Çarman
Weinsberg’in “Sadık Kadınları” efsanesi, yüzyıllardır sadakat ve fedakârlığın simgesi olarak anlatılıyor. Ancak bu hikâye, aynı zamanda egemenlerin iktidar savaşlarının ve halk belleğinin nasıl şekillendiğine de ışık tutuyor…
Kuşaktan kuşağa aktarılmış, halk arasında yaygın olan bazı olaylar masallaşarak değişik versiyonları ile tarihteki yerini alır.
Heilbronn yakınlarındaki küçük ve şirin bir şehir olan Weinsberg tarihinin derinliklerinde saklı olan ve günümüzde dahi özgünlüğünden bir şey kaybetmeyen “Die Weibertreu Weinsberg / Weinsberg’in Sadık Kadınları”nın hikâyesi de bunlardan biridir.

Önce kısaca hikâyeyi aktaralım. “Yıl 1140 ve Hohenstaufen Kralı III. Conrad, Bavyera Dükü VI. Welf ile savaş hâlindedir. Conrad’ın ordusu, sonbaharın sonlarına doğru aynı adı taşıyan imparatorluk şehrini kuşatarak Weinsberg tepesindeki kaleye doğru yürür. 21 Aralık 1140’ta Dük IV. Welf ile karşı karşıya gelir ve savaş başlar. Birkaç hafta süren çatışmalar sonrası kuşatılanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Çoğu zaman olduğu gibi Dük Welf canını kurtararak kaçmak durumunda kalır. Ancak halk buna rağmen teslim olmaya yanaşmaz, savunmaya devam eder.
Halkın direnişi karşısında öfkelenen Conrad, kaleyi ele geçirip herkesi öldürmekle tehdit eder. Bu son büyük saldırıdan bir gün önce Weinsbergli genç bir kadın düşman kampına gizlice girerek Conrad’dan merhamet diler. Kral, sözde kadının güzelliği ve kraliyet cömertliğiyle bütün kadınlara, kalenin fethinden önce yanlarında taşıyabildikleri her şeyi alarak kaleyi terk edebilmelerine dair söz verir.
Ertesi sabah uzun bir kadın alayı, her biri sırtında kocası ile kale kapısından çıkarak aşağı ovaya doğru yol alır. Kralın adamları bu durum karşısında şaşkına dönerek müdahale etmeye çalıştıklarında, “Bırakın barış içinde çıkıp gitsinler. Kralın sözüne itiraz edilmemeli.” denir.
Daha sonraları destansı özellikler taşıyan “Weinsberg’in Sadık Kadınları” olayı unutulmaya yüz tuttu. 1500 yılında tekrar Köln Kilisesi’nin girişimiyle yeniden canlandırıldı. 1516’da ise ilk kez yazılı olarak basımı yapılarak dünya kroniğine girdi. Tarihçiler, yapılan bütün çalışmalarında anlatılanın gerçek mi, hikâye mi olduğunu kanıtlayamadılar.
Alman edebiyatının önemli isimlerinden “Der Bauer an seinen durchlauchtigen Tyrannen – Köylülerden Soylu Zorbasına” adlı şiiriyle halk üzerindeki baskıyı eleştiren, şiirlerini masalımsı bir dille yazan Gottfried August Bürger, bu anlatıyı uzun denebilecek şekilde şiirleştirdi. İşte o şiirden kısa bir bölüm:
“Bir zamanlar,
İmparator Conrad değerli küçük kasabaya öfkelenmişti,
ve bir asker birliğiyle yaklaşmış,
ve atlıların gürültüsü,
ateş etmişler,
bütün zorluklara rağmen
küçük kasaba direndiğinde
‘içeri girdiğimde herkes asılacak’ dendi.
…/….
Kadınların en güzel elçisi
kampa doğru yol alır,
ve orada merhamet diler,
ama şundan başka bir şey almaz:
Kadınlar en değerli hazineleriyle gitmeli,
sonra sabah sökerken kapı açılır
ve sırtında kocasıyla her kadın dışarı çıkar.”
Günümüzde sempati ile yaklaşılan Weinsberg hadisesi asıl olarak egemenlerin taht kavgasında başka bir şey değildir.
Anlatılan öykü ile çok fazla ilişkisi olmasa da belirtmekte yarar var; Weinsberg Kalesi, haksızlıklara ve zulme karşı savaşlarında 1525’te yoksul köylülerin eline geçti. Kale, günümüzde Sadık Kadınlar hatırasını yaşatmak için özel olarak restore edilmiş ve konuya ilişkin bir müze dahi vardır. Bazı gençler ise evliliklerinin uzun ömürlü olması niyetine nikâhlarını burada yapmaktadır.

Grimm Kardeşler, kadınların sadakati hikâyesini Alman efsaneleri koleksiyonuna dâhil ettiler. “Gerçekçi yazar her bakımdan gerçekçi davranır.” diyen Bertolt Brecht’in halkın belleğine kazınmış bu hikâye için değerlendirmesine bakalım. Brecht’in “Weinsberg Kadınları” adlı parodisinde Till Eulenspiegel bir gözlemci olarak yer alır. İşin püf noktası şudur: Kadınların “en değerli” olarak gördükleri şeyleri almalarına izin verilmiştir. Brecht’in yaptığı değişiklik ise şudur: Eulenspiegel, daha zeki kadınların yalnız kocalarını değil, yeri doldurulamaz yatak takımlarını ve ölçü aletlerini de kasabadan çıkardıklarını fark eder.
Küçük bir yerleşim yeri olan Weinsberg merkezine Sadık Kadınlar anısına bir heykel dikilmiş olup her yıl değişik biçimlerde kutlamalar yapılır.
Heilbronn ve yakınlarındakiler, kuşatılmış şehirden kocalarını sırtlarında taşıyarak çıkaran Weinsbergli Sadık Kadınların dokunaklı hikâyesini bilir. Biz de gazetemiz okurlarının biraz masalımsı, biraz gerçek olan “Weinsberg’in bilge kadınları”nı bilmesini istedik.























































