Avusturya

Published on Ekim 15th, 2026

0

KOMintern’den Viyana’da militarizme karşı grev paneli

KOMintern yükselen militarizme karşı Viyana’da Jelka derneğinde bir panel gerçekleştirdi. Türkiye’den Limter-İş Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever ve Hamburg’dan liman işçisi ve Verdi sendikası üyesi Toralf Endruweit’ın konuşmacı olarak çevrimiçi katıldığı panelde 30 Ekim’de planlanan liman işçilerinin grevi hakkında konuşuldu.

KOMintern adına yapılan açılış konuşmasının ardından Hamburg’dan bağlanarak söz alan Toralf çalıştığı limandaki sendikal çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bağlı oldukları sendikanın merkezi ile yaşadıkları sorunlara dikkat çeken Toralf, Filistin’de yaşanan soykırıma karşı ses çıkarmanın Almanya’da “anti-semitizm” ile eş tutulduğu ve bu da birçok insanın fikirlerini açıkça belirtmesinde engel oluşturduğunu ifade etti. İşçiler arasında genel olarak silahlanmaya karşı bir tepki oluşsa da NATO’nun hala bir savunma gücü olarak algılandığı ve genel bir antimilitarist duruşun eksik olduğunu belirtti.

“LİMTER-İŞ TÜM BASKILARA RAĞMEN MÜCADELESİNE DEVAM EDECEK”

Toralf’ın ardından söz alan Limter-İş Genel Başkan’ı İleri Devrim Yurtsever, İsrail siynoizmine direnenleri selamlayarak sözlerine başladı. Limter-İş’in mücadele tarihine kısaca değinerek, sendikanın 12 Eylül faşist cuntasında kapatılmasından Irak işgaline karşı yürütülen anti-emperyalist eylemlere uzanan 50 yıllık mücadele geleneğini hatırlattı. İşçileri daha geniş alanlarda örgütleme şiarıyla hareket eden Limter-İş’in, siyasi iktidarların her dönem bir numaralı hedefi olduğu vurguladı. Devletin sendikal faaliyeti kriminalize etme çabalarına değinen Yurtsever, bu yıl ev baskınlarıyla gözaltına alınan 8 sendikacının 6 ila 8 ay boyunca tutuklu kaldığını anımsattı. Devrimci öznelerin ve sendikacıların; 1 Mayıs’a katılımı engellemek ve NATO zirvelerine yönelik olası bir toplumsal muhalefetin önünü kesmek amacıyla hapishane terörüyle sindirilmeye çalışıldığı ifade edildi.

İKTİDAR YANLISI SENDİKALARIN FİLİSTİN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Yurtsever Türkiye’de devrimcilerin öncülük etmeye çalıştığı siyonizm karşıtı eylemlere değinirken, işçi sınıfının sermaye karşıtlığı ekseninde parçalı bir yapıda olmasına rağmen siyonist İsrail’e karşı ortak bir öfke taşıdığına dikkat çekildi.

Yurtsever konuşmasının devamında “Ancak sendikalaşma oranının düşüklüğü ve mevcut sendikaların iktidar yörüngesinde olması, bu öfkenin üretimden gelen güce dönüşmesini engelliyor. İktidar yanlısı sendikaların, Filistin’deki soykırıma karşı devletle kol kola sokağa çıkarak hamaset yaptığını ancak Siyonist İsrail ile ekonomik ve ticari ilişkilerin kesilmesi için en ufak bir adım dahi atmıyor. Devrimci sendikalar kendi öz güçleri oranında bu ikiyüzlülüğü teşhir etmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Panelde, işçi sınıfının birliğinin önündeki en büyük engellerden birinin patron yandaşı “sarı sendikalar” olduğu belirtildi. Türk-İş ve Hak-İş gibi yapıların devrimci ve ilerici işçileri barındırmadığı, gerektiğinde patronlarla iş birliği yaparak işten attırdığı kaydedildi. Amazon depolarında örgütlenen Dokgemi-İş örneğinde olduğu gibi, sarı sendikaların yalnızca patronun teklifini imzalamak ve gerçek sendikaların önünü kesmek için kullanıldığı, bu durumun işçilerde sendikalara karşı güvensizlik yarattığı vurgulandı. Devrimci sendikacıların, DİSK içindeki anti-devrimci ve uzlaşmacı eğilimlere karşı da ideolojik bir mücadele yürütmesi gerektiğinin altı çizildi.

TORALF: SENDİKA BÜROKRASİSİ ÖNÜMÜZÜ TIKIYOR

Toralf tekrar söz alarak Hamburg limanında Hollanda’daki grevlerle eşzamanlı yapılan ve katılımın giderek arttığı 24 ile 48 saatlik uyarı grevlerinden bahsederek, işçilerin greve çıkmak istediğini ancak Ver.di sendikasının merkezinin genel grevin adını dahi anmadığını belirtti. Almanya’da siyasi grevler yasak olmamasına rağmen sendikal bürokrasinin bu silahı kullanmaktan kaçındığını söyleyen Toralf, İsrail’i eleştirmenin işçiler içinde hala bir tabu olduğunu, bunu da Almanya’nın devlet politikası ile birebir bağlantılı olduğunu söyledi.

2,9 TRİLYON DOLARLIK SAVAŞ MAKİNESİ

Soru cevap bölümünde söz alan Devrim Yurtsever 2025 yılı itibarıyla dünyadaki askeri harcamalar 2,9 trilyon dolara ulaştığını belirtti. Türkiye’de AKP iktidarının NATO ile kurduğu bağımlılık ilişkisi ve askeri sanayideki büyüme, savaşın ve silah üretiminin “Teknofest” gibi etkinliklerle topluma bir gurur kaynağı olarak pazarlandığını ifade etti.

Yurtsever “Toplumda ABD ve İsrail’e karşı bir öfke birikmesine rağmen, devrimci sendikalar dışında silah satışlarına ve militarizme karşı güçlü bir itiraz yükselmiyor. Yemen anlaşmasıyla Suudi Arabistan’a paralı asker gönderilmesi gibi emperyalist planlar devreye sokulurken; okullardaki şiddet sarmalı ve bireysel silahlanma, militarizmin toplumsal dokuyu nasıl zehirlediğini gözler önüne seriyor.” dedi.

“KAYYUM” ZİHNİYETİNE KARŞI DEVRİMCİ SENDİKACILIK

Panelin kapanış konuşmasında Yurtsever, taşeronlaştırma ve limanların özelleştirilmesiyle parçalı haldeki Türkiye işçi sınıfı, derinleşen yoksulluk krizinin farkında olmasına rağmen devlet baskısı nedeniyle örgütlenmekten uzak tutulduğunu belirtti. Polenez işçilerinin direnişinde olduğu gibi polis ve devlet şiddetinin de örgütlenmenin önünde engel oluşturduğunu söyleyen Yurtsever, devrimci sendikacılara yapılan gözaltı ve tutulama saldırılarının da devam ettiğini belirtti. Halk Tv kanalına kayyum atanmasının, ilerleyen süreçte devrimci sendikaları da hedef alabilecek bir devlet pratiği olduğuna dikkat çekti.

Devrim Yurtsever 30 Ekim’de Limter-İş olarak üzerlerine düşeni yapacaklarını ve eylemleri ileriye çekme ve parçalı direnişleri birleştirme tarihi sorumluluğu devrimci sınıf sendikacılığının omuzlarında olduğunu belirtti. Panel salonda bulunan dinleyicilerin “Limter-İş umuttur, umut dimdik ayakta” sloganları ile son buldu.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑