Fransa

Published on Temmuz 9th, 2026

0

Fransa ATİK: Emperyalist burjuva devlet baskıyı sasallaştırıyor

Fransa’da son dönemde yaşanan gelişmeler, burjuva devletin demokratik hak ve özgürlüklere yönelik saldırılarının yeni bir aşamaya geçtiğini göstermektedir. Emperyalist kapitalist sistem, derinleşen ekonomik ve siyasal kriz koşullarında kendi iktidarını koruyabilmek için baskı aygıtlarını güçlendirmekte; muhalefeti susturmayı, toplumsal mücadeleyi kriminalize etmeyi ve devlet şiddetini yasalarla güvence altına almayı hedeflemektedir.

Bugün Fransa’da yaşananlar yalnızca bir hükümetin tercihleri değil, emperyalist kapitalizmin kriz yönetiminin somut yansımalarıdır.

Filistin’le Dayanışma Suç Haline Getirilmek İsteniyor

İsrail’in Filistin halkına yönelik sürdürdüğü katliam ve soykırım politikalarına karşı sesini yükselten milletvekilleri, sendikacılar, demokratik kitle örgütleri ve eylemciler hakkında soruşturmalar açılması, davalar yürütülmesi ve cezai yaptırımlar uygulanması bunun en açık örneklerinden biridir.

Filistin halkıyla dayanışmayı “terörizme övgü” ya da “terör propagandası” gibi suçlamalarla bastırmaya çalışan devlet, gerçekte İsrail Siyonizm’ine verdiği siyasal desteği korumayı amaçlamaktadır. Soykırıma karşı çıkmak suç değildir. Suç olan, halkların katledilmesini meşrulaştırmak ve buna sessiz kalmaktır.

Emperyalist devletler bugün yalnızca Filistin halkını değil, Filistin’le dayanışma gösteren milyonları da hedef almaktadır. Demokratik haklar, ifade özgürlüğü ve gösteri hakkı giderek daha fazla kriminalize edilmektedir.

Devlet Şiddetine Hukuki Kılıf Hazırlanıyor

Fransız devleti uzun yıllardır polis şiddetini sistematik biçimde artırmaktadır. Banliyölerde, göçmen mahallelerinde ve toplumsal gösterilerde yaşanan polis cinayetleri cezasız bırakılırken, şimdi bu şiddetin hukuki zemini daha da genişletilmek istenmektedir.

Macron hükümeti, kamuoyunda büyük tepki çeken ve polislerin ölümcül silah kullanma yetkisini genişleten düzenlemeleri daha da ileri taşıyacak yeni girişimlerini sürdürmektedir. Devlet şiddetini olağanlaştırmayı ve güvenlik politikalarını kalıcı hale getirmeyi hedeflemektedir.

Egemen sınıflar, işçi ve emekçilerin yükselen tepkisini, polis copuyla, gazıyla ve kurşunuyla bastırmaya hazırlanmaktadır.

Burjuva Adaletinin Çifte Standardı

Fransa’da yargının sınıfsal karakteri son gelişmelerle bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Bir tarafta Filistin’e destek verenler, grev örgütleyen işçiler, çevre aktivistleri ve devrimci-demokratlar ağır soruşturmalarla karşı karşıya bırakılırken; diğer tarafta kamu kaynaklarının kötüye kullanılması ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen ırkçı siyasetçiler konusunda çok daha farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Yakın dönemde mahkemenin verdiği karar sonucunda ırkçı Marine Le Pen’in 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasının önündeki engeller büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Bu durum, Fransız egemen sınıflarının ırkçılığı gerektiğinde kullanabilecekleri siyasal seçeneklerden biri olarak gördüklerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır.

Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Fransa’da da merkez sağ ve liberal hükümetler ile ırkçı örgütlerle arasındaki sınırlar giderek silikleşmektedir. Göçmen düşmanlığı, militarizm, polis devleti uygulamaları ve demokratik hakların kısıtlanması konusunda benzer politikalar hayata geçirilmektedir.

Emperyalist Krizin Faturası Halklara Kesiliyor

Silahlanmaya ayrılan milyarlarca euro, NATO politikaları, savaş ekonomisi ve kemer sıkma programları işçi sınıfını daha ağır sömürü koşullarına iterken, bu saldırılara karşı gelişen toplumsal muhalefet ise polis zoruyla bastırılmak istenmektedir.

Burjuva devlet, bir yandan emperyalist savaş politikalarını büyütürken diğer yandan içeride demokratik hakları budamakta; sendikal mücadeleyi, göçmen hareketini, gençlik eylemlerini ve anti-emperyalist dayanışmayı baskı altına almaktadır. Bugün Fransa’da yaşanan gelişmeler yalnızca Fransız halkını değil, Avrupa’da yaşayan tüm emekçileri ve göçmenleri ilgilendirmektedir.

Demokratik Haklar Mücadeleyle Korunabilir

Emperyalist devletlerin baskı politikaları karşısında sessizlik çözüm değildir. Filistin halkıyla dayanışmayı suç haline getiren, polis şiddetini yasallaştırmaya çalışan ve demokratik hakları budayan politikalara karşı ortak mücadele büyütülmelidir. İşçi sınıfının, göçmenlerin, kadınların, gençlerin, sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin ortak mücadelesi, yükselen faşistleşme politikalarına karşı en güçlü yanıt olacaktır.

Bugün ihtiyaç duyulan; milliyetçiliğe, ırkçılığa, savaş politikalarına ve devlet baskısına karşı birleşik anti-emperyalist mücadeleyi büyütmek; demokratik hak ve özgürlükleri sokakta, işyerlerinde, okullarda ve yaşamın her alanında savunmaktır.

Demokratik haklar, burjuva devletlerin lütfu değil, halkların mücadeleyle kazandığı haklardır. Aynı şekilde ancak örgütlü mücadeleyle korunabilir ve geliştirilebilir. (ATİK Online)


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑