Sağlıkta dikkat çeken araştırmalar
Hamilelikte düşük riskini artıran çalışma, pankreas kanserinde umut veren deneysel ilaç, tarihin en eski veba salgınına ilişkin DNA bulguları ve doğadaki yeni keşifler bilim dünyasının gündemindeydi.
Sibirya’nın güneyindeki Baykal Gölü çevresinde mezarlıklardaki kalıntılar incelenirken yeni bakteri tipi tespit edildi.
Bölgedeki en büyük iki mezarlıkta, belirgin bir ölüm nedeni olmayan çok sayıda çocuk ve gencin kalıntılarına rastlayan bilim insanları bu ölümlerin nedenini araştırdı.
Kalıntılar üzerinde yapılan DNA analizleri, mezarlıktaki 46 kişiden 18’inin veba taşıdığını ortaya koydu.
Bilim insanları daha önce vebanın 3 bin 800 yıl önce başladığını değerlendirirken, söz konusu bulgular sayesinde hastalığın tahmin edilenden çok daha erken, 5 bin 500 yıl önce başladığını belirledi.
Uzmanlar, elde edilen bulguların vebanın insanlardaki kökenine ilişkin bugüne kadar tespit edilen en eski kanıtlar olabileceğini ifade etti.
Sağlık alanındaki gelişmeler
Hamileliğin ilk dönemlerinde iş yerinde uzun süre ayakta kalmanın, öne eğilmenin ve fazla yürümenin düşük yapma riskini artırdığı ortaya kondu.
Danimarka’daki Bispebjerg Hastanesi ile Kopenhag Üniversitesinden araştırmacılar, 2004-2018’de gebelik geçiren 475 bin 312 kadının hamileliğine ait 800 binden fazla veriyi inceledi.
Araştırmada, aktivite takip cihazlarından elde edilen veriler kullanılarak hamile kadınların iş yerinde ayakta durma, yürüme ve 30 derece veya daha fazla açıyla öne eğilme süreleri değerlendirildi.
Sonuçlar, uzun süre ayakta kalma, fazla yürüme ve öne eğilmenin düşük yapma riskindeki artışla ilişkili olduğunu gösterdi.
Bulgulara göre, 8 saatlik bir iş gününde 30 derece veya daha fazla açıyla öne eğilerek geçirilen her ilave saat, düşük yapma riskini yüzde 36 artırdı.
Yürüyerek geçirilen her ek saatin ise düşük yapma riskini yüzde 18 yükselttiği belirlendi. Ayakta durmanın etkisi ise yüzde 3 olarak bulundu.
Pankreas kanserlerinde deneysel ilaç, genel yaşam süresini kemoterapiye göre belirgin biçimde uzattı
Çeşitli üniversitelerden ve kanser araştırma merkezlerinden bilim insanları, henüz deneme aşamasında olan ilacın pankreas kanseri üzerindeki etkilerini inceledi.
Araştırmada daha önce tedavi görmelerine rağmen rahatsızlıkları ilerlemeye devam eden pankreas kanseri hastalarına deneysel ilaç günlük verildi. Deneysel ilacı kullananlar ile standart kemoterapi alanların hayatta kalma oranları karşılaştırıldı.
Araştırmacılar, deneysel ilacı kullananların ortalama yaşam süresinin 13,2 ay, kemoterapi alan hastaların ise 6,7 ay olduğunu saptadı.
Deneysel ilacı kullananların hayatta kalma sürelerinin neredeyse iki katına çıktığı, ayrıca daha az yan etki yaşadıkları tespit edildi. Hastalığın ilerlemediği sürenin ilacı kullananlarda 7,2 ila 7,3 ay, kemoterapi alanlarda ise 3,5 ila 3,6 ay olduğu görüldü.
İlacın pankreas kanseri vakalarının yüzde 90’ından fazlasında tümör büyümesini besleyen mutasyona uğramış proteini bloke ettiği, tedavinin bırakılmasına yol açan yan etkilerin, ilacı kullanan hastalarda daha az olduğu belirlendi.
Hayvanlar alemindeki gelişmeler dikkati çekti
Avustralya’nın Queensland eyaletinde yeni keşfedilen ve “balista örümceği” olarak anılan örümcek türünün, yalnızca dokumacı karıncaları hedeflediği belirtildi.
Avları üzerinde kullandığı strateji nedeniyle antik bir silah adıyla anılan bu örümceğin, avını yakalamak için “yaylı bir tuzak” kurduğu belirlendi.
Hint Okyanusu’nun güneydoğusunda yapılan araştırmada, 5 milyon yıldan daha eski fosillerin bulunduğu, en derin ve en geniş balina mezarlığı ortaya çıkarıldı.
İtalya, Çin ve Yeni Zelanda’dan bilim insanları, denizaltıyla Hint Okyanusu’nun güneydoğusundaki hendekler ve dağlardan oluşan Diamantina alanında inceleme yürüttü.
Araştırmacılar deniz tabanına 2023 yılında yaptıkları 32 dalışta, 485 balina fosil sahası ve ileri düzeyde ayrışmış 5 yeni balina ölüsü tespit etti. Buluntular, deniz seviyesinin yaklaşık 7 bin metre altındaki noktalarda yer alırken, daha önce keşfedilen balina düşüşlerinin (whale fall) büyük bölümü 4 kilometreden daha sığ sularda bulunmuştu.
Bilim insanları, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda yaklaşık 1200 kilometre boyunca uzanan geniş alanın, daha önce tanımlanmamış bir “balina düşüşü süper koridoru” oluşturabileceğini değerlendirdi.
Çalışmada, yaklaşık 5,3 milyon yıl öncesine tarihlenen, soyu tükenmiş gagalı balina türü Pterocetus benguelae’ye ait fosilleşmiş bir kafatasının yanı sıra, bilim dünyasına yeni tanıtılan Pterocetus diamantinae türünden bir başka kafatası da bulundu.





















































