Makaleler

Published on Mart 30th, 2026

0

Avrupa’da aşırı sağ ve göçmen gençlik | Cumali Yağmur


Avrupa’da aşırı sağın yükselişi ve göçmen gençliğin kalıcı örgütlenmeler yaratması

Bugünkü yazımda Avrupa’da ve gelecekte de yaşadığımız Almanya’da göçmen gençlerinin örgütlenmeleri üzerine yazacağım.

Avrupa genelinde güç kazanan aşırı sağ ve göçmen karşıtı politikalar, başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın sosyal ve politik dengelerini sarsmaya devam ediyor. Göçmen gençlerin toplumsal yaşamda karşılaştığı yapısal zorluklar, Almanya’da güç kazanan AfD (Almanya için Alternatif) ve benzeri aşırı sağcı oluşumların yükselişiyle birleşince günlük yaşamı tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Bugün çeşitli ülkelerden gelen göçmenler için artık ortak bir “azınlık” bilinciyle hareket etmek ve bu temel üzerinden örgütlenmek bir tercih değil, zorunluluktur.

Bu örgütlenme süreci, içinde bulunulan Avrupa toplumlarının sosyo-politik yapısı gözetilerek inşa edilmelidir. Gelinen aşamada göçmen gençler, yaşadıkları toplumların geçici misafirleri değil, asli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Bu bütünden kopmadan, birleştirici bir perspektifle ve yeni dönemin ruhuna uygun modellerle örgütlenmek esastır. Yerel gençler ile göçmen gençler arasında zaman zaman su yüzüne çıkan çelişkileri aşmak, her iki kesimin de bilinçli ve özel çabasını gerektirmektedir. Göçmen gençliği; yaşadığı ülkenin toplumsal dokusu ve yerel gençliğin eğilimleri ile uyumlu, ortak mücadele zeminleri yaratmalıdır.

Genç kuşağın yıllardır süregelen “sadece köken ülkelerdeki siyasi yapılarla veya dış odaklı dinamiklerle örgütlenme” hatasından süratle vazgeçmesi gerekmektedir. Aksine, geleceklerini kuracakları toplumdaki diğer akranlarıyla birlikte hareket etmeleri hayati bir gerekliliktir. Günümüz şartlarında statükonun ötesine geçen yeni politikalar üretilmeli ve dönemin ruhuna uygun örgütsel yapılar kurulmalıdır. Mevcut talepleri hayata geçirmek ancak bu toplumun içinde aktif bir özne olarak yer almakla mümkündür.

Süreç içerisinde aşırı sağcı gençlik yapılanmalarının daha da konsolide olacağı öngörülmektedir. Bu gerici dalgaya karşı demokrat, sosyalist ve sol gelenekten gelen gençlerin köklü ve etkili bir barikat oluşturma zorunluluğu vardır. Ne yazık ki Almanya’daki mevcut siyasi partilerin gençlik kolları, kitleleri kapsamakta yetersiz kalmakta ve statik bir yapı sergilemektedir. Bu yapıların işlevselliğinin sorgulanması ve enerjiyi eyleme dönüştürecek yeni bir odak noktası yaratılması şarttır.

27 AB üyesi ülkede gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu (AP) seçim sonuçları, aşırı sağın tırmanışını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiştir. Almanya’da AfD’nin yükselişi, Fransa’da Marine Le Pen’in Ulusal Birlik (RN) partisinin birinci güç haline gelmesi bu durumun en somut örnekleridir. Fransa’da sağın iktidar beklentisine rağmen ortaya çıkan sonuçlar, popülist sağın karşısında güçlü bir toplumsal direncin de filizlendiğini kanıtlamıştır.

Gençlik: Mücadelenin dinamik gücü

Orta Doğu ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki emperyalist paylaşım savaşlarının ağır bedelini en çok genç kuşaklar ödemektedir. Tarih boyunca gençlik; ezilenlerin, horlananların ve dışlananların sesi olmuş, tarihsel görevini her daim mücadelenin ön saflarında yer alarak yerine getirmiştir.

Bugün Avrupa’daki göçmen gençliğin mücadelede arzu edilen düzeyde yer alamamasının temel sebebi, geçmişteki gibi güçlü ve kapsayıcı gençlik hareketlerinin eksikliğidir. Ancak dünyayı sarsan ekonomik krizler ve bölgesel savaşlar, Avrupa’da yeni bir gençlik hareketinin doğuşunu tetikleyecektir. Bu noktada göçmen kökenli gençler, “nemelazımcı” bir anlayıştan sıyrılarak yaşadıkları ülkenin gençliği ile omuz omuza örgütlenmelidir. Tekil ve izole örgütlenme biçimlerinin güncel ihtiyaçlara cevap vermediği bu dönemde, kolektif ve birleşik bir mücadele hattı elzemdir.

Bu tarihsel moment kaçırılmamalıdır. Gençlik, toplumun en dinamik gücüdür ve o ön saflarda yer almadığı sürece hiçbir toplumsal dönüşüm başarıya ulaşamaz. Avrupa’da yükselen sağ dalgaya karşı göçmen gençlerin, bulundukları ülkelerin somut şartlarını iyi analiz eden, rasyonel ve etkili gençlik örgütleri kurmaları gerekmektedir.

Avrupa toplumlarında kültürel bir zehir gibi yayılan milliyetçiliğe, ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı yerel gençlerle birlikte verilecek çetin bir mücadele, bu insanlık dışı ideolojileri geriletecek tek güçtür. Kökeniniz, isminiz veya inancınız ne olursa olsun; sizler bu toplumun asli parçalarısınız. Bu gerçeği içselleştirerek “azınlık” psikolojisinin yarattığı pasiflikten kurtulmalı ve toplumsal mücadeledeki yerinizi almalısınız.

Bağımsız ve otonom örgütlenmelere ihtiyaç vardır

Sadece mevcut siyasi partilerin gençlik kollarının dar sınırlarına hapsolmadan; bağımsız, otonom ve partiler üstü gençlik örgütlenmeleri yaratılmalıdır. Toplumsal yapının ihtiyaçlarına cevap verebilecek; dinamik, esnek, Avrupa’nın ve Almanya’nın siyasal zeminine uygun bu yeni örgütlenme modeli, yarının demokratik Avrupa’sının ve Almanya’sının teminatı olacaktır. Gençlik örgütlenmeleri, demokratik ihtiyaçlara cevap verecek şekilde örgütlenerek mücadele biçimleri yürütmelidir.

Şu bir gerçek ki unutmayınız; mücadele edilmeden kazanılan bir gelecek yoktur. Gelecek her zaman çetin mücadele biçimleri ile kazanılır. Avrupa’da ve Almanya’da yaşadığınız toplumun bir parçası olarak mücadele ederek yeni örgütlenme biçimleri yaratılmalıdır.

Günümüz koşullarında bilinçli bir şekilde sivil toplum dinamikleri ile demokratik örgütlenme modelleri yaratılmalıdır. Gençlik örgütlenmeleri, bugünün yapısı olan çok etnikli (multi-etnik) toplum yapısı göz önünde bulundurularak kurgulanmalıdır. Bu bilinçle göçmen gençliği ile yaşadıkları Avrupa ve genel anlamda Almanya gençliği kalıcı bir birliktelikle örgütlenmelidir.

Bu birliktelik sayesinde kurulacak örgütlenmelerin gelecekte toplumsal başarılar kazanacağı kuşkusuzdur. Önemli olan, toplumdaki gelişmeleri doğru analiz ederek uygun örgütlenme modelleri geliştirmektir.


Cumali Yağmur – 30.03.2026

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑