ABD emperyalizmin Küba’ya uyguladığı abluka endişe verici | Ali Arayıcı
ABD Başkanı Donald Trump’ın emperyalist, savaşçı, sömürgeci ve yayılmacı politikası sona erecek gibi değil. Küba, tam 66 yıldan beridir ABD’nin baskısı altında çok ciddi bir enerji kriziyle boğuşuyor. 11 Ocak’ta Trump’ın, yıllardır ambargo ve tümden abluka altında tuttuğu Küba’yı “çok geç olmadan yapılan anlaşmayı kabul etmeye” çağırması kaygı verici bir durumdur.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, 13 Şubat’ta, ABD’nin baskısı altında çok ciddi bir enerji kriziyle boğuşan Küba’da sosyo-ekonomik durumun kötüleşmiş olmasından “son derece endişeli” olduğunu açıkladı. İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, »tek taraflı sektörel önlemlerin nüfus üzerinde önemli ve ayrım gözetmeyen etkileri göz önüne alınarak, tüm devletlere bu önlemleri kaldırma çağrısını” yineledi.
ENDİŞE VERİCİ
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü Marta Hurtado, Cenevre’de düzenlediği bir basın toplantısında; “Siyasi hedefler, kendi başlarına insan haklarını ihlal eden eylemleri haklı çıkaramaz” dedi. Ayrıca, Yüksek Komiserlik, sektörel yaptırımların ekonomik zorluklara yol açtığını ve devletin temel sorumluluklarını yerine getirme kapasitesini zayıflattığını vurguladı. Hurtado, “Bu durum, Küba’da sosyal karışıklık riskini artırıyor” diye ekledi.
Küba yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip bir ülke. ABD’nin baskısı ile Venezuela’nın petrol tedarikini kesmesinden ve ABD’nin kendisine petrol satan ülkelere gümrük vergisi uygulayacağı tehdidinden beridir çok kötü bir durumda. Hurtado, “On yıllardır süren finansal ve ticari ambargo, iklim değişikliği ve ABD’nin petrol sevkiyatlarını kısıtlayan son önlemleri nedeniyle; Küba’da sosyo-ekonomik krizin derinleşmiş olmasından son derece endişeliyiz” dedi.
Hurtado, bu kriz durumunun “Küba halkının insan hakları üzerinde giderek daha ciddi etkileri olduğunu” vurguladı. BM’nin bu uyarısı, Meksika’nın vaat ettiği insani yardımın Küba’ya ulaşmasının tam ertesi günü geldi. Bu bağlamda, Rusya’da dahil olmak üzere diğer bazi ülkelerde Küba’ya insani yardım gönderme niyetlerini açıkladı.
İNSANİ YARDIM
Küba’da, işsizlik, kıtlık ve yoksulluğun artması; yiyecek, giyecek gibi basit denilecek bazı yaşam malzemelerinin bulunmaması son derece önemli bir sorun. 2000’li yılların başından itibaren, ülkede uygulanan kapitalist ekonomik politikaların; geniş kitleler ve tüm çalışanlar üzerindeki olumsuz yansımalarını görmek olanaklı. Bu sorunlara rağmen, Küba halkının Sosyalist Devrime olan inançlarını hâlâ daha korudukları da söylenebilir.
Küba yönetimi, ABD Başkanı Trump’ı ülkenin ekonomisini yok etmek ve “boğmakla» suçluyor. Karayipler’in en büyük Adası’nda, 9 Şubat’tan itibaren benzin karne sistemi, dört günlük çalışma haftası, uzaktan çalışma ve üniversite dersleri gibi acil önlemler uygulanıyor. Yakıt kıtlığı, ülkede yaşamın her alanını etkilediği gibi, özellikle de sağlık yetkililerini, hastanelerde çalışan personel sayısını azaltmaya ve acil olmayan ameliyatları askıya almaya da zorladı.
BM Yüksek Komiserliği sözcüsü Hurtado, “Sağlık, gıda ve su temini sistemlerinin ithal fosil yakıtlara bağımlılığı göz önüne alındığında, mevcut petrol kıtlığı; Küba’da temel hizmetlerin sunulmasını tehlikeye atıyor” dedi. “Gıda, su, ilaç, yeterli yakıt, elektrik tedariki dahil olmak üzere temel mal ve hizmetlere erişim; yaşam hakkı ve diğer birçok hakkı kullanabilmek için, temel öneme sahip olduğu gerçeği her zaman garanti altına alınmalıdır” diye açıkladı.
BOYUN EĞMEYECEK
ABD yönetiminin, Venezuela üzerinde kontrolünü tam sağlaması, dünya dengeleri açısından önemli bir dönüm noktası. Trump’ın, Küba’ya yönelik tehditlerinin; ABD güçlerinin Venezuela’nın başkenti Caracas’ta gece yarısı gerçekleştirilen “mutlak kararlılık” operasyonunda, Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşinin korsan bir sekilde kaçırılmasından bir hafta sonra gelmesi de anlamlıdır.
Bu korsanlık eylemde, Maduro’nun korunmasından sorumlu Devrimci Silahlı Kuvvetler ve İçişleri Bakanlığı mensubu 32 Kübalı güvenlik sorumlusu yaşamını yitirdi. Trump, Truth Social sosyal medya hesabında, artık “Küba’ya petrol ve para gelmeyecek -sıfır!”yazdı. “Çok geç olmadan bir anlaşmayı kabul etmelerini şiddetle tavsiye ediyorum. Küba, yıllardır Venezuela’dan gelen büyük miktarda petrol ve para sayesinde ayakta kaldı” diye ekledi.
Bu tehditkar söze karşılık olarak, Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise, 11 Ocak’ta yaptığı açıklamada, asla « hiç kimsenin ülkesine ne yapacağını dikte edemeyeceğini” söyleyip “vatanı savunmaya” hazır olduğunu vurguladı. Küba “özgür ve bağımsız bir ulustur”. “Küba saldırgan değil, tam 66 yıldır ABD tarafından saldırıya uğruyor. Hiç bir ülkeyi asla tehdit etmiyor, hazırlık yapıyor, son damla kanına kadar vatanını savunmaya hazır” diye ekledi.
Yüzlerce kez suikastle öldürülmeye çalışılan efsane lider Fidel Castro, 1967’de Bolivya’da CIA ajanları tarafından öldürülen Küba Devrimi ve Latin Amerika’nın sembolü Che Guevara’dan ilham alan Küba halkının; ABD’ye asla geçit verilmeyeceği gerçeğini Trump yönetimi bilmiyor. Küba Devrimini Savunma Komiteleri, Devrimci Halk Ordusu ve topyekün Küba halkı; ABD’nin emperyalist saldırılarına ve tehditlerine asla boyun eğmeyecektir!
* Ali Arayıcı/Paris






















































