Sömürgecilik

Published on Ocak 9th, 2026

0

Emperyalist sömürgeci saldırılara son, Kürdistan’a statü!


Emperyalist rekabetteki pozisyonunu kaybetmek istemeyen ABD, hem Güney Amerika’da hem Ortadoğu ve İran’da askerî emperyalist müdahalelerle dünya jandarmalığına yeniden soyunma hamlelerine girişiyor. Amerikan emperyalizmi, petrolü ve doğal kaynaklarını ele geçirmek amacıyla uluslararası sularda başlattığı yargısız infazlar sonrasında, başkent Karakas’a bombalar yağdırdı, Cumhurbaşkanı Maduro’yu esir aldı.

Halkların iradesi ve kendi kaderini tayin etme hakkı, sömürgeci saldırılarla bertaraf edilerek emperyalist savaş hazırlıkları militaristleşmeyle sürüyor. Bu konjonktürün bir parçası olarak Erdoğan şefliğindeki faşist sömürgecilik, Kürt sorununu faşist devlet sistemi içinde yönetilebilir kılmak ve bireysel haklar temelinde kısmi tavizlerle “çözmek” istiyor. Kürt halkının özlemi ve isteği ise net! Ulusal demokratik talepleri için yasal mücadele alanının güvencelenmesi; Kürt ulusunun inkârına son verilmesi; anadilde eğitim hakkı ve tüm demokratik siyasal hakların tanınması. Oysa faşist sömürgeciliğin Kürt ulusal demokratik hareketiyle zoraki kurduğu muhataplık masasındaki tekliflerinde Kürtleri bir ulus olarak kabul etmek, idarî özerklik ve anadilde eğitim haklarını tanımak, tüm siyasal tutsakların serbest bırakılmasını sağlamak ve Türk Ceza Kanunun’nun kaldırılması gibi kimi kolektif hakları da kapsayan bir gündem bulunmuyor.

Devletin sunduğu “çözüm” önerisinde; Kürt ulusal demokratik hareketinin Kürdistan’ın dört parçasında öz savunmasız bırakılması, Kürt halkının ulusal statü talebinin karşılanmaması, Kürt ulusal demokratik taleplerinin içeriksiz ve belirsiz bir zamanın vaadi olarak ötelenmesi vardır. İnkâr ve sömürgecilikte deneyim kazanmış Türk burjuva devleti, devam eden bu “süreci” kaçırmak istemiyor ve Kürt halkının kolektif ulusal demokratik haklarını inkâra dayanan devlet geleneğini sürdürüyor. Güncel durumda işçi sınıfı sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme hakkını kullanamıyor.

Demokratik hak ve özgürlükler baskı ve zorla ortadan kaldırılıyor. Gerici ve erkek egemen kuşatma altında kadın katliamları sistematik biçimde sürüyor. LGBTİ+’lara yönelik baskı ve katliam politikaları devlet politikasına dönüşmüş durumda. Toplumsal ve siyasal mücadeleler gözaltı ve hapishane tehdidiyle bastırılmak isteniyor. Bu faşist şeflik rejiminden demokratikleşme beklentisi bir hayaldir.

Irkçı, faşist ve politik İslamcı AKP-MHP bloku, Kürt ulusuna hiçbir hak tanımıyor. Sunulan tek seçenek, “kolektif haklardan ve ulusal kimlikten vazgeçmektir” diyorlar. Kürtlerin bireyleştirilerek sömürgeci egemenliğin dayattığı kadere razı olması isteniyor. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde sömürgeci Türk devletinin desteği ile katil HTŞ çetelerinin Kürtlere yeni bir soykırım saldırısı başlattığı bugünlerde Rojava kadın devriminin kazanımları ortadan kaldırılmak isteniyor.

Kürt halkı ve devrimciler faşizmi iyi tanıyor!

Adil ve demokratik bir barış; anadilde eğitim ve idarî özerklik gibi ulusal demokratik hakların tanınması, savaş esirlerinin koşulsuz serbest bırakılması, savaş suçlularının yargılanması, ön şartsız tüm güçlerin ve politik sürgünlerin Kuzey Kürdistan’a dönüşünün hukuksal güvenceye alınmasıyla sağlanabilir. Gerçek bir kardeşlik hukuku ise ancak Türk ve Kürt halklarının tam hak eşitliği temelinde kurulabilir.

Türk halkı, Türkiye işçi sınıfı ve ezilenleri; özgürlük ve adalet taleplerini kanla boğan Türk egemen sınıflarının karşısında, ezilen, yok sayılan, ulusal demokratik haklarını talep ettiği için katliamlardan geçirilen Kürt halkıyla aynı safta olmalıdır. Bu, hem Türk halk onurunu yüksekte tutmanın hem de özgürlüğe, insani ve onurlu bir yaşama ulaşmanın biricik yoludur.

Faşist AKP-MHP bloku, Kürt halkının ulusal demokratik haklarına dayalı bir anlaşmadan kaçmak için hile ve yalana başvuruyor. Tüm politik tutsakların serbest bırakılması veya politik sürgünlerin ülkeye dönüşü konularında “terör” tartışmaları yaratarak “süreci” belirsizliklere itiyor, yeni çürütme koridorları kuruyor.

Bugün Avrupa’da yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmen işçi ve emekçilerin, Kürt halkının kolektif demokratik haklarının tanınması ve anayasal güvenceye alınması mücadelesinin içerisinde bulunma görevi vardır. Kürt halkının uzun yıllardır büyük bedellerle elde ettiği kolektif haklar sahiplenilmelidir.; anayasal bir zemine kavuşturma özleminin yanında durmak ve Kürt Ulusal kimliğinin kabul edilmesi ve anadilde eğitim için mücadeleyi sürdürmek; sömürgeci Türk devletinin koşulsuz ateşkes ilan ederek Rojava, Suriye ve Güney Kürdistan’daki işgal saldırılarına sessiz kalmamak ; tüm PKK’li savaş esirleri ile devrimci, antifaşist tutsaklar serbest bırakılması talebini sahiplenmek; Terörle Mücadele Yasasının yürürlükten kaldırılması; koruculuk teşkilatı gibi özel savaş örgütleri dağıtılması talepleri sahiplenilmelidir.

Öz yönetim direnişlerinin ve faşist Türk devletinin Kuzey Kürdistan’daki katliamcı işgal saldırısının 10. yılında toprağa düşenleri anıyoruz. Biliyoruz ki, bedeli ne olursa olsun, Kürt halkının ulusal demokratik haklarının sağlanması mücadele yoluyla başarılacaktır. Bu amaçla Kürdistanlı ve Türkiyeli işçi ve emekçileri, enternasyonalist devrimcileri Kürt halkının ve mücadelesinin yanında olmaya çağırıyoruz.

Emperyalist savaş ve işgallere son!

Kürt halkının ulusal demokratik hakları tanınsın!

Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu

AVEG-KON


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑