Avrupa’da “Kardeş Tutsak Kampanyası” sürüyor
Kampanya’ya Fransa’dan katılan İsmet Polat kampanyaya dair röportajda Tutsakların Sesi Platformu’nun (TSP) yürüttüğü Kardeş Tutsak Kampanyası kapsamında devrimci tutsaklarla dayanışmanın önemine dikkat çekti. Hapishanelerin tarihsel olarak devrimcileri etkisizleştirme politikalarının bir aracı olduğunu belirten Polat, Avrupa’daki göçmenlere kampanyaya katılma ve dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı.
Tutsakların Sesi Platformu (TSP), 3 Şubat 2026’da 22 kentte ESP, SKM, SGDF, ÖGK, Polen Ekoloji Kolektifi, DİSK/Limter-İş Sendikası, Etkin Haber Ajansı (ETHA), BEKSAV, Tiyatro İmge, Birleşik İşçi Hareketi, Kaktüs Kadın Derneği, Grup Vardiya ve Ceylan Yayınları’na yönelik gerçekleştirilen siyasi kırım saldırısında tutuklanan sosyalistler ile dayanışma için başlattığı kampanya devam ediyor.
Kampanya’ya Fransa’dan katılan İsmet Polat ile kampanyaya dair röportajda Tutsakların Sesi Platformu’nun (TSP) yürüttüğü Kardeş Tutsak Kampanyası kapsamında devrimci tutsaklarla dayanışmanın önemine dikkat çekti. Hapishanelerin tarihsel olarak devrimcileri etkisizleştirme politikalarının bir aracı olduğunu belirten Polat, Avrupa’daki göçmenlere kampanyaya katılma ve dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı.
Hapishane denince aklınıza ne geliyor?
Devrimci tutsaklar geliyor. Devrimci tutsaklık, devlet tarafından devrimcilerin etkisiz hale getirilmeye çalışılması demek. Devrimciler devletin birçok saldırısına maruz kaldılar. İdam sehpaları, işkencehaneler, katliamlar devletin devrimcilere karşı işlediği sayısız suçların adıdır.
Devrimcileri her dönem etkisiz hale getirmek, bir devlet politikası olarak sürekli uygulandı. Tarihi belki devletin ortaya çıkışına kadar gider. Ancak süreç içerisinde daha da geliştirdiler ve sistematik hale getirdiler. Eskiden zindanlar vardı, 80’lerde ise E tipleri, L tipleri. Şimdilerde ise F tipi, Yüksek Güvenlikli Kuyu tipi vs. çoğalıyorlar. Bütün bunların inşa edilmesinin tek amacı vardır, o da devrimcileri inandıkları davaya yabancılaştırmak, kitlelere korku salmak ve sömürü düzenlerini ilelebet sürdürmek.
TSP’nin başlattığı Kardeş Tutsak Kampanyası’na katıldınız, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Devrimciler bu faşist rejime karşı işçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluşu için mücadele veriyorlar. Bizler de şu veya bu düzeyde onların yanında, onlarla birlikte durmaya çalışıyoruz. Devrimin zaferine kadar, devrimci görevler de güncelliğini koruyor. Bu nedenle devrimci tutsakları sahiplenmek insani olduğu kadar, devrimci bir görevdir de aynı zamanda. Dört duvar arasına kapatılanlarla yoldaş olmak, paylaşımlarda bulunmanın bir aracı olarak gördüğüm için bu kampanyaya katıldım.
Kampanyaya dair bir çağrınız var mı?
Avrupa’da yaşayan Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlere seslenmek istiyorum. Kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadele ve direniş tüm hızı ile sürüyor. Faşizmin birçok saldırısına maruz kalmış ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalanlar olarak, ülkemizde ve dünyada olup bitenlere seyirci kalamayız. Kendisine ilericiyim, antifaşistim diyen herkesin mutlaka yapacağı bir şeyler vardır.
Binlerce devrimci, yurtsever hapishanelerde. Onlarla empati kurmaya çalışmalıyız. Ailesinden, çocuklarından, arkadaşlarından uzaklaştırılmış, dört duvar arasına kilitlenmiş insanlarımızı düşünmeliyiz. “Ben ne yapabilirim?”, “Dayanışmamı nasıl gösterebilirim?” diye düşünmeliyiz. Mutlaka yapabileceğimiz bir şeyler vardır. TSP’nin kampanyasına katılmak bir yol, mektuplaşmak bir başka yol. Dayanışma göstermek insani değerleri yüceltir, onurlandırır. Kampanyaya katılarak ve onu yaygınlaştırarak devrimci tutsakları sahiplenmenin onurunu hep birlikte yaşayalım. (etha)



![“Şark meselesi [Türkiye] ve Marksizm” kitabı ile “Süreç” üzerine | Mustafa Yavuz](https://www.avrupademokrat9.com/wp-content/uploads/2026/04/mustafa-yavuz-1-136x78.jpg)




















































