Göçmen hareketleri: Geçmişin hataları ve geleceğe yönelik partileşme | Cumali Yağmur
Geçen yazımda Avrupa’da gençlerin örgütlenmesi üzerine yazmıştım. Bu yazımda ise ağırlıklı olarak göçmen örgütlerinin geçmişi ve hataları üzerinde duracak ve yeni dönemde partileşme tartışması açacağım. Yeni örgütlenme modelleri ile göçmen partisi ihtiyacı üzerine yoğunlaşacağım. Bu konuda geniş bir tartışma yürütülür ve katılım sağlanarak tartışmanın boyutu somut bir göçmen partisi eksenine evrilirse oldukça faydalı olacaktır.
Göçmenlerin geçmişten bugüne, kendi ülkelerindeki sorunlardan kaynaklı olarak kurdukları örgütlenmeler genellikle uzun ömürlü olmamıştır. Kurulan her göçmen hareketi, köken aldığı ülkenin sorunlarını Avrupa toplumlarına taşıdığı için kalıcılık sağlayamamıştır. Avrupa’da ve özellikle de Almanya’da her göçmen grubu, kendi ülkelerindeki siyasi doğrultulara göre örgütler kurmuş; ancak bunlar kısa sürede işlevini yitirmiştir.
Örneğin, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Ruhr Bölgesi’nde (Ruhrgebiet) Polonyalılar çeşitli dernekler ve örgütler kurmuşlardır. Bu yapılar, göçmenlerin yerel sorunlarından ziyade kendi ülkelerinin meseleleriyle uğraşmışlardır. Bugün bu derneklerin ne ismi ne de izi kalmıştır. Daha sonra İtalyanlar, İspanyollar, Yunanlar ve Portekizliler de benzer dernekler ve federasyonlar kurdular; ancak günümüzde bu yapıların ne adına ne de etkisine rastlayabiliyoruz.
Türkiyeliler ve Kürtler de benzer şekilde dernekler ve federasyonlar kurdular. Bunların birçoğu zamanla silindi; geriye sadece isimleri veya birkaç işlevsiz yapı kaldı. Çoğu, tarihsel misyonunu tamamlayarak sürecini doldurdu ve herhangi bir işlevselliği kalmadı.
Bu yapılar güçlü bir kitlesel bağ kuramadıkları gibi, genellikle geldikleri ülkenin politik atmosferinin ağırlığı altında ezildiler. Göçmenler; Avrupa’nın dilini, kültürünü ve toplumsal yapısını yeterince bilmedikleri için bu dernekleri birer “sığınak” veya “izolasyon alanı” olarak gördüler. Ancak zamanla, dernek dışındaki dünyada bir varlık gösteremediklerini ve görünür olamadıklarını anladılar. Derneklerin dört duvarı arasında birbirlerine karşı güç gösterisi yaptılar. Kısa bir sürede her şey değişti; toplumsal koşullar hem Avrupa’da hem kendi ülkelerinde hızla gelişirken, bu içine kapalı yapılar yok olup gitti. Yaşanan bu yok oluşlar bazen büyük yaralar açsa da gelişimin önüne set çekmek mümkün değildir. Bu, engellenemez bir tarihsel süreçtir ve gövdenizi siper etseniz de bunu durduramazsınız.
Uzun ömürlü bir göçmen hareketi nasıl olmalı
Avrupa’da uzun ömürlü ve kalıcı bir göçmen hareketi, ancak Avrupa’da doğmuş, buranın politik içeriğini ve toplumsal yapısını bilenler tarafından kurulursa mümkün olabilir. Bu hareket; göçmenlerin siyasi ve toplumsal sorunlarını, yaşadıkları toplumun bir parçası olarak ele almalı ve bu sorunlara karşı duyarlılık oluşturmalıdır. Ayakları yere basan böyle bir hareket, sorunları yaşadığı toplumun yerel bir sorunu olarak görmeli ve buna uygun çözüm önerileri üretmelidir.
Bu hareket, göçmenler arasında ayrım yapmadan meseleyi ortak bir “göçmenlik olgusu” olarak ele almalıdır. Toplumla birlikte çözüm aramak, önerilerin daha geçerli olmasını sağlar. Ayrıca, Avrupa toplumlarında göçmenlerin karşılaştığı sorunları ve egemen (dominant) kültürün göçmen kültürü üzerindeki baskısını görerek buna karşı etkili bir mücadele biçimi geliştirmelidir.
Yeni nesil bir göçmen hareketi içinde kadınların ve gençlerin sorunlarını ön plana çıkarmak, kalıcı çözümler üretmek adına hayati önem taşır. Geldikleri ülkenin politikasını ve iç sorunlarını Avrupa’ya kesinlikle taşımadan, mücadeleyi yaşadığı ülke toplumu içinde vermek en doğru yol olacaktır.
Göçmenlerin sadece kendi içlerinde dernek ve federasyon olarak örgütlenmesi yerine siyasi partiler kurmaları gerekir. Sadece sivil toplum düzeyinde kalmayıp, hem parlamento içinde hem de parlamento dışında mücadele edecek politik partiler yaratılmalıdır. Mevcut partiler göçmenlere maalesef “üvey evlat” gözüyle bakmaktadır. Göçmenleri sadece bir “sorun” olarak görüp, kendi içlerinden seçtikleri sembolik isimleri parlamentoya gönderiyorlar. Bu kişilerin sayısı ise parmakla sayılacak kadar azdır.
Süreç içerisinde kalıcı bir partileşmeye gidilmeli ve yeni bir anlayış yaşama geçirilmelidir. Göçmen hareketi, mevcut partilerin peşine takılmadan ve onlardan medet ummadan kendi yolunu çizmelidir. Yeni bir parti tartışması başlatılmalı, partinin programı geniş kitlelerle tartışılarak oluşturulmalı ve bu sayede geniş halk kesimlerine ulaşılmalıdır. Yerel (komün), eyalet, federal ve Avrupa bazında yeni programlar hazırlanmalı ve bu tartışmalar kamuoyuna açılmalıdır.
Kurulacak göçmen partisi, o ülkede yaşayan göçmenlerin ve halkın alt tabakalarının desteğini alarak geniş, alternatif bir kitleye ulaşmalıdır. Günümüz koşullarında “tek ulus” prensibine dayalı dar görüşler yerine “çok ulusluluk” prensibine göre bir parti programı hazırlanmalıdır. Enternasyonal bir dünya görüşüyle, dar ve saplantılı ulus anlayışından uzak, evrensel (üniversal) bir düşünce temelinde hareket edilmelidir.
Her türlü milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı mücadele biçimleri ve programları hayata geçirilmelidir. Bu yeni bilinç seviyesindeki insanlar bir araya gelmeli ve tartışarak partiyi kurmalıdır. Enternasyonal ve evrensel değerleri savunan kişilerle hazırlanacak bir program, tek ulusçu anlayışın önüne geçecek ve kısa sürede kitleleri kucaklayabilecektir.
Göçmen hareketi ve siyasal partileşme üzerine bir çağrı
• Örgütlenme düzeyi: Göçmenlerin örgütlenme pratiği dernek ve federasyon sınırlarını aşmalı; kalıcı siyasal yapılara ve partilere dönüşmelidir. Parlamento içi ve dışı mücadeleyi esas alan, yerelden Avrupa geneline kadar her kademede temsil gücü olan bir yapı inşa edilmelidir.
• Bağımsız siyaset: Mevcut siyasi partilerin göçmenlere yönelik dışlayıcı ve “üvey evlat” yaklaşımı reddedilmelidir. Göçmen hareketi, yerleşik partilerin eklentisi olmaktan çıkmalı, kendi bağımsız siyasi iradesini ortaya koymalıdır.
• Programatik çerçeve: Yeni kurulacak yapı, “tek ulus” saplantısına karşı “çok ulusluluk” ve “evrensel değerler” üzerine inşa edilmelidir. Dar milliyetçilik ve ırkçılıkla mücadeleyi merkezine alan enternasyonalist bir program savunulmalıdır.
• Kitlelerle buluşma: Parti programı; toplumun en alt tabakalarındaki ezilenlerin ve göçmenlerin ortak katılımıyla, geniş kitlelerle tartışılarak hazırlanmalıdır.
• Vizyon ve strateji: Yerel (komünal), eyalet, federal ve Avrupa düzeyinde yeni bir siyaset anlayışı hayata geçirilmelidir. Evrensel düşünce temelinde hareket eden bu birliktelik, toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak güçlü bir alternatif olma potansiyeline sahiptir.
• Seçim ve baraj analizi: Bu potansiyel, süreç uzadıkça eriyip yok olmaya yüz tutabilir. Başlangıçta belediyelerde (komünlerde) genellikle yüzde beş barajı sorunu olmadığı için yerel yönetimlere girme ihtimali çok yüksek olacaktır. Eyalet ve federal düzeyde yüzde beş barajı olduğu için başlangıçta zorlanılsa bile, birkaç eyalette başarı sağlanması tüm ülke için örnek teşkil edecektir. Göçmen azınlığın desteği ve bilinç seviyesiyle federal düzeyde de bu baraj aşılabilir. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde ise baraj olmadığı için temsil hakkı kazanmak çok daha kolay olacaktır. Önemli olan, enternasyonal bir göçmen bilincini yaşama geçirmektir; bu sağlandığında partileşme süreci de hızlanacaktır.
Türk milliyetçisi gericiler tarafından Almanya’da partiler ve listeler kuruldu. Tek ulus milliyetçiliği ile bu partiler itibar görmedi. Frankfurt’ta Avrupa Listesi (ELF) sadece bir sandalye ile Frankfurt Parlamentosu’nda temsil ediliyor. Tüm göçmen grubunun desteğini Almanya’daki sorunlar bazında almayan liste ve partilerin şansı azdır. Aynı coğrafyada yaşayanlar, aynı sorunlar doğrultusunda birlikte hareket etmelidir. Göçmenler adına yola çıkıp örgütlenme yapanların, ulusal kökene bakmadan, geldiği coğrafyayı ve göçmenliği baz alan anlayışları, örgütlenmelerde başarılı olabilir. Önemli ve doğru olan bir husus da; aşağılanıp eziklik felsefesine kendini kaptırmadan, yaşadığı toplumun bir parçası olarak ve mevcut göçmen azınlığı temsil etmektir.
Cumali Yağmur – 15.04.2026








![“Şark meselesi [Türkiye] ve Marksizm” kitabı ile “Süreç” üzerine | Mustafa Yavuz](https://www.avrupademokrat9.com/wp-content/uploads/2026/04/mustafa-yavuz-1-136x78.jpg)















































