Fransa’nın “29 Yaş Mektubu”: Biyolojik saat mi, politik baskı mı?
Fransa’nın 29 yaş mektubu planı, doğum oranlarını artırma hedefiyle savunulurken kadın örgütleri tarafından beden otonomisine müdahale olarak eleştiriliyor.
Haber-Yorum: Nazlı Top- Paris
Fransa’da düşen doğum oranları hükümeti harekete geçirdi. Ülke, kadın başına 1,56 çocuk oranıyla nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli 2,1 seviyesinin oldukça altında. Bu bağlamda hükümet, 29 yaşındaki tüm yurttaşlara çocuk sahibi olmaya teşvik edici bilgiler içeren resmi bir mektup göndermeyi planladığını açıkladı. Mektuplarda doğurganlığın yaşla değişimi, cinsel sağlık, doğum kontrol yöntemleri ve geç yaşta çocuk sahibi olmanın olası riskleri yer alacak. Ayrıca, hükümet yumurta dondurma merkezlerinin sayısını 40’tan 70’e çıkararak genç yetişkinlerin üreme seçeneklerini desteklemeyi hedefliyor.
Kadın Örgütlerinden Sert Tepkiler
Fransız kadın örgütleri ve feministler, bu girişimi kadınların bireysel kararlarına devlet müdahalesi olarak değerlendirdi. Feministler, devletin çocuk sahibi olmayı “teşvik etme” yaklaşımının kadınları baskı altında bırakabileceğini savunarak, doğum oranlarındaki düşüşün yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağı; ekonomik, sosyal ve yapısal koşulların, gençlerin çocuk sahibi olma kararlarında belirleyici olduğu vurgulandı.
Sosyo-Ekonomik ve Yapısal Faktörler
Uzmanlar, ev fiyatlarının yüksekliği, düşük ücretler, yetersiz çocuk bakım hizmetleri, kısa ebeveyn izni süreleri ve iş güvencesizliği gibi faktörlerin genç yetişkinlerin doğum kararlarını etkilediğini vurguluyor. Feministler, bu nedenle doğurganlık planlarının kadınların sorumluluğu gibi sunulmasının yanlış ve yanıltıcı olduğunu belirtiyor. Ayrıca, erkeklerin de bu süreçte eşit paya sahip olması gerektiği savunuluyor.
Devlet Politikalarının Eleştirisi
Kadın hakları savunucuları, hükümetin doğurganlık stratejilerini yalnızca bilgilendirme ve teşvikle sınırlı tutmasının yetersiz olduğunu dile getiriyor. Zorlayıcı dil ve devlet müdahalesinin sınırlandırılması gerektiğini savunan örgütler, bunun yerine eşitlikçi, sosyal destek odaklı ve bireysel haklara saygılı politikaların geliştirilmesini talep ediyor.
Bazı uzmanlar, doğum oranlarını artırma hedeflerinin sosyal politika ile desteklenmediği sürece etkili olamayacağını vurguluyor. Kadınların kararları üzerinde baskı yaratacak mesajlar yerine, ekonomik ve sosyal güvenceyi güçlendiren politikaların öncelikli olması gerektiği belirtiliyor.
Beden Otonomisine Müdahale
Fransa’nın 29 yaş mektubu planı, yalnızca demografik bir hedef değil, aynı zamanda kapitalist devletin kadınların bedeni üzerindeki müdahalesini ortaya koyuyor. Kadın örgütleri ve uzmanlar, doğum oranlarını artırmayı amaçlayan bu yaklaşımın yalnızca bireysel sorumluluk üzerine kurulu olduğunu ve sistemsel , toplumsal koşulları göz ardı ettiğini vurguluyor.
Kapitalist sistemde kadınların ekonomik güvencesi, iş yaşamında eşit hakları, ücretsiz ve erişilebilir çocuk bakım hizmetleri, güvenli konut ve sağlık hizmetleri yoktur; bu koşullar olmadan, kadın bedeni üzerinde hüküm kurmak diktatoryal bir politikaya eş düşer. Biyolojik saat temelli devlet söylemleri ise, kadınların bedensel ve toplumsal otonomisini sınıfsal ve ekonomik eşitsizliklerle pekişen bir baskı aracı olarak kullanmaktadır.
























































