Jin dergi ‘Deprem sonrası devlet politikası’nı kapağına taşıdı
Jin derginin 154’üncü sayısı “Deprem Sonrası Devlet Politikaları Sorumluluk, İhmal ve Eşitsizlik” manşetiyle yayımladı.
Jin dergi 154’üncü sayısında, deprem, savaş, saldırı, afet ve kadın cinayetleri gibi birbirinden ayrıymış gibi görünen başlıkları, devlet politikaları, cezasızlık rejimi, ataerkil ve sağlamcı yapılar üzerinden birlikte düşünme ekseninde ele almaya odaklanıyor. Bu sayıda, doğal ya da kaçınılmaz gösterilen yıkımların aslında siyasal tercihlerle üretildiğini görünür kılındığına dikkat çekiliyor.
Esra Çiftçi, “Deprem Suçları, Cezasızlık ve Bitmeyen Yıkım” başlıklı yazısında, 6 Şubat depremlerini doğal bir afetin ötesinde, siyasal kararlar, ihmaller ve cezasızlık rejimiyle şekillenmiş bir kamu suçu olarak ele alıyor. Çiftçi, yargı pratiklerinden barınma krizine, kayıplardan toplumsal çözülmeye uzanan geniş bir çerçevede, adaletin yokluğunun yıkımı nasıl kalıcılaştırdığını tartışıyor.
Sevcan Tiftik, “Deprem Sonrasına Sağlamcı Bakmak: Yeniden İnşada Sakatlık, Yaşlılık ve Kronik Hastalık” başlıklı yazısında, deprem sonrası yeniden inşa süreçlerini sağlamcılık eleştirisi üzerinden inceliyor. Sakatlık, yaşlılık ve kronik hastalık deneyimlerinin nasıl görünmezleştirildiğini ortaya koyan Tiftik, bağımsız yaşam hakkı ve hak temelli sosyal politika perspektifiyle mevcut afet yönetimi anlayışını sorguluyor.
Melek Demir, “Afetlerde Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Kadınlar ile Çocukların Zarar Görebilirliği” başlıklı yazısında, afetlerin toplumsal cinsiyet temelli etkilerini ele alarak kadınlar ve çocukların neden daha kırılgan konumda olduğunu tartışıyor. Demir, afet öncesi, sırası ve sonrasında toplumsal cinsiyet rollerinin yarattığı eşitsizlikleri görünür kılarak, cinsiyet duyarlı afet yönetiminin gerekliliğine işaret ediyor.
Yüksel Mutlu, “Özgecan Aslan…” başlıklı yazısında, Özgecan Aslan cinayetini yalnızca bir bireysel suç olarak değil, kadın katliamlarını mümkün kılan erkek egemen zihniyetin ve cezasızlık politikalarının bir sonucu olarak ele alıyor. Mutlu, kişisel tanıklıklar ve toplumsal hafıza üzerinden kadın mücadelesinin sürekliliğini ve adalet talebinin güncelliğini vurguluyor.
Bîrgul Das, “Rojava Bağlamında Son Saldırılar ve Kadın Devrimi” başlıklı yazısında, Rojava’ya yönelik güncel saldırıları kadın devrimine yönelmiş politik ve ideolojik bir hedefleme olarak değerlendiriyor. Das, kadın özerkliği, Jineolojî ve Jin, Jiyan, Azadî perspektifi üzerinden Rojava’daki kadın mücadelesinin neden bu saldırıların merkezinde yer aldığını tartışıyor.
























































