Rojava’da anadil isyanı: Ziman nebe jîyan nabe | Arif Çelebi
Tabela Kürtçe olsa da tabelanın içeriği Kürt ulusal varlığını reddetmektedir. Zaten asıl mesele budur. Eğer Suriye bir Arap cumhuriyeti ise Kürtlerin burada ulusal haklarından söz edilemez. Karşı çıkılması gereken tam da budur. Eğer Kürtler Suriye’de bir ulus olarak kabul edilmezse Kürtlerin ulusal hakları güvence altına alınamaz. Bu nedenle saldırılması gereken asıl hedef tam da Qamişlo’daki gençlerin yaptığı gibi bu ulusal inkarcılık olmalı, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin üstü çizilmelidir.
HTŞ hükümeti Hesekê, Qamişlo ve henüz Özerk Yönetimin denetiminde olan diğer kentlerde kamu binalarındaki Kürtçe-Arapça tabelaları kaldırarak yerine İngilizce-Arapça tabelaları koydu. Bu Kürt dilini yok sayan, onun varlığına tahammül edemeyen, asimilasyoncu, inkarcı yaklaşıma Rojava halkı büyük tepki gösterdi. Hesekê’de Adliye Sarayı’nı basan gençler protestolar eşliğinde tabelayı indirdi, yerine önceki Kürtçe-Arapça tabelayı astı. Bunun üzerine HTŞ hükümeti halkın astığı tabelayı kaldırdı ve yerine bu kez sadece Arapça olan yeni bir tabela koydu. Hesekêli Kürtler tekrar protestolara başladı, Arapça tabela da kaldırıldı ve yerine bir kez daha Kürtçe-Arapça tabela konuldu. Bu irade savaşı devam ediyor.
7 Mayıs’ta Hesekê’de başlayan anadil isyanı Qamişlo, Kobanê, Til Temir ve diğer kentlere de yansıdı. Qamişlo’da Kürtçenin dışlanması ve yok sayılması, tabeladaki “Suriye Arap Cumhuriyeti” yazısı boyanarak protesto edildi. Kobanê’de de kitlesel protestolar yapıldı.
HTŞ yönetimi bütün bu kazanımları yok etme peşinde. Colani’nin Kürt haklarını ele alan genelgesi de aslında bunu resmileştirmekten başka bir amaç taşımıyor. Genelgede Kürtçe “ulusal bir dil” olarak kabul edilse de resmi bir dil, bir eğitim dili olarak tanınmıyor. Özerk Yönetim bölgesindeki bütün kamu kurumlarının merkezi hükümete bağlanmasını içeren 30 Ocak Anlaşması ile birlikte resmi olarak tanınmayan Kürt dilinin buralardan sökülüp atılmasının yolu açılmış oldu.
DİPLOMASİ KORİDORLARINA SIKIŞTIRILAN DEVRİM
ABD-Türkiye ve HTŞ’nin ortak saldırısı ile devrimci kazanımlar 30 Ocak Anlaşması ile önemli ölçüde yok sayıldı. Rojava’nın halkçı yönetimi pek çok mevziden geri çekilmek zorunda bırakıldı. Kürtlerin Rojava’da topyekûn direniş mevzilerine koşması ve dört parçada harekete geçmesi, anadilde eğitim ve özsavunma gibi kimi kazanımların fiilen korunmasını sağladı.
Kimi kazanımların fiilen elde kalmasına karşın yapılan anlaşmanın, “entegrasyon” adı altında tasfiye yolunun kapısını açan, büyük bir geri çekilme olduğu açıktı. Bu gerçeklik tüm çıplaklığıyla halka anlatılmadı. Bunun yerine, HTŞ ordusunun bir tümeninde, HTŞ’nin komutası altında üç QSD tugayının kurulması, kimi QSD komutanlarının HTŞ ordusuna subay olarak atanması, Özerk Yönetim kurumları ve çalışanlarının HTŞ hükümetine devri bir “başarı” hikayesi olarak sunuldu. Özerk Yönetim bölgesinde verilen diplomaların kabul edileceği açıklansa da bu yönde bir adım atılmadı. Anadilde eğitim ise tanınmıyor, tam aksine tek dillilik dayatılıyor. Özerk Yönetim bu konuların diplomasi yoluyla çözülebileceği umudunu taşıyordu.
Oysa diplomatik görüşmeleri her şey haline getirerek entegrasyon için çabaları yoğunlaştırmak tasfiyeyi derinleştiren, “tekçiliği” cesaretlendiren, ölümcül bir hataydı.
QSD’nin HTŞ ordusuna entegre edildiği, YPG’nin fiilen ortadan kalktığı, YPJ’nin yok sayıldığı, iktisadi kaynakların HTŞ denetimine verildiği koşullarda elde kalan kazanımları korumanın biricik yolu halkın örgütlü direnişi olabilirdi. Diplomasinin başarısı onu besleyen, arkalayan politik-askeri güçten gelir. Entegre edilen, küçültülen, ağır silahlardan yoksun bırakılan QSD’nin bu rolü eskisi gibi oynayamayacağı ortadaydı. Onun yerini doldurabilecek yegane güç devrimci halk inisiyatifi olabilirdi. Rojvalılar Tişrîn ve Halep’teki Kürt mahallelerinde direnişçi tutumlarını ortaya koymuştu. HTŞ’nin Türk devleti ve ABD desteği ile Rojava’yı topyekûn ortadan kaldırma saldırısına da topyekûn direnişle gereken cevabı vermiş, seferberlik çağrısına büyük bir katılım göstermişti. Özerk Yönetim’in dayanabileceği esas güç buydu. Ancak bu güce dayanarak kazanımları koruyabilirdi.
Rojava gençliği Kürtçeyi yok sayan tabelalara karşı ortaya koyduğu ulusal direnişçi tutumuyla bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi.
YENİ BİR DEVRİMCİ HALK DİRENİŞİ
Rojava devrimi yukarıdan aşağıya kurumlaşan devrimci bir hamlenin ürünüydü. Emperyalistlerin, Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri gibi işbirlikçi devletler eliyle Suriye’de Esad rejimine karşı poitik islamcı güçleri silahlandırması ile birlikte Suriye’de yeni bir dönem başlamıştı. Esad güçleri kimi bölgelerden çekilmek zorunda kaldı. O dönem PYD önderliğindeki Kürt güçleri ortaya çıkan politik boşluğu doldurmak için harekete geçti. Gerillaların gelmesi ile birlikte iktidar organları oluşturulmaya, politik islamcı çeteler Kürt bölgelerinden çıkarılmaya başlandı. Gerillanın halk içindeki örgütlülüğü büyüdükçe devrim tabana yayıldı, komünler, meclisler oluşturuldu.
HTŞ’nin Esad yerine iktidara oturtulması ile birlikte Suriye’de yeni bir altüst oluş yaşandı. Özerk Yönetimi olanaklı kılan zemin önemli ölçüde yarılmış, durum değişmişti. Devrim güçleri Esad’ın iktidardan uzaklaştırıldığı dönemde ortaya çıkan yeni koşulları yeterince değerlendiremedi. Henüz daha yolun başında Özerk Yönetimin, HTŞ’nin cumhurbaşkanını tanıması, her yere yeni yönetimin bayrağını çekmesi ile varlık zeminini kendi elleriyle zayıflattı. HTŞ, ABD emperyalizminden, sömürgeci Türk devletinden ve bölgedeki islamcı devletlerden aldığı güçle QSD’nin üstüne gitti, onun bu zayıflığını bir yıkıma dönüştürmek istedi, Rojava’yı bütün kazanımları ile birlikte yok etmeye yeltendi.
Rojava devriminin ilk günlerinde gerilla halkın yardımına koşmuştu, devrim bu sayede gerçekleşmişti. Bu kez roller değişti, QSD’nin yardımına halk koştu. Yediden yetmişe Kürt halkı mevzilerde yerini aldı. Dört parça ayağa kalktı. 30 Ocak Anlaşmasındaki kimi kazanımlar ancak bu sayede korunabildi.
10 Mart Anlaşmasından da biliniyor, HTŞ, kimi tavizler veriyor görünse de buna göre adım atmıyor, fırsatını bulduğunda saldırıyor ve teslimiyete zorluyor. 30 Ocak Anlaşması sonrasında da aynı biçimde hareket etmektedir. Özerk Yönetimin verdiği eğitim belgelerini kabul edeceğini açıklamasına karşın bu yönde bir adım atmamaktadır. Merkezi hükümete entegrasyonu tam bir tasfiyeye dönüştürmek istiyor ve gelişmeler tam da bu yöndedir. Bu entegrasyon çemberini parçalamanın biricik yolu yeni bir devrimci halk direnişini örgütlemektir.
Bugünkü Özerk Yönetim yöneticileri entegrasyonla öyle meşguller ki bu halk direnişini büyütmek, bunu bir stratejik olanağa dönüştürmek yerine halkı yatıştırıcı açıklamalarla, sosyal medya paylaşımlarıyla yetinmektedirler.
YANLIŞ BİLİNÇ DEVRİMCİ BİR SONUCA YOL AÇMAZ
Rojavalı Kürtlerin kendi dillerini sahiplenmeleri ulusal bilincin Rojava topraklarına hangi düzeyde kök saldığını göstermektedir. Gel gör ki eğer bu kök doğru bir bilinçle sulanmazsa gün geçtikçe besinsiz kalarak kuruyacaktır.
HTŞ hükümetinin kaldırdığı Kürtçe-İngilizce tabelayı Rojavalı gençler yeniden yerine asarak ulusal tepkilerini ortaya koydular. Buna karşın Heseke’deki gençler o tabelada ne yazdığı ile ilgilenmediler. O tabelada Kürtçe ve Arapça olarak “Suriye Arap Cumhuriyeti” yazıyor. Tabela Kürtçe olsa da tabelanın içeriği Kürt ulusal varlığını reddetmektedir. Zaten asıl mesele budur. Eğer Suriye bir Arap cumhuriyeti ise Kürtlerin burada ulusal haklarından söz edilemez. Karşı çıkılması gereken tam da budur. Eğer Kürtler Suriye’de bir ulus olarak kabul edilmezse Kürtlerin ulusal hakları güvence altına alınamaz. Bu nedenle saldırılması gereken asıl hedef tam da Qamişlo’daki gençlerin yaptığı gibi bu ulusal inkarcılık olmalı, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin üstü çizilmelidir.
İkinci konu Rojava Devriminin kazanımlarının tavizsizce savunulmasıdır. Bunların hangi düzeyde korunacağı ayrı bir konudur. Rojava Devrimi, halkların eşit ve gönüllü birliğini sağladı. Bu nedenle eğitimde ve kamu işlerinde çok dillilik esas alındı. Kürt güçlerinin asmak için mücadele ettiği tabelada Kürtçeye gösterilen hassasiyet diğer dillere de gösterilmeliydi. Adliye sarayına Rojava döneminde asılan tabelada Süryanice de vardı, o halde yeni tabelada da Kürtçenin yanı sıra Süryaniceye de yer verilmeliydi. Unutulmamalıdır ki Rojava Devriminin ulusal kazanımları ancak Rojava Devrimin toplumsal kazanımları sahiplenilerek korunabilir.
KOMÜNİSTLERİN TUTUMU: YENİ DEVRİMCİ ATILIMLAR İÇİN HALKIN ÖRGÜTLENMESİ
2012 Temmuz devriminde PKK gerillalarından hemen sonra bir grup MLKP gerillası Rojava sahasına geçmişti. Kobanê kuşatması sırasında da MLKP, Türkiye-Kürdistan ve dünya halklarına Rojava Devrimini savunma çağrısı yapmış ve yüzlerce kişi bu çağrıya yanıt vermişti. O günün gereği buydu. Bugün koşullar farklı. Komünistler, Rojava’da halkları yeni devrimci atılımlar için örgütleme ve harekete geçirme görevi ile karşı karşıyadır. Tabelalar üzerinden gelişen halk hareketi bunun için zeminin elverişli olduğunu ortaya koymuştur.
Bütün Kürdistan’da olduğu gibi Rojava’da da büyük bir ulusal uyanış vardır. Bugünkü Rojava yönetimi bu ulusal uyanışa artık yanıt verememektedir: Kürtlerin ulusal varlığı, sömürgecilik, asimilasyon politikaları, birleşik Kürdistan, federasyon ya da bağımsızlık, kendi kaderini tayin hakkı gibi temel kavram ve görüşler ve bunlara dayalı bir politik strateji yerini “entegrasyon”a bırakmıştır. Oysa bugünkü Kürt ulusal bilinci “entegrasyon” çerçevesinin çok ötesindedir. Komünistler tam da bu yeni uyanışı doğru bir temelde ele almalı, bu bilincin ne “entegrasyon” adı altında sönümlenmesine ne de burjuva milliyetçi bir yönde saflaşmasına yol vermelidir. Bunun tam aksine sosyalist yurtseverliği esas alan bir çizgide ulusal devrimci bir militan hatta derinleşmelidirler. Tam da sosyalist yurtseverliğin gereği olarak sadece Kürtler arasında değil, başta Süryani ve Arap emekçileri olmak üzere diğer bütün halklar arasında çalışmalarını yoğunlaştırmalıdırlar. Ama aynı zamanda Özerk Yönetim zamanındaki koşullar altında olmadıklarını ve örgütlenmelerini de buna bağlı olarak yeniden düzenlemeleri gerektiğini göz önünde bulundurmalıdırlar.
Seçtiklerimiz: Arif Çelebi – etha – 11.05.2026
























































