Makaleler

Published on Şubat 6th, 2026

0

Mutfaktaki yangından Epstein’ın karanlığına | Erkan Karakaplan


​Bugün gerek Berlin’in gri sokaklarında gerekse Washington’ın yüksek koridorlarında yankılanan tek bir gerçek var: İnsanlığın üzerine inşa edildiği iddia edilen o “modern düzen”, kendi hırslarının ağırlığı altında can çekişiyor. Bu sadece rakamların veya adli dosyaların hikayesi değil; bir zamanlar “umut” diye pazarlanan bir sistemin, kendi çocuklarını ve geleceğini kurban verdiği bir tasfiye sürecidir.

​I. Mikro çöküş: Berlin’de sönen ocaklar ve sosyal devletin vedası

​Almanya örneği, bize “serbest piyasa” denilen canavarın doyurulamaz doğasını çıplak bir biçimde sunuyor. Eskiden güven ve disiplinle anılan sosyal devlet, artık yerini sermayenin soğuk hesaplarına bırakmış durumda.

Hastaneler şifa merkezi olmaktan çıkıp kâr odaklı işletmelere, yaşlı bakım evleri ise onurlu bir vedanın değil, personel yetersizliğinin pençesinde kıvranan depolara dönüştü.

Federal Meclis, silahlanma için tek gecede 100 milyar avroyu masaya koyarken; halkın kreşi, okulu ve kütüphanesi “kaynak yetersizliği” bahanesiyle kaderine terk ediliyor. Bu, toplumun geleceğinden çalınan bir bedeldir.

Siyaset kurumu (SPD, Yeşiller, FDP ve CDU), halkın gerçek sorunları yerine “borç freni” gibi ekonomik masallara veya ideolojik takıntılara hapsolmuş durumda. Bu boşluktan beslenen AfD ise, sistemin asıl suçunu göçmenlerin sırtına yükleyerek sermayenin sömürüsünü perdelemeye çalışıyor.

​II. Makro Çürüme: Epstein dosyaları ve burjuvazinin “Kutsal” çıkarı

​Sistemin mutfaktaki yangını halktan gizleme çabası, küresel ölçekte çok daha karanlık bir düzlemde seyrediyor. ABD Adalet Bakanlığı’nın tozlu raflardan indirdiği “Epstein Dosyaları”, bir adalet arayışından ziyade, egemen sınıfın miadını doldurmuş unsurlarını ayıklama operasyonudur.

​”Burjuvazinin ahlakı, çıkarının kutsallaştırılmasından başka bir şey değildir.” — Karl Marx

​Marx’ın bu tespiti, Epstein adasında ete kemiğe bürünür. Yıllarca güç ve zenginlik zırhıyla korunan pedofili ağları, bugün sistemin bekası için “ibretlik kurbanlar” olarak sahneye sürülüyor. Türkiye’den de isimlerin geçtiği bu devasa arşiv, çürümenin ulusal değil, küresel bir sınıfsal karakter taşıdığını ispatlıyor.

​III. Siyasal illüzyon ve hayatta kalma refleksi

​Sistem, kendi krizini dışsallaştırmak için her zaman bir düşmana ihtiyaç duyar. Donald Trump gibi figürlerin, isimlerini bu karanlık dosyalardan sıyırmak adına İran veya başka dış odaklar üzerinden savaş tamtamları çalması, klasik bir dikkat dağıtma stratejisidir. Güç odakları için sadakat değil, verimlilik esastır; verimliliğini yitiren veya “yük” haline gelen her figür, sistemin çarkları arasında ezilmeye mahkumdur.

​Yaşamı mı, Sermayeyi mi Seçiyoruz?

​Berlin’deki konut kriziyle Epstein adasındaki ahlaki çöküş birbirinden bağımsız değildir. Biri sistemin ekonomik, diğeri ise ahlaki intiharıdır. Gelirinin %40’ını kiraya verdiren zihniyet ile çocukların geleceğini karartan küresel elitler aynı madalyonun iki yüzüdür.

​Artık masallara karnımız tok ve İllüzyon bitti demek gerekir. Ya bu bunak kapitalizmin enkazı altında hep beraber kalacağız ya da üretimi kar için değil; insan onuru, adil bölüşüm ve yaşam için yeniden örgütleyeceğiz demek olmalıydı ama insanlık ve gelişmişlik düzeyi halen her pisliği mideleri kaldıracak durumda daha. Bizler, bir avuç aykırı olanlar, bu sistemin sadece saçmalık yükünü taşıyanlar değil, gerçeğini en çıplak haliyle görenleriz. Bu görenlerin gözlerinin feride ancak uyarabilir ama esas olan görmek değil… yıkıp yeniyi inşa etmektedir.


​Erkan Karakaplan – 06.02.2026

Tags:


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑