CHP’li Nalbantoğlu: Tutuklu kimlik kartı dayatması onur kırıcıdır
CHP İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu, cezaevlerinde uygulanmaya başlanan “tutuklu kimlik kartı” zorunluluğuna tepki gösterdi; uygulamanın hak ihlallerine yol açtığını ve bazı cezaevlerinde açlık grevlerini tetiklediğini belirterek konuyu Meclis gündemine taşıdı.
Avrupa Demokrat Haber Merkezi
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi Rıfat Nalbantoğlu, cezaevlerinde uygulanmaya başlanan “tutuklu kimlik kartı” zorunluluğunun insan haklarına aykırı olduğunu belirterek “Cezaevlerindekiler insan değil mi?” diyerek tepki gösterdi. Nalbantoğlu, uygulamayı kabul etmeyen tutuklu ve hükümlülerin açık ve kapalı görüşlere çıkarılmadığını, telefon haklarının kullandırılmadığını, sağlık hizmetlerine erişimlerinin zorlaştırıldığını ve sosyal faaliyetlerden men edildiklerini ifade etti. Bu uygulamaların infaz kanununa da aykırı olduğunu vurgulayan Nalbantoğlu, yaşanan hak ihlallerini Meclis gündemine taşıdı.
Tutuklu kimlik kartı dayatması onur kırıcı
Geçmişte 2017 ve 2018 yıllarında Elazığ ve Diyarbakır gibi cezaevlerinde benzer uygulamalar nedeniyle açlık grevleri yaşandığını hatırlatan Nalbantoğlu, uygulamanın kaldırılmasıyla grevlerin sona erdiğini belirtti. CHP’li İnsan Hakları Komisyonu üyeleri olarak cezaevlerindeki hak ihlallerini defalarca dile getirdiklerini ancak ihlallerin artarak sürdüğünü ifade eden Nalbantoğlu, “Geçmişte denenmiş ve kaldırılmış bir uygulamanın bugün yeniden dayatılması, tutuklu ve hükümlüleri ölüme sürükleme anlayışından başka bir şey değildir. Başta İzmir Şakran olmak üzere bazı cezaevlerinde siyasi tutuklulara yönelik ‘tutuklu kimlik kartı’ taşıma zorunluluğu haksız, hukuksuz ve onur kırıcı bir dayatmadır” dedi.
Uygulamaya karşı çıkanlara yönelik hak ihlallerinin cezaevinden cezaevine değiştiğini ve keyfi yaptırımlarla mağduriyetler yaratıldığını belirten Nalbantoğlu, bu ihlaller nedeniyle bazı cezaevlerinde açlık grevlerinin başladığını söyledi. Açlık grevleri nedeniyle sağlık sorunları yaşayan tutukluların yaşamından hem cezaevi yönetimlerinin hem de Adalet Bakanlığı’nın sorumlu olduğunu vurguladı.
Açlık grevlerine yol açan uygulama meclis gündeminde
Ailelerin ve avukatların cezaevi yönetimleriyle yaptığı görüşmelerde söz konusu uygulamanın Adalet Bakanlığı talimatıyla yürütüldüğünün ifade edildiğini aktaran Nalbantoğlu, buna rağmen bakanlığa yapılan başvurulara yanıt verilmediğini belirtti. Nalbantoğlu, konuyu Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.
Önergede, “tutuklu kimlik kartı” uygulamasının yasal dayanağı, ne zaman başlatıldığı, hangi cezaevlerinde uygulandığı ve tüm tutuklu ve hükümlüler için zorunlu olup olmadığı soruldu. Ayrıca uygulamaya karşı çıkan tutukluların çıplak arama, tecrit, disiplin cezaları ve sosyal faaliyetlerin kısıtlanması gibi yaptırımlara maruz bırakılmasının hukuki dayanağı da sorgulandı.
Nalbantoğlu, İzmir Şakran Cezaevi’nde uygulamayı reddedenlere yönelik yaşanan hak ihlalleri hakkında inceleme başlatılıp başlatılmayacağını ve açlık grevleri nedeniyle yaşanabilecek olumsuzluklarda sorumluluğun kimde olacağını da Adalet Bakanlığı’na yöneltti.






















































