Makaleler

Published on Ekim 15th, 2026

0

Göçmen sorunlarına köklü konseptler ve yeni siyaset anlayışı | Cumali Yağmur


Bugünkü yazımı Almanya’daki çeşitli partilerde politika yapan Türk ve Kürt kökenli politikacılar üzerine yazacağım. Bu konuda herkesin anlayış göstermesini, eksiklikler üzerine açık ve sistemli bir tartışmanın sürdürülmesini diliyorum.

Genellikle Kürt ve Türk politikacıların, “Annelerimiz, babalarımız, dedelerimiz bu ülkenin kalkınmasına büyük emekler verdiler. Çalıştılar; bu ülkenin gelişmesi onların emekleriyle oldu. Dilini, kültürünü bilmedikleri hâlde çalıştılar…” şeklindeki demeçlerine denk geliyoruz.

Göçmen azınlığın yaşadığı Almanya’da 70 yılda neler değişti ve hangi demokratik hakları elde edildi? Göçmen azınlığın kendi içinde beşinci neslin yaşadığı toplumsal yapının analizini yapıp parlamentoya taşıyamıyorlar. Göçmen azınlığın bu süreçte nelere ihtiyacı var, onlar için geçerli talepler ve çözüm önerileri nelerdir? Bu konular hakkında düşünmedikleri gibi, konsept dahi üretip sunamıyorlar.

Partilerde politika yaparken çoğunun herhangi bir uzmanlık alanı olmadığı gibi, çoğu da uzmanlaşma konusunda kafa yormuyor. Bazıları, Alman siyaseti içinde fazla ilerleyemedikleri zaman sosyal medyada sürekli Türkiye siyaseti ve partileri konusunda uzun yazılar yazıyor. Sosyal medyada yazdıkları yazıları Alman partilerine karşı yazmadıkları gibi, sadece sosyal medya politikası yapıyorlar. Sosyal medyada politika yapmasınlar demek istemiyorum. Ancak politikayı toplumda ve parlamentoda göçmen sorunlarına yönelik öneriler sunarak yapmaları daha doğru olacaktır.

Göçmen azınlığın, yaşadığı toplumun bir parçası olduğunu ve sorunlarının bu toplumda çözüleceğini düşünemiyorlar. Almanya’nın bir göçmen ülkesi olduğu, çeşitli ülkelerden gelen göçmenlerin bir azınlık oluşturduğu ve bu azınlığın büyük bölümünün demokratik haklardan yoksun yaşadığı kesindir. Bu insanlar ne ayrı bir ülke ne de ayrı bir bayrak istiyor. Ezilmeden, horlanmadan, eşit şartlar altında yerli halkla birlikte yaşamak istiyorlar. Tüm sorunlarını kendi ülkelerinden getirmedikleri gibi, sorunlar bu toplumdan kaynaklandığı için çözüm de burada olacaktır. Göçmen politikacıların çoğu hâlâ göçmenliği ve toplumun ayrılmaz parçası olan göçmen azınlığı göremiyor.

Göçmen azınlık, sorunlarının yalnızca kendi ülkelerinden değil, içinde yaşadıkları toplumdan kaynaklandığını ve çözümün de burada olacağını bilmelidir. Göçmenlerin partiler tarafından Avrupalı ve Asyalı göçmenler olarak farklı muameleye tabi tutulmaları yanlış bir anlayışın ürünüdür. İnsanlar hangi ülkeden gelirlerse gelsinler, sorunları bu toplumdan kaynaklandığı gibi burada bir azınlık oluşturmuşlardır. Bunlar için tüm demokratik haklar sağlanmalıdır.

Değişen dünya düzeniyle birlikte yeni göç dalgaları başlamıştır. İnsanlar doğal felaketler, ülkelerindeki dinî ve politik baskılar nedeniyle ülkelerini terk ederek Avrupa ülkelerine, özellikle de Almanya’ya iltica etmektedir. Bu insanlara da insanca muamele edilmeli, göçmen azınlık içinde uyum sağlamaları desteklenmeli ve tüm demokratik hakları tanınmalıdır.

İltica konusu ile göçmenler konusunu karşı karşıya getirerek uygulanan “böl-yönet” taktiğini göçmen kökenli politikacıların çok iyi analiz etmeleri gerekir. Göçmenler, partilerin böl-yönet taktiğini ve bu yanlış politikaları kamuoyunda dile getirmelidir. Parlamentoda çözüm önerileri sunarak sorunların çözümü için partileri ikna etme yöntemlerini geliştirmelidirler.

Göçmenlere yönelik ırkçılık, milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı konusunda köklü politikalar ve konseptler üretilmesi gerekir. Göçmen kökenli politikacılar bu alanlarda uzmanlaşmalı, sorunları toplumda tartışmalı ve parlamentoda çözüm önerileri sunmalıdır. Bu alan hâlâ politikacılar tarafından yeterince bir uzmanlaşma alanı olarak görülmüyor. Her ağzını açan göçmen ya da Alman politikacı, ırkçılığı, milliyetçiliği ve yabancı düşmanlığını sloganlarla kınamakla yetiniyor. Bunların toplumda kültürel bir olgu olmasından hareketle köklü çözüm önerileri ve konseptler geliştirilmesi, parlamento içinde ve dışında politika üretilmesi hâlâ düşünülmüyor.

Bu konularda diğer Avrupa ülkelerindeki göçmen politikacılarla bilgi alışverişinde bulunularak ortak konseptler hazırlanabilir. Küçülen dünyada politik sorunların benzer yönleri olduğu kesindir. Milliyetçiliğin ve ırkçılığın Avrupa’daki tüm toplumlarda var olduğu düşünülerek yeni bir anlayışla ortak konseptler hazırlanmalı, birlikte hareket edilmeli ve farklı ülkelerde çözüm önerileri sunulmalıdır.

Toplumdaki azınlık sorunlarının çözümü için yeni konseptler hazırlanıp kamuoyunda tartışılmalı, parlamentoda komisyonlar kurulmalı ve çözüm önerileri üzerinde çalışılmalıdır. Bunları sadece inisiyatiflerin ve sivil toplum örgütlerinin üzerine bırakırsak, politikacıların onların düzenlediği eylemleri selamlayıp övmeleriyle sorunlar çözülemeyecektir.

Bu konularda göçmen kökenli politikacılara çok büyük görevler düşüyor. Uzmanlaşmak, uzmanlık alanları yaratmak, parlamento içinde ve dışında göçmen grupları kurarak sorunlara cevap verecek şekilde hareket etmek gerekir. Tüm bu çalışmalarda geç kalınmış ve şimdiye kadar köklü çözümler üretilememiş olsa da bir yerden başlanmalıdır.

Uzun zamandır böyle bir yazıyı yazmayı ve bu önerileri dile getirmeyi düşünüyordum. Bugün bu yazıyla konuyu kamuoyuna taşıyarak hep birlikte tartışmak ve çözüm önerileri geliştirmek gerektiğine inanıyorum. Göçmen kökenli politikacılar bu tartışmayı bir an önce başlatmalı, yeni dönemde göçmen sorunlarının çözümü için konuları parlamentoya taşımalı, komisyonlarda ve parlamentoda çözüm önerileri sunmalıdır.

Bunlar yapılmadığı, göçmen azınlığın sorunları toplumda ve parlamentoda çözülmediği sürece sorunlar ortadan kalkmıyor. Her geçen gün ağırlaşan yaşam koşulları göçmenleri de hızla etkiliyor ve çözüm önerilerini zorunlu kılıyor.

Ülkede yaşanan ekonomik krizlerden ve enflasyondan ilk etapta göçmen azınlığın etkilendiği kesindir. Çünkü dar gelirli göçmenler, ekonomik krizlerde yükselen fiyatlardan ilk etkilenen kesimler arasında yer almaktadır.

Günlük yaşamda ırkçılıktan, milliyetçilikten ve yabancı düşmanlığından büyük ölçüde etkileniyor ve zarar görüyorlar.

Almanya’da toplumun sağa kaydığı bir dönemde, AfD gibi sağcı ve faşist partiler toplum içinde yabancı düşmanlığını körüklüyor.

Bu konularda parlamentoda yeni komisyonlar kurulmalı, sorunlar enine boyuna tartışılmalı ve çözüm önerileri geliştirilmelidir.

Parlamento dışındaki demokratik kitle kuruluşlarıyla sorunlar geniş çapta tartışılmalı; parlamentodaki kararlar ve çözüm önerileri de bu kuruluşlarla birlikte değerlendirilmelidir.


Cumali Yağmur – 15.10.2026

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑