Fransa

Published on Mayıs 14th, 2026

0

Polisin trans düşmanı ve cinsiyetçi baskısı protesto edildi

Avrupa’da mücadele yürüten sosyalist gençlik örgütü Young Struggle ve antikapitalist genç kadın örgütü ZORA 9 Mayıs günü yaşanan gözaltılar ve baskılar ile ilgili yaptığı açıklamada, Fransa polisinin trans düşmanı ve cinsiyetçi baskısı ve gözaltılarını protesto etti.

Atılım Fransa

Young Struggle ve ZORA, yaptığı ortak açıklamada faşistlerin eylem yapmasını engelleyip antifaşistler olarak sokaklarda olmamız hepimiz için bir zaferdir! Fransız polisinin trans düşmanı politikaları ve kadınlara yönelik şiddetinin bir kez daha gün yüzüne çıktığını açıkladı.

Young Struggle ve ZORA açıklamasında şunlar belirtildi:

Bu yıl 9 Mayıs’ta, ırkçı faşistlerin Hitler sembolleriyle Paris sokaklarında yürüyüş yapmaları yasaklanırken, faşistlerin yürüyüş yapmak istedikleri Paris’te Port Royal ile Montparnasse arasındaki güzergâhta antifaşistler 1944 direnişinin sembol isimlerinin portreleri ve sloganları ile sokaklardaydı. Faşistlerin eylem yapmasını engelleyip antifaşistler olarak sokaklarda olmamız hepimiz için bir zaferdir!

Ancak o gün Fransa polisi, sokaklarda dolaşan şiddet yanlısı ırkçı faşistlere bir kez daha hoşgörü gösterirken, devletin bir kolluk gücü olarak gerçek yüzünü gösterdi, antifaşistlere şiddet uyguladı.

Biliyoruz ki; faşizmin yükselişine karşı duracak olan ne burjuva devleti ne de onun güvenlik kolu olan polis olacaktır. Aksine, polisler faşizme kırmızı halı serecek ve faşist barbarlığı yıkmaya çalışan antifaşistleri yıldırmaya çalışacaklardır. 9 Mayıs’taki eylemde Manouchian ve diğer FTP-MOI üyelerinin portrelerini çöp olarak nitelendirip kasten üzerlerine basmaları bunun içindir.

9 Mayıs’ta polis faşist hareketlerin koruyuculuğunu yapmanın ötesinde, trans düşmanı ve cinsiyetçi politikaları daha da net gösterdi. Karakolda yapılan kimlik kontrolü sırasında, bir düzine kadar kadın ve non-binary kişi bu saldırganlıkla karşı karşıya kaldı ve tanık oldu.

Polis şiddeti ilk olarak trans düşmanı politikaları ile ortaya çıktı. Bir kadın yoldaşımıza, kimlik kartındaki isimden farklı bir isim kullandığı için baskı yaptılar. Ona defalarca trans olup olmadığını sordular, daha fazla bilgi vermeyi reddederse gözaltına alacakları ile tehdit ettiler. Onu sindirmek ve pes ettirmek için yoldaşlarından ayırmaya çalıştılar.

Ancak orada bulunan diğer kadın ve non-binaryler sessiz kalmayı reddetti. Trans kadın arkadaşlarının serbest kalmadığı sürece karakoldan ayrılmayacaklarını söyleyerek güçlü bir dayanışma gösterdiler. Kadınlar ortak bir şekilde direniş şarkıları söylemeye başladı ve giderek yoğunlaşan polis tehditlerine boyun eğmeyeceklerini bir kez daha gösterdiler.

Polis ise bu dayanışmayı kırmak için yoldaşlarımızı tehdit etti ve şiddet uyguladı. Gitmeyi reddeden kadınları kucaklayıp yere sürükleyerek dışarı çıkardılar. Çöp kutusuna atılma, merdivenlerden aşağı atılma, pantolonlarından delik açma tehditlerinden, yerde sürüklenen bir kadın yoldaşımızın saçlarını ezmeye kadar varan davranışlarla gerçek yüzlerini gösteren polisleri durduran tek şey kameraya çekildiklerini fark etmeleri oldu.

Karakolda kalan kadınlar, artık hiç çekinmeden sergilenen trans düşmanlığına tanık olmaya devam ettiler. Görevliler, “erkek, kadın ya da tavşan olsanız da umurumuzda değil” gibi alçakça sözleri gururla sarf etti.

Bu yaşananlar münferit değildir, sistematik bir durumdur. Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan ve devlet tarafından meşrulaştırılmış olan trans düşmanlığı, karakollarda daha da şiddetlenip transları daha fazla şiddete maruz bırakıyor. Toplumda kim olduklarını ifade edebilecekleri hiçbir alan bulamayan non-binaryler için bu gerçeklik, polis baskısı karşısında daha da şiddetlendi ve bu durumda polis tarafından kendilerine atanan cinsiyete maruz kalmak zorunda kaldılar.

Gözlerimizin önünde gerçekleşen bu trans düşmanı eylemi sıradanlaştırmayı reddeden yoldaşlarımız, bu muameleye karşı direndiler. Kimlik bilgileri dışında daha fazla bilgi vermeyi reddeden üç kadını gözaltında tutma baskısına rağmen, polislerin tehditlerine ve bağırışlarına boyun eğmediler. Ne sözlü ne de fiziksel şiddet, ne de baskılar bir işe yaradı. En sonunda hepsini serbest bırakmak zorunda kaldılar.

O gün, kadınlar ve LGBTİ+’lar faşizme karşı ön saflarda sokaklardaydı. O gün, direnişin cesaretini gösterdiler ve baskıya toplu olarak karşı koyarak, boşa çıkardılar. O gün, irademiz kırılmadı, aksine direnişimiz gibi irademiz de güçlendi!

Bu an bizi yıkmadı. Faşizme ve baskıya, cinsiyetçi ve trans düşmanı şiddete karşı mücadelemizi büyütecek ve umudu taşımaya devam edeceğiz!


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑