Sömürgeci oligarşiye karşı mücadelede yer alan Ahmet Telli, Cigerxwîn yazısı nedeniyle hapis yatmıştı
Şair Ahmet Telli’nin 11 Nisan 1978 tarihli haftalık Kurtuluş Gazetesinin “Devrimci Sanat” köşesinde yayımlanan “Devrimci Kürt Şairi Cigerhun ve ‘Lenin Şafağı’” başlıklı yazısı yeniden gündeme geldi. Telli, yazısında Kuzey Kürdistan’ı Türkiye’nin sömürgesi olarak değerlendiriyor, Cigerhun’un şiirlerini Kürt ulusunun anti-sömürgeci ve devrimci mücadelesinin bir parçası olarak ele alıyordu.
Avrupa Demokrat Haber Merkezi
Şair ve yazar Ahmet Telli’nin yaşamını yitirmesinin ardından, Kürt halkıyla enternasyonalist dayanışmasını ve sömürgeciliğe karşı tutumunu ortaya koyan yazıları yeniden paylaşılıyor.
“Kürt kadınların tarihi” adlı sosyal medya hesabı, Telli’nin 11 Nisan 1978 tarihli haftalık Kurtuluş gazetesinin “Devrimci Sanat” köşesinde yayımlanan “Devrimci Kürt Şairi Cigerhun ve ‘Lenin Şafağı’” başlıklı yazısını okuyucularla yeniden buluşturdu.
Telli, yazısında Cigerhun’un şiirlerini değerlendirirken, Kürdistan’ın parçalanmış ve sömürgeleştirilmiş durumuna dikkat çekiyor; Kuzey Kürdistan’ı Türkiye’nin sömürgesi olarak tanımlıyordu. Kürt ulusunun mücadelesini anti-sömürgeci ve anti-oligarşik bir savaşım olarak ele alan Telli, bu mücadeleyi dünya devrimci pratiğinden ve Marksizm-Leninizmden ayrı değerlendirmiyordu.
Ahmet Telli, “Devrimci Sanat” köşesinde, Cigerhun’un “Lenin Şafağı” adlı kitabına ilişkin yazısında şöyle yazmıştı:
Devrimci Kürt Şairi Cigerhun ve “Lenin Şafağı”
“Lenin Şafağı”, devrimci Kürt şairi Cigerhun’un Türkçeye kazandırılan şiirlerini içeriyor. Şiirler Kürt ulusunun devrimci savaşımı yanında, bu ulusun kendine özgü kültürüne yabancılaşmamış, yüreğinde bu soyluluğu taşımanın onurunu da yansıtan bir şairin ürünleri.
Şiirlere Kürt türkülerinin kıvrak ezgileri kaynaklık ediyor genellikle. Kitapla ilgili bir yazısında Sadık Münzüroğlu şöyle diyor: “Bu şiir, hangi anlatım olanaklarından kaynaklanıyor dersiniz? On yedinci yüzyılda edebi bir dil olmaya başlayan Ehmedê Hanî’nin çabalarıyla olgunlaşan Kürtçenin gelişiminde Celalet Beridhan’ın, Ş. Şivan’ın büyük hizmetleri olmuştur ve Kürt edebiyatının en gelişkin lehçesi Boti lehçesidir ve bu lehçenin yetiştirdiği sanatçılar, Ehmedê Hanî’nin açtığı yoldan günümüze ulaşmışlardır vb. ondan mı? Sadece bu değil; Cigerhun çağdaş kavrayışıyla, ileri insanlıktan yana olan yaklaşımıyla anlatım olanaklarını genişletiyor.” (Türkiye Yazıları, sayı: 1) Bu saptama, Cigerhun’un hangi kökten geldiğini belirlemesi bakımından önemli.
“Lenin Şafağı”, yalnızca şiirlerin anlattığı özle sınırlı değil, özün ve biçimin en uyumlu bir örneği niteliğinde aynı zamanda. Şair, “Ben”i, “Biz” düzleminde yakalamasını bilir. Kürt devrimci savaşının soluğunu her şiirde, her dizede bulmak olası. Bu savaşın emekçi kitleleri kucaklayan özü şu dizelerde beliriyor:
“Kafamızı kırıyorlar sopa ve kamçıyla
Boyunduruktakilerin, yoksulların
Yalınayaklarla açların…
Artık bizden korkun, günümüz geldi işte
Bilsin köleci, yaşasın bu vatan
Bu Kürdistan ve özgürlük
Öl köleci zorbalık!”
Şiirler, anlatımcı bir yöntemle, Kürt ulusunun anti-sömürgeci ve anti-oligarşik savaşımının yoksul halkın yaşamından aldığı kesitlerle yansıtılır:
“Kürt işçileri, tümüyle işte
Elde sopa, kazma-kürek
Tüm dünya işçileri gibi
Yiğit ve aslan kesiliyor savaşta”
Cigerhun, Kürt emekçilerinin üretim sürecinde emeğe ve üretime kendilerinden çok şeyler kattığını vurgulayan “Pamuk Bizim, Ama Biz Çıplağız” adlı şiiriyle kendi diline en güzel şiirlerden birini kazandırıyor:
“Gözyaşlarımızla sularız seni, hey pamuk
Bu eller açtırır, bu adımlar güzelleştirir seni
Elde kazma, elde kürek bütün işlerin bizim omuzlarda
Türküler çağırarak üretiriz seni
Altın babalarına varırsın sonunda”
Cigerhun kendi ulusunun savaşımını, dünya devrimci pratiğinden soyutlamaz. Hatta, dünya devrimci pratiğiyle zenginleşmiş bir savaşımın soluğunu sindirir şiirlerine. Marksizm-Leninizmin o engin kaynağından çıkarak yine oraya yönelir:
“Kaçtı, içi boş kaya gibi çürük
O dönek arkadaşlar!…
Ama yürüyoruz
Başımız yüce
Gözümüz ilerde
Salmış bize ışıklarını
Aydınlatıcı Şafak
Kızıl şafak
Kuzey şafağı
Marks Şafağı
Lenin şafağı
Şavkı vurdu Kürtlere
Yaşasın Stalin
Yaşasın Stalin…”
“Lenin Şafağı”, duyarlılığın da en yetkin örneklerini veren şiirlerle yüklü bir yapıt.
“Gül Satıcısı” adlı şiir, Cigerhun’un şiirde içtenliğini ve yaratıcı gücünü gösteren en güzel örneklerden biri:
“Bir gül satıcısı gördüm uyandığımda
Çok sevindim, gülü kalbe değeceğine
Pazarlık ettik, ‘Takas etmem’ dedi
Güle tapan canını da verir üstüne
Canımı da kalbimi de verdim
Kalp seslendi:
‘Hey Cigerhun…
Bir gülle değişti kalbin!’”
Dizelerde yoğun bir imge örgüsünün, devrimci bildirisiyle bütünleştiğini görmek olası. Devrimci şiirin kitlelere yönelik en güzel örneklerini bulduğumuz “Lenin Şafağı”nı ve Cigerhun’u tanımak görevimiz olmalı. Kürtçenin o zengin anlatım olanaklarını ve duyarlılığını bir kez de Cigerhun’un şiirleriyle tatmalı.
“Lenin Şafağı”: Cigerhun’un şiirleri/Kürtçeleriyle birlikte Türkçe basımı, Bora Yayınları-1976.

Kürt halkının yanında oldu
Ahmet Telli’nin yaklaşık yarım yüzyıl önce kaleme aldığı bu yazı, onun Kürt halkının özgürlük mücadelesine, diline ve edebiyatına yaklaşımını açık biçimde ortaya koyuyor.
Kürt ve Kürdistan sözcüklerinin kullanılmasının dahi soruşturma, meslekten çıkarma ve hapis cezalarıyla karşılandığı bir dönemde Telli, Cigerhun’un şiirlerini Kürt ulusunun anti-sömürgeci mücadelesinin bir parçası olarak değerlendirdi.
Sosyal medya paylaşımında da vurgulandığı gibi Ahmet Telli, bu yazının yayımlandığı günden yaşamının sonuna kadar Kürt halkının yanında olmayı sürdürdü.






















































