Halklar ve İnançlar

Published on Kasım 28th, 2025

0

Cemevi ‘Siyasi Sonbahar Resepsiyonu’ndan birlikte çalışma mesajları

Bu yıl 2.’si düzenlenen BAT-Cemevi ‘Sonbahar Resepsiyonu’ Berlin Eyaleti Başbakanı, devlet sekreteryasından temsilciler, eyalet ve federal meclis milletvekilleri, siyasi parti, kardeş dernekler ve birçok sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Yapılan konuşmalarda farklı kimliklerin ortak değerler etrafında bir arada birlikte çalışılmasına dair önemli mesajlar verildi.

BAT-Cemevi’nin şimdiki binasında yer almasının 25. yılı vesilesiyle geçen yıl ilki düzenlenen ‘Sonbahar Resepsiyonu’nun ikincisi, Cemevi ana salonunda geçtiğimiz Cuma günü gerçekleşti. Yoğun bir ilgi ve katılımın olduğu resepsiyona, Berlin Eyalet Başbakanı ve CDU’nun gelecek yıl yapılacak seçimlerde başbakan adayı Kai Wegner, SPD başbakan adayı Steffen Krach ve Sol Parti başbakan adayı Elif Eralp katılımcılar arasındaydı.

Sunuculuğunu BAT-Cemevi adına YK üyesi Deniz Yıldırım Caliman’ın yaptığı resepsiyon, Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Derviş İsmail Canbaz’ın verdiği gülbenk ve Seyid Doğan’ın seslendirdiği Alevi batıni deyişleri ile başladı. Ardından BAT-Cemevi adına Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yüksel Özdemir’in konuşmasıyla devam etti.

Resepsiyona katılan tüm canları selamlayarak konuşmasına başlayan Özdemir’in konuşmasından başlıklar şöyle:

‘Almanya’da kök saldık ve değer kattık’

Onlarca yıldır demokratik ve çoğulcu birlikteliği desteklediğimizi kanıtladık ve bu değerler için çaba gösterdik. Bu önemli çalışmalar sayesinde toplumsal faaliyetlere katkıda bulunduk ve Berlin ile Almanya’nın şekillenmesinde rol aldık. Bu yıl Berlin’deki Cemevi’mizin 26. yılını kutluyoruz. Şüphesiz ki bundan önce de Alevi yaşamı ve dernek yapılanmaları mevcuttu, ancak 1998’de bu mekanları Yeni Apostolik Kilisesi’nden devraldığımız ve bir inanç kurumu inşa ettiğimiz anı hala net bir şekilde hatırlıyorum. Cemevi sayesinde Berlin’deki tüm Aleviler için bir başvuru adresi haline gelebildik. Bu bizim için buraya “kök salmamızın” merkezi bir anıydı. Ve ardından diğer önemli dönüm noktaları geldi: 2002’de bir inanç topluluğu olarak tanınmamız sayesinde inancımızı Berlin’deki ilk ve ortaöğretim okullarında öğretme imkanına kavuştuk. 2022’de Kamu Tüzel Kişiliğinin tanınmasına giden yol uzun ve zorlu bir yoldu. Ancak çatı kuruluşumuz (AABF) ve bizler bu yolda kararlı adımlarla yürüdük. Çünkü kamu tüzel kişiliği statüsü sayesinde ‘yeni vatanımızda’ inancımızın da hakkı olan tanınmayı elde ettik. Bu tanınma, Alevilerin eski vatanlarında hala kendilerinden esirgenmektedir. Ve bu tanınma ile birlikte üstleneceğimiz yeni sorumluluklar beraberinde gelecek.

‘Alevi İnancının Devamlılığı Esastır’

Özellikle, göç deneyimi olan bireylerin adil bir şekilde topluma katılımı ve Alevi inancının devamlılığı için çalışıyoruz. Bağımsız bir Alevi inanç kimliğinin tanınması ve geliştirilmesi de dernek çalışmalarımızın merkezinde yer almaktadır. Kurumumuz ‘Yol bir, sürek bin birdir’ ilkesiyle çoğulcu ve demokratik bir yapıya sahiptir. Alevilerin çeşitliliğinden doğan farklılıklara saygı gösteriyor ve bunu bir zenginlik olarak görüyoruz. Alevi örgütümüz, siyasi söylemini yolun kendi değerleriyle uyum içinde ifade eder ve tarafsızlığını her zaman korur.

Alevi inancının önemli isimlerinden Hâce Bektaş-ı Veli, 13. yüzyılda şu sözleri dile getirmiştir: “Biz millet, din, dil ve renk ayrımı yapmayız; yetmiş iki millete aynı nazarla bakarız.” Biz sadece insanı görürüz; ten rengini, cinsiyeti, cinsel yönelimi değil. Yolumuz gereği her türlü ırkçılık ve ayrımcılığa karşı mücadele ediyoruz.

‘Yeni Hizmet Alanları ve Yeni Kuruluşlar Açmak İstiyoruz’

Yaşadığımız toplumda sadece hakkımızda konuşulmasını değil, bizim de hayatın her alanında söz sahibi olmak istiyoruz. Bir sonraki projeler şimdiden başlangıç aşamasında. Bir Alevi anaokulu kurmak ve bunu şehrimizin hizmetine sunmak istiyoruz. Bakım hizmetleri sunmak ve/veya iş birliği içinde desteklemek istiyoruz. İnancımız gereği, kamu yararına yönelik çalışmaları genişleterek ve maddi ve manevi imkânsızlık çeken bireylere yardım, manevi destek ve yaşlı bakımı hizmetleri sunmak istiyoruz. Bu kapsamda, özel ihtiyaç sahibi bireyleri desteklemek ve onları topluluk yaşamına aktif olarak dahil etmek için “Yol Engel Tanımaz” projesini de hayata geçirdik. Perspektif olarak, Alevi yaşamını Berlin’de daha erişilebilir kılmak adına şehrin genelinde ek kurumsal mekanlar oluşturmak istiyoruz. Göçmen kökenli bireylerin siyasete katılımını teşvik edecek mevcut yönettiğimiz projeleri daha da yaygınlaştırmak istiyoruz. Berlin cadde ve meydanlarına Alevi şahsiyetlerin isimlerinin verilmesi önemli bir hedefimizdir. Çevre ve iklimi koruma sorunlarına da katkıda bulunacak ve görüşlerimizi siyasi söyleme taşıyacağız. Çünkü doğa, insan ve kâinat, Alevi inancında Hakk’ın bir yansımasıdır. İnancımızda Hak, evren ve insan, Hakk’ın birliğini oluşturur. Çalışmalarımızın pusulası her zaman Alevi değerleri olacaktır.

‘Desteğinize İhtiyacımız Var’

Kurumsal gelişimimiz göz önüne alındığında, toplumumuzda daha fazla sorumluluk almak istiyoruz. Bu gelişmeden hem biz Berlin Alevileri hem de kent toplumunun tamamı faydalanacaktır. Bunun için sizin desteğinize ihtiyacımız var, özellikle de siz görevdeki yetkili ve kurum temsilcilerinin desteğine. Bir Alevi kürsüsünün oluşturulması uzun süredir takip edilen ve gecikmiş bir konudur. Bu önemli adımın en kısa sürede hayata geçirilebilmesi için sizleri özellikle bu konuda göreve çağırıyoruz. Gelecekteki Alevi inanç öğretmenlerinin ve Alevi inanç görevlilerinin sağlam ve bilimsel kriterlere dayalı teolojik temel eğitim alabilmeleri için alt yapıyı oluşturmak istiyoruz. Bu akademik bilginin diğer toplumsal alanlara da aktarılmasını ve onları şekillendirmesini hedefliyoruz.

‘Gelecek Yıl Festivali Hep Birlikte Yapalım’

Ve son olarak, bu yılki bir başarımızdan bahsetmek ve bir ricada bulunmak istiyorum. 13 Eylül’de Almanya’nın ilk Alevi Kültür Festivali’ni düzenledik. 15’ten fazla kültür derneği, binlerce farklı kökenden Alevinin katıldığı festival, tam bir başarıydı ve kentimizde daha görünür olmak için bir fırsattı. Bu festival, kültürlerarası alışverişe hizmet ediyor ve diyaloğu teşvik ediyor. Çoğulculuğu şehrimiz için bir zenginlik olarak görüyoruz. Bu festivali artık her yıl düzenleyeceğiz. Bu nedenle, Sayın Başbakan’dan içtenlikle ricada bulunmak istiyorum: Önümüzdeki yıl düzenleyeceğimiz, Berlin Alevi Kültür Festivali’nin resmi hamiliğini üstlenir misiniz? Biz, Berlin Alevilerinin önünde daha yapılacak çok hizmetler var. Zorluklar büyük, ancak birlikte üstesinden geleceğiz. Alevi ozanı Yunus Emre’nin dediği gibi; “Gelin tanış olalım, İşi kolay kılalım, Sevelim, sevilelim, Dünya kimseye kalmaz.” Bu yolda Şah-ı Merdan Ali ve bozatlı Hızır bizlere yar ve yardımcı olsun diyor, hepinize teşekkür ediyorum.

Özdemir’in ardından ise AABF adına Melek Şahin konuşma yaptı. Tüm katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Şahin’in konuşmasında başlıklar şöyle:

‘Aleviliği Geleceğe Taşıyacak Çalışmalar İçindeyiz’

Farklı kökenlerden insanların bir araya geldiği ve birlikte geleceği şekillendirdiği bir ülkede yaşıyoruz. Biz Alevi toplumu olarak, bu birlikteliğin görünür, aktif ve sorumluluk almaya hazır etkin bir parçasıyız. Kamu tüzel kişiliği statüsüne sahip federal bir kuruluş olarak, topluluğumuzun çok önemli projeler geliştiriyoruz: “Benim Yeni Vatanım” projemizle yeni hayat kuran insanlara destek veriyor, “Hoş geldin. Buraya aitsin” diyoruz. Open AirCulture ile gençlere doğayı, topluluğu ve kimliği keşfetme fırsatı sunuyoruz. Yaşlı bakım çalışmalarımız ve Alevi manevi bakım hizmetimizle toplumumuzun temel taşlarını oluşturuyoruz. Çeşitli eyaletlerde hayata geçen Alevi Din Dersi ile gençlere inancımızı anlama imkânı sağlıyoruz. Üniversitelerdeki kürsüler ve araştırma programlarıyla kültürümüzü geleceğe taşıyoruz. ‘Doğa Haktır’ ilkesiyle, genç nesli sürdürülebilir bir gelecek için sorumluluk almaya çağırıyoruz.

‘Eşit ve Ortağız’

Ancak burada özgürce yaşayabilirken, Türkiye’deki gelişmeler bizi derinden etkiliyor. Selahattin Demirtaş, barış ve azınlık hakları için mücadelesinden dolayı hala hapiste. Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu siyasi bir mesele olarak karşımızda. Birçok muhalif politikacı, gazeteci ve aktivist görüşlerinden dolayı hapiste. Bu nedenle demokratik değerlerin yaşandığı alanlar yaratmak zorundayız. Berlin Alevi Toplumu tam da bu rolü üstleniyor; bir buluşma ve kültür mekânı olarak nesiller ve gelenekler arasında köprü kuruyor. Kamu tüzel kişiliği statümüz, topluluğumuzun bu şehirde ‘eşit’ ve bir ‘ortak’ olarak tanındığının güçlü bir işaretidir. Bu vesileyle geceyi hazırlayan herkese, özellikle Yüksel bey ve yönetim kuruluna, diğer tüm emek verenlere teşekkürlerimi sunuyorum. Nelson Mandela’nın dediği gibi: “Cesaret korkunun yokluğu değil, onun üstesinden gelmektir.” Gelin bu cesareti birlikte yaşayalım. Özgürlük, çeşitlilik ve arzuladığımız gelecek için birlikte dik duralım. Teşekkür ederim.”

Şahin’in ardından ise; Başkan Kai Wegner söz aldı. Bu etkinliğe davet edildiği için mutluluk duyduğunu ifade eden Wegner, Cemevi Başkanı, yönetimi ve diğer tüm katılımcıları “Merhaba Canlar” diyerek selamladı.

25 yılı aşkın süredir Alevi toplumunun bu kültür merkezinin ‘renkli, canlı bir inanç ve kültür merkezine dönüştürüldüğüne’ vurgu yapan Wegner, konuşmasında şu başlıklara dikkat çekti:

‘Kök Saldığınızı Görüyorum’

“25 yıldır buradaki faaliyetleriniz sadece sizlerin bağlılığını değil, aynı zamanda Berlin’de ne kadar köklü bir şekilde yerleştiğinizi gösteriyor ki bunu bugün burada bulunan çok sayıda siyasi temsilciden de anlayabiliyoruz. Parlamento ve federal meclisten birçok milletvekilini görüyorum. Şunu söyleyebilirim ki; Bu kadar çok siyasi temsilcinin bir araya geldiği çok fazla etkinlik yok.

Sayın Özdemir, konuşmanızın sonuna doğru “ortak köprüler kurmak” ve “dayanışma içinde birlikte hareket etmek” mesajlarını taşıyan cümleler kurdunuz. Özellikle bu zor zamanlarda, birçok insanın endişe ve korku duyduğu bu dönemde ben de inanıyorum ki sağlam köprüler kurmaya ve dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Ne yazık ki birçok vatandaşımız demokratik merkezden uzaklaşıp aşırı sağ partilere yöneliyor. Her zaman net olmalıyız. Bizler, toplumumuzu bölmek isteyen bu aşırı sağcı güçlerden hem sayıca daha fazlayız hem de sesimiz daha fazla çıkıyor.

‘Berlin’i Berlin Yapan Sizin Farklılığınız’

Tüzel kişilik konusuna gelirsek. Geçen yılki ziyaretimde bu konuyu uzun uzun konuşmuştuk. Bu nedenle bugün tekrar aranızda olmaktan dolayı özellikle mutluyum. Berlin özgürlükler şehridir, birkaç gün önce Berlin Duvarı’nın yıkılışının 36. yıl dönümünü kutladık. Ancak Berlin benim için sadece özgürlükler şehri değil, aynı zamanda; ‘çeşitlilik, hoşgörü ve uluslararası-enternasyonal bir şehridir. İşte tam da bu değerler için mücadele etmeye devam etmeliyiz, çünkü Berlin’i Berlin yapan da budur. Nefret ve ayrımcılık yayanlar Berlin’in bir parçası değildir. Şehrimizde farklı ülkelerden, farklı geçmişlerden ve inançlardan insanlar bir arada yaşıyor. Benim için birinin nereden geldiği, neye inandığı ya da nasıl yaşadığı önemli değil. Asıl önemli olan, hep birlikte iyi bir yönde ilerlememiz. Peki dayanışmayı nasıl güçlendireceğiz? Bu şehirdeki tüm çocuklara nasıl fırsat eşitliği sağlayacağız? Berlin, eğer potansiyelleri kullanır ve sorumluluk almak isteyen herkesi sürece dahil edersek, tüm bu fırsatları sunabilir.

‘Oğlum Neden Aleviliği Öğrenmesin’

Hamilik (festivali üstlenme) konusuna gelince. Memnuniyetle kabul ediyorum! Görüşmelere açığım ve umarım bunu önümüzdeki Eylül ayına kadar hayata geçirebiliriz. Ve inanç özgürlüğü meselesine değinecek olursak. İnançlar toplumsal dayanışmayı pekiştirir, insanları bir araya getirir. Sadece Hristiyanlık değil, Alevilik, İslam ve tüm diğer inançlar için kapsayıcı bir inanç eğitimi modeli geliştirmeliyiz. Neden oğlum okulda Alevi inancının temel değerlerini öğrenmesin. Bunun güzel örnekleri Brandenburg’da ve Hambug’da mevcut. Alevi toplumunun değerleri; insan sevgisi, dayanışma, hoşgörü ve saygı bu yolda birlikte ilerlememize çok değerli katkılar sunabilir. Aynı şekilde önemli olan bir diğer konu da, sizlerin de burada olmasından duyduğum memnuniyetle belirtmek isterim ki, toplumumuzdaki inançlar arası diyaloğun güçlendirilmesidir. Özellikle bu kadar çeşitliliğe sahip bir şehirde, bu diyaloğun devam etmesi gerekiyor. Sizler zaten Berlin Dinler Forumu’nda da aktif olarak yer alıyorsunuz. Bu değerli katkılarınız için size içtenlikle teşekkür ediyorum. Kısacası, gelin hep birlikte sorumluluk alalım. Teklifinize sevindim, dört gözle bekliyorum. Bu yolu birlikte yürüyeceğiz. Şimdiden önümüzdeki Eylül’deki festivali dört gözle bekliyorum. Eminim ki bu yolu önyargılardan uzak, daha fazla birliktelik ve dayanışmayla yürürsek, ortak geleceğimiz adına endişe duymama gerek kalmaz. Hepinize iyi bir akşam dilerim, teşekkür ederim ve Aşk ile Canlar!”

Başkan Wegner’in konuşmasının ardından resepsiyon, açık büfe ve sohbet bölümü ile sona erdi.

Başkan Wegner, AABF, BAT-Cemevi Yönetim ve Kadın İnanç BDAS-BDAJ Kurulları, AABF İnanç Kurulu, AABF Kuzey Bölge İnanç Kuruludışında resepsiyona; SteffenKrach (SPD başbakan adayı), Elif Eralp (Sol Parti başbakan adayı), Aziz Bozkurt (Berlin Eyaleti Sosyal İşler Müsteşarı), Andreas Kraus (Devlet Sekreteri), Urban Aykal (SteglitzZehlendorf Belediye Başkan Yardımcısı), Filiz Keküllüoğlu (Lichtenberg Belediye Meclisi Üyesi), Sevim Aydın (SPD Berlin milletvekili), Elif Eralp (SPD Berlin milletvekili), Ferat Koçak (Die Linke Federal Meclis milletvekili), Hakan Demir (SPD Federal Meclis milletvekili), Celal İrgi (iş insanı), Peder Prof. Dr. Felix Körner gibi isimlerin yanı sıra 30’a yakın milletvekili, kardeş dernek, sivil toplum ve siyasi parti temsilcileri katıldı.

Haber ve Fotoğraflar: BAT-Cemevi Basın Ofisi / Ulaş Yunus Tosun


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑