Alevilerin toplumsal konumu, rolü ve görevi | Aziz Tunç
Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun tarihsel süreç boyunca sürdürdüğü mücadele, insanlığın hak mücadelesinde yerini almıştır. Tarihin kaydettiği bu mücadele, tarihte kalmamış, bugün de halklara yol göstermekte ve ilham kaynağı olmaktadır. Alevilerin bu mücadelesinin farklı tarihsel evrelerde farklı sonuçları olduğu, o nedenle farklı değerlendirmelerin yapılması gerektiği açıktır.
Cumhuriyetle birlikte Alevi toplumunun soykırımlarla, baskılarla, yasalarla sağlanan zorbalıklarla ve her türlü asimilasyon yöntemiyle yok edilmek istendiği biliniyor. Bilinen bir diğer gerçeklik de bütün bu saldırılara rağmen Alevi toplumunun yok edilemediği ve varlığını koruduğudur.
Alevi kurumlarının sorunlarının olduğu doğrudur. Bu durum elbette barışık yaşanacak bir durum değildir. Ancak dünyanın gidişatını göz önüne almadan Alevi kurumlarını ve Alevi toplumunu değerlendirmek gerçekçi değildir ve gerçekçi sonuçlar yaratmaz.
Eşitlik, hak, adalet ve özgürlük kavramlarının dünya halklarına unutturulmaya çalışıldığı karanlık bir dönemden geçiyoruz. Alevilerin bu karanlık çağdan etkilenmemesi düşünülemez. Bu karanlık dönem, bütün halkları olduğu gibi Alevi toplumunu da etkilemiştir. Dolayısıyla Alevi kurumlarının ve toplumunun eksiklik ve yetersizliklerine bu çerçevede bakmak gerekmektedir.
Elbette eksikliklerin giderilmesi, yanlışlıkların düzeltilmesi gerekli ve önemlidir. Ancak bunları yaparken yapının kendisine zarar vermek, toplumun enerjisinin heba olmasına yol açmak, umutsuzluk, karamsarlık ve güvensizlik yaratacak tutumlar içinde olmak kimseye hiçbir şey kazandırmayacaktır. Hele de belirtildiği gibi insanlığın direnişe, umuda ve birlikte mücadeleye daha çok ihtiyaç duyduğu bu koşullarda, Alevi toplumunun enerjisinin heba olmasına kimsenin gönlü razı olmayacaktır.
Alevi kurumlarının ve toplumunun enerjilerinin verimli olmayan alanlarda tüketilmesini önlemek ve bu enerjiyi doğru hedeflere kanalize etmek de Alevi kurumlarının ve toplumunun işidir. Yani Alevi toplumunun önüne çıkan tarihsel rolünü oynamasını sağlamak, Alevi kurumlarının görevi ve sorumluluğudur.
Alevi toplumu ve kurumları, kendi iç disiplini ve gücünü kullanarak bu sorunları aşabilecek basirete, kemalete ve yeteneğe sahiptir. Bütün mesele, konuya sorumlu bir perspektifle yaklaşmak ve karşısına çıkan görevin gereğine uygun tutum almaktır.
Dünyanın bu kadar kaotik bir hâl aldığı bugünün koşullarında tarih, Alevi toplumuna tarihsel bir sorumluluk yüklemektedir.
Alevi toplumu, bölgenin en yaygın, en kalabalık, en örgütlü ve en çok politize olmuş toplumu olarak, bu konumuna uygun bir tutum geliştirmek gibi tarihî bir görev ve sorumlulukla karşı karşıyadır.
Alevi toplumu ya bir adım öne çıkarak karşısına çıkan bu görevin gereğine uygun bir tutum geliştirecektir. İşte o zaman Baba İshak, Kalender Çelebi ve Pir Sultan olarak görevini yerine getirecektir. Ya da devletin asimilasyon politikasının baskısı altında bir yaşam sürdürmeye mahkûm olacaktır.
Dünyanın hâli pürmelali
Fon meselesi
Fon meselesinden Erdoğan’ın devrileceği sonucunu çıkaranlar, Erdoğan’a karşı mücadele etmek yerine, bir vesileyle bu sorundan kurtulma beklentisi içinde olanlardır.
Fon soygununun Erdoğan’a rağmen yapıldığını düşünmek yanlıştır. Bunu iddia etmek ya büyük saflıktır ki bu âlemde böyle biri yoktur. O zaman bu iddianın sahipleri ya soyguncudurlar ya da soyguncuların avukatlarıdır.
Aziz Tunç – 29.10.2026
























































