‘Tecrit altında direnmeye devam ediyoruz’
ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, MLPD Başkanı Gabi Fechtner’e gönderdiği mektupta, “Tecrit altında direnmeye devam ediyoruz. Hapishaneler ezelden beri zulmün ve işkencenin mekanı oldu ama devrimciler nezdinde direnişin, yaşamı her şeye rağmen kolektif örgütlemenin de mekanları olmaya devam ediyor” dedi.
Almanya Marksist Leninist Parti (MLPD) Başkanı Gabi Fechtner, TSP’nin Kardeş Tutsak Kampanyası kapsamında, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Murat Çepni’ye mektup göndermişti.
ESP, Çepni’nin Gabi Fechtner’in kendisine gönderdiği mektuba verdiği cevabını paylaştı.
Mektupta yer alan ifadeler şu şekilde:
“Değerli Başkan Gabi Fechtner;
Sizi geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz sosyalist şairimiz Ahmet Telli’nin dizeleriyle selamlıyorum. ‘Sıyrılıp gelmektedir seher, belli ki yakındır; belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat…’
Mektubunuzu aldım ama belirttiğiniz röportaj, hapishane koşulları nedeniyle elime ulaşmadı. Dayanışmanız için çok teşekkür ediyorum. Doğayı ve hayatı sarsacak saat, hiç kuşkusuz ki aynı denize akan sayısız nehrin inatçı mücadelesiyle gelecektir. Gecenin en karanlık olduğu anın aydınlığa en yakın an olduğunu bilerek inatçı yürüyüşümüze devam ediyoruz. Sınırları aşan dayanışma ile kendimizi yalnız hissetmiyor, güçleniyoruz.
Bizler, Ezilenlerin Sosyalist Partisi olarak; partili işçiler, kadınlar, gençler olarak gözaltı ve tutuklama saldırılarının sebebini biliyoruz. Ve bu saldırıların tüm dünyadaki sömürü ve talan siyasetinden bağımsız olmadığını da biliyoruz. Özgürlük mücadelemiz biz tutsak edilsek de durdurulamaz. Sınıf çelişkilerinin keskinleştiği, ulusal inkarın sürdüğü, kadının varoluş mücadelesi sürdürdüğü, doğanın sermaye eliyle çoraklaştırıldığı koşullarda mücadele de kaçınılmazdır.
Bugün sosyalizm hiç olmadığı kadar günceldir, tek gerçek alternatiftir. Şimdi bu gerçeği çok daha derinlikli anlamak ve mutlaka maddi bir güce kavuşturmak görevi ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyoruz. Kendimize ve olana daha az övgü, gelecek planlarına daha çok hazırlık.
Biliyorsunuz ki, yeminli sosyalizm düşmanı, şirket temsilcisi NATO’cular Türkiye’de toplandı. Tek bir itiraz sesi yükselmesin, savaş kararları huzur içinde alınabilsin diye yüzlerce insan gözaltına alındı, tutuklandı. Rusya, İran, Çin karşıtlığı üzerinden yeni savaş ve işgal kararları alındı. Esas sebep ise emperyalist kapitalist sistemin kendi krizine silahlanarak, yeni savaşlar çıkartarak ve doğayı talan ederek çare aramasıdır. Sermaye, için dikensiz gül bahçesi emekçiler ve ezilen halklar için açlık, yoksulluk, ve ölüm… Ne Filistin’deki soykırım, ne de İran ve Lübnan’da katledilen on binlerce insan toplantının gündemiydi. Burjuva iki yüzlülüğü tüm şatafata ve örtüye rağmen gizlenemedi. Türkiye hükümeti ise emperyalizme mutlak bağımlılık ve itaat anlamına gelen ve dünyanın en tehlikeli cinayet şebekesini ayağa kaldırmak için alınan kararları ve verilen sözleri ‘güçlü devlet, güçlü lider, güçlü ordu’ edebiyatıyla pazarlamaya girişti.
Siz değerli yoldaşlardan ve NATO üyesi merkez ülkelerinin demokrasi ve sosyalist güçlerinden temel beklenti en başta bu savaş makinelerine karşı ortak mücadeleyi yükseltmektir. Bu mücadele ile ezilen ülkelerdeki mücadele ortak hedefe yönlendirilebildiğinde ancak başarı elde edilebilir. Yoksa, insanlığın toplumsal kurtuluşu yerini dayanışmacılığa bırakır ki bu değerli olmakla birlikte işlevsiz kalmaya mahkumdur. Her günkü demokrasi mücadelesini işçi sınıfının devrimci iktidarı hedefine bağlamak sosyalist olmanın temel kriteridir. Sizlerin de, partinizin de bu perspektifle hareket ettiğinizi biliyor ve başarılar diliyoruz.
Emperyalist kapitalist sistem güçlerini, ilişkilerini, sömürge alanlarını, birliklerini yeniden dizayn ediyor. Ve artık bunu yaparken de demokrasi ve özgürlük yalanlarına da ihtiyaç duymuyorlar. Doğrudan savaş gücüne dayanarak tehdit ve şantajlarla, işbirlikçi aparatlarla yol alıyorlar. Bu durum bize de acil bir çağrı niteliğindedir. Çağrı; yerellerde, bölgelerde ve dünyada enternasyonalist birlik ve birliklerin kurulmasıdır. Somut olarak adres ve umut inşa ihtiyacıdır.
Alman işçilerine, gençliğine, partinizin tüm emekçilerine yürekten selam ve sevgilerimi iletiyorum. Faşizmin en ağır yenilgiyi aldığı ülkenizde; anti-faşist mücadele de, sosyalizm mücadelesi de sizlerin emeğiyle mutlaka başarıya ulaşacaktır. Tüm ESP’li sosyalistler olarak buna inancımız tamdır.
Bizler hapishane koşullarında devrimci inanç ve kararlılığımızı, umut ve neşemizi koruyoruz. Hapishaneler ezelden beri zulmün ve işkencenin mekanı oldu ama devrimciler nezdinde direnişin, yaşamı her şeye rağmen kolektif örgütlemenin de mekanları olmaya devam ediyor. Faşist iktidarların en büyük vaadi hep yeni hapishaneler yapmak oldu. Burada en bilineni ‘kuyu tipi’ olarak bilinen hapishanelerdir. Tek başına tecritte tutulan devrimciler bu saldırıya açlık grevi ve değişik direniş biçimleriyle yanıt veriyorlar. En son Gökhan Türkoğlu isimli devrimci sürdürdüğü açlık grevi sonucunda hayatını kaybetti.
Arkadaşlarımızla ve dışarısı ile iletişimimizin sınırlandırıldığı; öyle ki, sizin röportajınızı dahi okuma koşullarımın bu nedenle gerçekleşemediği; muhalif, özgür, sosyalist basına ulaşımın tümden engellendiği, keyfi irade kırma uygulamalarının, soruşturmaların olağanlaştırıldığı koşullarda, tecrit altında direnmeye devam ediyoruz.
Hiçbir güç, salt şiddetle ayakta kalamaz. Özgürlük ise bir kez farkına varıldığında artık yok edilemez. Hep birlikte kazanacağımıza olan inancımla sevgilerimi gönderiyor, başarılar diliyorum.”
(etha)
























































