Sosyalizm

Published on Eylül 10th, 2026

0

MLKP Merkez Komitesi’nden 10 Eylül açıklaması: Devrimden başka yol yoktur!

Kuruluşunun 32. yılına ilişkin açıklama yapan MLKP MK, “Özgürlük, adalet, kadınlara ve halklara eşitlik için devrim dışında bir yol yoktur! Birleşik devrim ve sosyalizm için birleşelim, örgütlenelim, mücadeleyi yükseltelim” dedi.

Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) Merkez Komitesi, kuruluşunun 32. yılına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

“Özgürlük, adalet, kadınlara ve halklara eşitlik için devrim dışında bir yol yoktur! Birleşik devrim ve sosyalizm için birleşelim, örgütlenelim, mücadeleyi yükseltelim” başlıklı açıklamada, şu değerlendirme yer aldı: “MLKP 32. kavga yılında. Kaynağını THKP-C’den, TKP-ML’den, THKO’dan alan örgütlerin ve devrimci militanların yenilmez denilen grupçuluğu yenerek 10 Eylül 1994’te kurdukları komünist öncü müfreze, 32 yıldır işçi sınıfı ve ezilenlere verdiği sözlere ve mücadele çağrılarına bağlı kaldı. 32 yıldır sömürenlere, zulmedenlere karşı savaşıyor. İşçi sınıfının, kadın cinsi ve Kürt ulusuyla omuz omuza zafere ulaştıracağı antifaşist, antiemperyalist, antisömürgeci, cins özgürlükçü birleşik devrimin örgütlenmesi için ter döküyor, bedel ödüyor.

1950’lerde doğanlarımızla, dünyaya 2000’li yıllarda merhaba diyenlerimiz aynı siperlerde dövüşüyor. Kadın komünistler eş temsiliyet, kota ve komünist kadın örgütü mevzilerinden bayrak yükseltiyor. Sosyalist yurtseverler MLKP’nin Kürdistani niteliğini tazeleyip güçlendiriyor. Türk ve Kürt halklarından, Ermeni, Arap, Laz, Çerkes, Gürcü, Terekeme, Roman, Keldani, Pomak, Boşnak, Süryani ulusal topluluklarından kadınlar, erkekler, LGBTİ+’lar MLKP saflarında kol kola yürüyor, birlikte kanını döküyor, birlikte zafer halayı çekiyorlar. Ivana Hoffmann, Haukur Hilmarsson yoldaşlar şahsında enternasyonalist yıldızlar MLKP’yi dünya devrimi ruhuyla donatıyorlar. MLKP saflarında birleşmiş işçiler, kent ve kır emekçileri, yoksullar, öğrenciler, öğretmenler, sanatçılar, emekliler, işsizler umudu birlikte büyütüyorlar.”

‘MLKP MÜCADELENİN EN ÖN SAFLARINDADIR’

32 yıllık mücadele tarihine işaret eden MLKP açıklamasında şunları vurguladı: “MLKP, işçi havzalarında, emekçi semtlerdedir. MLKP, fabrikalarda, okullarda, işyerlerindedir. MLKP kentlerde, dağlardadır. MLKP, yeraltında ve kitlelerin bağrındadır. MLKP, duvar yazılamalarında ve meydanlardadır. MLKP, faşizmin sorgu merkezlerinde, adliyelerinde, mahkemelerinde haykırılan sloganlarda, marşlarda, ışıldayan gülüşlerde, meydan okuyan bakışlarda, açlık grevlerinde ve umut yüklü sözlerdedir. MLKP, en küçüğünden en büyüğüne türlü fedakarlıkların hayat verdiği bir direniş ve savaş iradesi; devrimin feda bölüğü olarak işçi sınıfı ve ezilenlerle, burjuvazi ve onun faşist, sömürgeci, erkek egemen güçleri arasında yürüyen mücadelenin en ön saflarındadır.”

Ezilenlere, işçi ve emekçilere seslenen MLKP, şunları vurguladı:

“Kardeşler!

Emekçi insanlık çok zorlu, çok tehlikeli bir dönemden geçiyor. Emperyalistler ve emperyalist sistemin mali-ekonomik sömürgesi durumundaki devletler yerküreyi nükleer silahların da kullanılabileceği yeni bir dünya savaşına sürüklüyorlar. Hummalı bir savaş hazırlığı yürütülüyor. Askeri bütçeler yükseltiliyor. Vergilerle toplanan paralar silaha ve askeri teknolojinin geliştirilmesine harcanıyor. Paralı askerlere dayalı, “profesyonel” denilen ordular kuruluyor veya takviye ediliyor. Gençlere askerlik zorunluluğu getiriliyor. Bölgesel savaşlar kışkırtılıyor. NATO gibi kana batmış uluslararası politik-askeri örgütler tahkim edilmeye çalışılıyor. Yeni bölgesel askeri ittifaklar kuruluyor. Başta ABD olmak üzere emperyalistler dünyanın değişik yerlerinde yeni kara ve deniz üsleri kuruyor. Yağma ve talan savaşlarını, işgalleri, bombalamaları, kitle kıyımlarını, ABD’nin suikastlarını, kaçırma suçlarını aklamak için yalana dayalı emperyalist ve faşist psikolojik savaşa dev bütçeler ayrılıyor.

Bölgelere ve devletlere göre eşitsiz biçimde de olsa, dünya çapında yoksulluk, sömürü, işsizlik hızlanarak büyüyor; yaşam ve çalışma koşulları kötüleşiyor. Devletlerin ve birey erkeklerin kadın cinsine ve LGBTİ+’lara karşı işledikleri cinsiyetçi suçlar ve uyguladıkları faşist cinsiyetçi terör artıyor. Giderek daha fazla insan eğitim, sağlık, barınma haklarından yoksun kalıyor.

İnsanlara para için onurlarından vazgeçmeleri dayatılıyor. Emekçi insanlığın yarattığı dayanışma, paylaşım, zalime karşı mazlumun, zengine karşı yoksulun, adaletsizliğe karşı adil olanın yanında yer alma; polise, patrona, işletme yöneticisine muhbirlik yapanları, polis işbirlikçilerini insandan saymama gibi en iyi gelenekler yok edilmeye çalışılıyor.

İşçiler ve ezilenler bütün bunlara grevlerle, direnişlerle, yürüyüşlerle, mitinglerle, boykotlarla, barikatlarla, meydanların zapt edilmesiyle, açlık grevleriyle, silahlı eylemlerle, gerilla savaşlarıyla, ayaklanmalarla itiraz ediyorlar. Faşist, emperyalist zalimler ne yaparlarsa yapsınlar, yeni bir dünya, yeni bir yaşam talebi yeniden ve yeniden yükseliyor. Ne yazık ki bu mücadeleler sömürüden, burjuva egemenlikten, faşizmden, sömürgecilikten, erkek egemen sistemden kurtuluşa vardırılamıyor. Çünkü bu ülkelerin ezici çoğunluğunda devrimci önderlik boşluğu var. Bu boşluk devrimci parti ve örgütlerin 1989-1993 arasında tasfiyeciliğe sürüklenmeleri, illegal yapıları, kent ve kır gerillasını dağıtarak, yasal örgütlenmeyi, yasal, parlamenter, silahsız mücadeleyi kabul etmeleriyle oluştu. Kolombiya’dan Filipinler’e, İspanya’dan Filistin’e, Peru’dan İrlanda’ya, Hindistan’dan Kürdistan’a, Tamil’den Türkiye’ye, Nepal’den Yunanistan’a varan geniş bir alandaki komünist ve devrimci partiler, gruplar bu kuşatmaya boyun eğmediler. Özgür partilerle ve askeri biçimler de içinde olmak üzere tüm savaşım biçimleriyle mücadeleye devam ettiler. Emperyalistler ve çeşitli tipten burjuva devletleri buna giderek şiddetlenen ve uluslararası karşıdevrimci işbirliğinin daha etkin biçimde kullanıldığı saldırılarla cevap verdiler. Bu geride kalan son çeyrek asırlık dönemde en üst düzeye çıkarılmış durumda. Günümüzde devrimci parti ve örgütlerin dışında Ortadoğu’da anti-ABD’ci parti ve grupları da hedeflemekte.”

‘MLKP TASFİYECİLİĞE GEÇİT VERMEMEYİ BAŞARDI’

Tasfiyeci saldırılara dikkat çeken MLKP, açıklamasında şunları belirtti: “MLKP, 32 yıllık tarihinin iki değişik döneminde tasfiyeci basıncın etkilerine girmesine karşın, kongreleri aracılığıyla bu eğilimleri boşa çıkarmayı, tasfiyeciliğe geçit vermemeyi başardı. Tasfiyecilikte ısrar edenlerle kopuşmakta tereddüt etmedi. Ödediği tüm bedelleri göğüsleyerek devrimci programını, devrimci çizgisini yüksekte tuttu. Devrim aracılığıyla kurulacak Devrimci İşçi-Emekçi İktidarı ve Halk Cumhuriyetler Birliği mücadelesini kararlılıkla sürdürdü. 2018’de gerçekleştirdiği 7. Kongresinde faşist inkarcı sömürgeciliğin ideolojik-siyasi tasfiyeciliği kabul ettirmek için tüm gücüyle saldıracağını vurguladı, devrimci hareketin bu konuda çok sağlam durması çağrısında bulundu ve son birkaç yılda bu meseleye tekrar ve tekrar dikkat çekti.

MLKP, bugün, ABD elebaşılığındaki NATO’nun, Türkiye, Suriye, Irak, İsrail gibi bölgesel sömürgecilerin, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan gibi devletlerin desteğiyle yürüttükleri ve asıl olarak komünist ve devrimci partileri, grupları hedefleyen “devlet dışı silahlı grupların” tasfiyeciliğe mecbur edilmeleri veya fiziki olarak yok edilmeleri saldırıları karşısında özgür varoluşundan, devrimci programından, devrimci çizgisinden hiçbir taviz vermeyecektir.

Halklarımız ve tüm dünya halkları önünde bir kez daha söz veriyoruz:

MLKP 32. savaşım yılında da emperyalizme, kapitalizme, faşizme, erkek egemen sisteme, bölgesel sömürgeciliğe, ekolojik yıkıma, 3. emperyalist dünya savaşı hazırlıklarına karşı mücadelede duraksamayacak, tüm gücünü, imkanlarını ve yeteneklerini seferber ederek devrimin örgütlenmesi ve zaferi için tam bir adanmışlık ve feda ruhuyla savaşımını sürdürecektir.”


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑