İnsan Hakları

Published on Mayıs 13th, 2026

0

Eva ve Ahmet’e özgürlük çağrısı

“Eva ve Ahmet’e Özgürlük” İnisiyatifi, gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’ın HTŞ güçleri tarafından kaçırıldığını belirterek uluslararası kamuoyuna mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı. Açıklamada, iki gazetecinin ağır koşullarda tutulduğu ve yaşamlarından ciddi endişe duyulduğu vurgulandı.

“Eva ve Ahmet’e Özgürlük” İnisiyatifi, gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polad’ın 18 Ocak’ta Rakka’da görev başındayken IŞİD çeteleri ile HTŞ lideri Colani’ye bağlı resmi güçler tarafından kuşatıldığını açıkladı. Yapılan bilgilendirmeye göre sivillerin tahliye edilmesinin ardından Eva ve Ahmet’ten bir daha haber alınamadı.

Açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi ile HTŞ güçleri arasında yapılan anlaşma sonucu sivillerin önce YPG güçlerinin bulunduğu bölgeye, ardından da Kobane’ye geçtiği belirtildi. Ancak Eva ve Ahmet’in Kobane’ye ulaşan siviller arasında olmadığı ifade edildi. Kamuoyu ise 28 Şubat’ta yapılan açıklamayla durumdan haberdar edildi.

Kampanya uluslararası gündem yarattı

Avrupa’da oluşturulan “Eva ve Ahmet Nerede?” İnisiyatifi’nin aileler ve avukatlarla birlikte harekete geçtiği belirtilen açıklamada, yürütülen kampanyanın kısa sürede geniş destek bulduğu kaydedildi. Sokaklarda, toplu ulaşım araçlarında, okullarda, etkinliklerde ve sosyal medyada yayılan kampanyanın basında da geniş yankı bulduğu ifade edildi.

Açıklamada, kampanya sayesinde tanıklara ulaşıldığı ve Eva ile Ahmet’in 18 Ocak’ta HTŞ’li Muhamed Abdulqani’nin başında olduğu Suriye Geçici Yönetimi tarafından kaçırıldığının ortaya çıkarıldığı belirtildi. İnisiyatif, iki gazetecinin daha sonra Halep’te bir hapishanede tutulduğuna dair deliller elde edildiğini açıkladı.

Kamuoyu baskısının ardından Alman devletinin 23 Nisan’da Eva Michelmann’ı ziyaret ettiği ve böylece Şam yönetiminin Eva’nın kendi ellerinde olduğunu kabul etmek zorunda kaldığı ifade edildi. Ahmet Polad’ın da rejimin elinde olduğunun ise 30 Nisan’da Suriye Enformasyon Bakanı’nın açıklamasıyla doğrulandığı kaydedildi.

“Uluslararası hukuk ihlal ediliyor”

İnisiyatif açıklamasında, Colani yönetiminin uzun süre iki gazetecinin ellerinde olduğunu inkâr ettiği belirtilerek bunun “insan kaçırma, kayıtsız tutma ve uluslararası hukuku ihlal etme” anlamına geldiği vurgulandı.

Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:

“18 Ocak’tan 23 Nisan’a kadar Eva Michelmann’ın ve 30 Nisan’a kadar Ahmet Polad’ın ellerinde olduğunu kabul etmeyen Colani iktidarı, ailelerine ve avukatlarına erişimi engelleyerek ne kadar gözü dönmüş olduğunu göstermektedir.”

Ayrıca Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere yönelik saldırıların sürdüğü, binlerce kişinin halen kayıp olduğu belirtilerek HTŞ yönetiminin “kravat takmasının katliamcı zihniyeti değiştirmediği” ifade edildi.

Alman devletine eleştiri

İnisiyatif, Alman devletinin de süreç boyunca yeterince girişimde bulunmadığını savundu. Açıklamada, Berlin hükümetinin yalnızca kamuoyu baskısı sonucu bir kez Eva Michelmann’ı ziyaret ettiği, bunun dışında somut adım atmadığı belirtildi.

Alman makamlarının her defasında “konuyla yoğun ilgileniyoruz” açıklaması yaptığı ancak hangi adımların atıldığını kamuoyuyla paylaşmadığı ifade edildi.

“İkinci etap özgürlük mücadelesi”

İnisiyatif, kampanyanın artık ikinci aşamaya geçtiğini duyurdu. Yeni dönemin sloganının “Eva ve Ahmet’e Özgürlük” olduğu belirtilirken, iki gazetecinin halen avukatları, aileleri ya da uluslararası kurumlar tarafından ziyaret edilemediği kaydedildi.

Tanık ifadelerine dayandırılan açıklamada, Eva ve Ahmet’in tecrit altında tutulduğu, işkence gördüğü ve sağlık durumlarının kötü olduğu ileri sürüldü. Ahmet Polad’ın yaralı olduğu da ifade edildi.

Şam yönetiminin iki gazeteciyi uzun süreli hapis cezalarıyla yargılamak istediği öne sürülen açıklamada, bunun gazetecilik faaliyetlerini cezalandırma amacı taşıdığı savunuldu.

“Mücadeleyi büyütelim”

İnisiyatif, Eva ve Ahmet’in özgürlüğü için kampanyanın daha da büyütülmesi çağrısında bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Şimdi ‘Eva ve Ahmet’e Özgürlük’ şiarını sokaklarda, işyerlerinde, okullarda, festivallerde, medyada ve diplomaside daha yaygınlaştırmalıyız. Daha fazla kente, daha fazla ülkeye ve daha fazla kuruma taşımalıyız.”

Açıklamanın sonunda, Alman devleti ile Avrupa Birliği kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmesi için kamuoyu baskısının büyütülmesi gerektiği vurgulanarak özgürlükten ve insan haklarından yana olan herkes kampanyaya destek vermeye çağrıldı.


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑