ATİK: CHP’ye yönelik “Mutlak Butlan” tartışmaları ve faşist devlet gerçeği
ATİK, Türkiye’de CHP’ye yönelik Mutlak Butlan kararına ilişkin bir açıklama yayınlayarak, “CHP kurultayı üzerinden yürütülen “mutlak butlan”, kayyum ve yargı müdahalesi tartışmaları; faşist devlet yapısının ve egemen sınıflar arasındaki iktidar savaşının yeni bir görünümüdür” dedi.
Açıklamanın tamamı şu şekilde;
“CHP’ye Yönelik “Mutlak Butlan” Tartışmaları ve Faşist Devlet Gerçeği
Türkiye’de bugün CHP kurultayı üzerinden yürütülen “mutlak butlan”, kayyum ve yargı müdahalesi tartışmaları; faşist devlet yapısının ve egemen sınıflar arasındaki iktidar savaşının yeni bir görünümüdür. AKP-MHP iktidar kliğinin devlet olanaklarını kullanarak rakip klikleri tasfiye etmeye yönelmesi, Türkiye’de hukukun değil, faşizmin egemen olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Faşist TC devleti için “hukuk” hiçbir zaman halkın adalet aracı olmamıştır. Hukuk; egemen sınıfların, komprador burjuvazinin ve onların temsilcisi olan iktidar bloklarının çıkarlarını koruyan bir baskı mekanizmasıdır. Bugün CHP’ye yönelik “mutlak butlan” tartışmaları üzerinden yürütülen süreç de bunun yeni bir örneğidir. Dün HDP belediyelerine kayyum atanırken, seçilmiş belediye başkanları tutuklanırken, binlerce Kürt siyasetçi zindanlara doldurulurken “hukuk işliyor” diyenler; bugün aynı yöntemi CHP üzerinde devreye sokmaktadır.
Bu gerçek, Türkiye’de seçimlerin ve burjuva başkanlık-parlamenter sistemin bir orta oyunundan ibaret olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Egemen klikler arasındaki çelişki derinleştiğinde, halkın oyları ve seçim sonuçları bir gecede yok sayılabilmektedir. Kayyum politikalarıyla Kürt halkının iradesinin gasp edilmesi hâlâ güncelliğini korurken, şimdi benzer tehditlerin düzen içi muhalefete yönelmesi şaşırtıcı değildir. Çünkü faşist devlet açısından esas olan halk iradesi değil, devletin ve sermaye düzeninin devamlılığıdır.
AKP-MHP kliğinin bugün yürüttüğü saldırılar, yalnızca bir partiye ya da belli kesimlere yönelik değildir. İşçi sınıfına, emekçilere, Kürt ulusuna, devrimcilere, ilerici-demokrat tüm toplumsal kesimlere yönelmiş kapsamlı bir faşist saldırı politikası söz konusudur. Grev yasakları, sendikal baskılar, gözaltılar, tutuklamalar, gazetecilere ve öğrencilere yönelik saldırılar, sosyal medyaya dönük sansür uygulamaları; rejimin kriz derinleştikçe baskıyı artırdığını göstermektedir.
Ekonomik ve siyasal kriz büyüdükçe egemen sınıflar arasındaki çatışma da sertleşmektedir
Emperyalizme bağımlı komprador kapitalist sistem derin bir çıkmaz içindedir. Milyonlar açlık ve sefalet koşullarında yaşamaya mahkûm edilirken, düzen partileri devlet olanakları üzerinden iktidar savaşını sürdürmektedir. CHP ise emekçi halk için gerçek bir alternatif değildir. CHP de aynı sömürü düzeninin, aynı devlet mekanizmasının ve aynı komprador burjuva sistemin temsilcisidir. Bugün yaşanan çatışma halk için değil, devlet yönetiminin hangi klik tarafından sürdürüleceğine ilişkindir.
Bu nedenle çözüm; düzen içi kliklerden medet ummakta değil, örgütlü halk mücadelesini büyütmektedir. Faşizme karşı mücadele; parlamenter hayallere, seçim aldatmacalarına ve burjuva hukukuna bel bağlayarak değil, işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların, gençlerin, LGBTİ+ ve ezilen halkların birleşik mücadelesiyle kazanılacaktır.
Bugün görev; faşist saldırılar karşısında birleşik direnişi büyütmek, kayyumlara, tutuklamalara, siyasal yasaklara ve devlet terörüne karşı mücadeleyi yükseltmektir. ATİK olarak Avrupa’da bulunan demokrat güçleri, bu gerçekler ışığında duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

























































