Devlet/hükümet sistemleri ve halklar… | Gül Güzel
Zaman/Süreç kavramları bir yılı aşkın bir süredir özellikle Türkiye/Kürdistan coğrafyalarında dilden dile dolaşan sonu gelmeyen bir hikâyeye dönüştü. Bütün iyi niyetlerin bozuk para gibi harcandığını izleyenler olarak, hiç de yabancısı olmadığımız bu durumu izlemekten artık çok yorulduk. Onun için düşünür Kurt Tuholsky’nin bir sözüyle devam etmek istiyorum. ‘’Bana bir devletin azınlıklarına ve siyasi rakiplerine nasıl davrandığını anlatın, ben de size o devletin kültürel standartlarının ne olduğunu söyleyeyim.’’ Ben de bu söze; ‘’Bana tekçilik zihniyeti üzerine kurulan bir devletin, tekçilik dışında kalan halk, inanç ve kadın cinsine nasıl davrandığını söyleyin, ben size o devletin tekçilikle kendini var etmeye çalışan inkârcı sisteminden bahsedeyim’’ diyeyim. Velhasıl ne biçim zamanlardayız böyle? demekten kendimi alamıyorum.
Bütün bu imhacı/inkârcı, tekçi sistem ve ardıllarıyla mücadele edenlerin sesleri çeşitli işbirlikçiler tarafından da elbirliği ile boğuluyor. 21. YY ’ın azınlıklar ve kadın cinsine karşı uygulanan inkâr, imha, işkence, katletmeler yüzyıla insafsızca damgasını vurmaya devam ediyor! Ve kadın cinsi, ilk sömürge ulus haline getirilmiş durumda…Eş başkanlık sistemiyle belediyelere seçilen Kadın ve erkekler yıllardır cezaevlerinde tutularak, bu eş değer sistemi çökeltilmek isteniyor. İmhacı bu tutum ve yaptırımlar da bizim yaşama ölçümüz haline getirilmek isteniyor! Halbuki, cinslerin her alanda eşit temsiliyeti, devrimci halk hareketi ideolojisinin başından geliyor. Devrimler yalnız silahla, savaşla değil, halkların kendi özgür yaşamını hazırlaması, kaderini belirlemesiyle olur. Bu gelişim yani insanın kendi kendisiyle özdeşleşmesi iradesiyle de Kürt kadının öncülük rolü şu anda dünyada ideolojik ve pratik yaşamda örnek alınıp uygulanma alanını genişletmeye hem örnek hem de aday konumunda.
Demokrasinin sadece kelimelerden ibaret kalan sürecinde cumhuriyeti savunanlar acaba şimdi nerelerdeler? Acaba cumhuriyet sistemi demokratikleşeceğine faşizme mi yenildi? …gibi soruların sürece, zamana yayılması gerçekleri artık değiştiremeyecek düzeyde. İnsanlar sürekli hapsedilme tehdidi altında yaşarken, insan haklarını savunmaya devam etmek zordur.
T.C. devlet sistemi kurulduğundan beri çok sayıda uluslararası anlaşmalara taraf olup, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne dair bir dizi kilit antlaşmayı imzalamış olsa da uygulamada, örgütlenme ve ifade özgürlükleri tersine daha ağır biçimde toplumun temel insani haklarını kısıtlamaya her gün daha fazla muktedir olmaktadır. Mutlak Butlan(geçersiz) kararının CHP partisine uygulanması örneğinde olduğu gibi. Buna faşizmin dört nala kalkarak CHP’ye, dolayısı ile Özgür Özel’e 21 Mayıs 2026 saldırısı da denilebilir. Halbuki CHP parti olarak bu sistemin kurucusu ve 1923’ten 1946 yılına kadar ülkeyi tek parti olarak yönetti ve o süreç içinde birçok soykırıma da imza attı…Kraliyet rejimini bile aratan Cumhuriyet şimdi de o kadar hastaki, iyileşmesi için mucizeler ve Kürt halkı gibi diğer inkâr edilen halkların da gerçek demokrasi ve eşit insan hakları için mücadele etmesi mecburiyetten ziyade artık elzemdir!
Sözde kalan demokrasinin gerçek işlevi için bütün halkların, inançların, ırkların, cinslerin bu süreçte Demokratik Cumhuriyet imgesi altında toplanıp, mücadele etmeleri geleceğe bir umut ışığı olacaktır. Bu birlikte hak, hukuk, adalet, eşitlik mücadelesi gelişmezse, ne yazık ki ülkeyi kara bulutlar kaplamaya devam edecektir!
Kadının Kaleminden: Gül Güzel – 01.06.2026

























































