Makaleler

Published on Nisan 1st, 2026

0

Ayak izleri: Belleğin izinde bir dönemin tanıklığı | Hilmi Toy


“Şubat’ı anlatmalıyım…” dediğim Şubat günlerinde alıp okudum Kamil arkadaşımın Ayak İzleri kitabını. Kışın sonuna yaklaşan, bahara uzanan günlerde, yağmur yüklü bulutların gölgesinde okuduğum bu kitap beni, yaşamımın zorlu dönemeçlerinden biri olan Şubat günlerine götürdü. Sayfaları çevirdikçe yalnızca Kamil Çetin’in değil, aynı zamanda bir dönemin toplumsal ve siyasal atmosferinin izlerini de takip ettim.

Bir yaşam öyküsü ve dönemin tanıklığı

Kamil Çetin, kitabında Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik nahiyesi Harunuşağı köyünde başlayan yaşam öyküsünü anlatır. 1958 yılında doğan Çetin, kalabalık bir ailede, zor koşullarda geçen çocukluk yıllarını, eğitim hayatını ve gençlik döneminde tanıştığı devrimci mücadeleyi sade bir anlatımla okura aktarır.

1970’li yılların politik atmosferi içinde şekillenen gençlik yılları; lisede yaşadığı baskılar, gözaltılar, tutukluluk süreçleri ve 12 Eylül darbesine uzanan dönem, kitabın temel eksenini oluşturur. Yazar, bu süreci yalnızca kişisel bir hikâye olarak değil, aynı zamanda dönemin politik çatışmalarının bir yansıması olarak ele alır.

Kitapta dikkat çeken bir diğer unsur, yazarın ailesine ve yöresel yaşam biçimlerine ilişkin anlatımlarıdır. Özellikle berdel evliliği gibi geleneksel uygulamalara değinilmesi, kitabın yalnızca politik bir hatırat olmasının ötesine geçmesini sağlar. Bu yönüyle eser, toplumsal hafızaya katkı sunan bir tanıklık niteliği taşır.

Anıların duygusal yükü

Anılar kimi zaman hüzünlendirir, kimi zaman heyecanlandırır. Ayak İzleri de bu duygular arasında gidip gelen bir anlatı sunar. Yazarın dostluklara, kayıplara, mücadelelere ve dayanışmaya dair aktardıkları, bir dönemin ruhunu yansıtır. Okur, yalnızca bir kişinin yaşamını değil, aynı zamanda kolektif bir belleği de takip eder.

Malatya’nın Kürecik bölgesinden başlayan yolculuk Gaziantep ve İstanbul’a uzanırken, okuru da bu şehirlerin sokaklarında, meydanlarında ve anılarında gezdirir. Bu yönüyle kitap, mekân ve zaman arasında kurulan güçlü bir bağ sunar.

Anlatım ve üslup

Ayak İzleri, sade ve içten bir anlatıma sahiptir. Yazarın samimi dili, anıların doğallığını korumasını sağlar. Ancak yer yer anlatımın aceleye geldiği ve metnin daha fazla demlenmeye ihtiyaç duyduğu da görülmektedir. Anlatım gücünün yazım gücüne dönüşmesi için metin üzerinde daha yoğun bir editöryal çalışmanın faydalı olacağı söylenebilir.

Buna rağmen, yazarın ilk yazım deneyimi olduğu düşünüldüğünde anlatımın akıcı ve okunabilir olduğu görülmektedir. Yazarın güçlü belleği, uzun yıllara yayılan olayları detaylı biçimde aktarmasına olanak sağlamıştır.

Kitaptaki maddi hatalar ve eksiklikler

Kitapta dikkat çeken bazı maddi hatalar ve eksiklikler bulunmaktadır. Bunların ikinci baskıda düzeltilmesi, eserin belge niteliğini güçlendirecektir:

Sayfa 73’te yer alan kalçadan yaralanma olayında failler belirtilmemiştir.

Fevzi Bozgeyik’in vurulması olayı yanlış aktarılmıştır; faşistler değil, İGD’liler tarafından vurulmuştur.

Mehmet Fatih Öktülmüş’ün yakalanması olayında isim hatası bulunmaktadır.

Selamettin Aslan’ın adı yanlış yazılmıştır.

Gaziantep Yurtsever Gençlik Derneği bildirisine ilişkin değerlendirme, dönemin koşullarıyla örtüşmemektedir.

Hasan Çoban’ın vurulması olayı eksik aktarılmıştır.

Kürecik’te “Amerikan İncirlik Üssü” ifadesi hatalıdır; burada radar üssü bulunmaktadır.

Anı kitaplarının tarihsel belge niteliği taşıdığı düşünüldüğünde, bu tür hataların düzeltilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sonuç

Ayak İzleri, bir dönemin tanıklığını sunan, sade ve içten bir anlatımla kaleme alınmış değerli bir çalışmadır. Yazarın güçlü belleği, okuru 50–60 yıllık bir yaşam yolculuğuna çıkarır. Dostluklar, mücadeleler, kayıplar ve umutlar kitabın temel izleklerini oluşturur.

Kamil Çetin’in ilk yazım deneyimi olmasına rağmen başarılı bir çalışma ortaya koyduğu söylenebilir. Metnin ikinci baskısında yapılacak düzeltmelerle birlikte eserin daha güçlü bir kaynak hâline geleceği açıktır.

Sonuç olarak Ayak İzleri, yalnızca bir anı kitabı değil, aynı zamanda bir dönemin toplumsal ve politik hafızasına katkı sunan önemli bir tanıklık niteliği taşımaktadır.

Emeğine ve belleğine sağlık.


Hilmi Toy – 01.04.2026

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑